“Güzel Günler Göreceğiz” bir gün içerisinde İstanbul’da geçer. Beş farklı karakterin günlük hayatta kesişen yolları ve farkında olmadan birbirlerinin hayatına müdahalelerini anlatır. Film, doğrusal olmayan kurgusu ile bütün hikâyeleri iç içe geçirerek anlatır. Bir günlük zaman dilimi; geriye, şimdiye ve ileriye atlanarak ilerler.
İzzet (Uğur Polat)
Göçmen bürosu baş komiseridir. Sürekli kavga ettiği karısından, çocuklarına babalık yapma sorumluluğundan bıkmıştır… Karakolda tanıştığı ve sonrasında yardım ettiği Figen’e aşıktır. Onunla her şeyi geride bırakarak kaçma planları yapmaktadır. Ama aşkına karşılık bulamaz.
Figen (Feride Çetin)
Asıl adı Mediha’dır. İstanbul’un varoş mahallelerinden birinde bir dikim evinde çalışmaktadır. İstanbul’da ki adı Figen’dir. Köyündeyken tecavüze uğramış ve bu yüzden yine kendisi suçlanmıştır. Figen, öldürüleceğini anlayınca kaçarak İstanbul’a yerleşmiştir. Kendisini seven Ali ile günün sonunda yurt dışına kaçacaklardır. Ama o çocukluk aşkı Cumali’yi sevmektedir. Cumali’nin erken tahliye edildiğini öğrenmesi ve gün içinde onunla buluşması kararlarını etkileyecektir. Kendisine saplantılı bir şekilde aşık olan İzzet de Figen’in yanına gelince Figen kendisini içinden çıkılmaz bir üçgen’in ortasında bulur…
Ali (Barış Atay)
Ali lisanslı, profesyonel bir boksörken; katıldığı yasa dışı sokak dövüşlerinden dolayı lisansını kaybetmiştir. Bu yüzden antrenörü olan babası ile de arası açılmıştır. Sanayide bir araba tamircisi olarak Recep ustanın yanında çalışmaktadır. Recep ustanın yardımı ile bir dikim evinde çalışan sevdiği kadın Figen ile yurt dışına kaçacaklardır. Yeni bir hayat ve yeni bir başlangıç için planlar yapmaktadır. Ama onları kaçıracak kaçakçılar bu son günde fiyatı arttırırlar. Ali bunu Figen’e söyleyemez. Günün sonuna kadar yeterli parayı bulmak zorundadır.
Anna (Nesrin Cavadzade)
Ülkesinden kilometrelerce uzakta bir iş hayali ve huzur için geldiği Türkiye’de kendini bir anda fuhuş sektörü içinde bulmuştur. Bozukta olsa Türkçe konuşabilmektedir. İstanbul’un arka sokaklarında kendisine tutulan eski bir evde yaşamaktadır. Patronundan gizlice biriktirdiği paralarıyla yurtdışına, sevgilisine kaçmayı planlamaktadır. Gün içinde patronunun orta doğudan getirdiği on yaşındaki Azraf isimli çocuğa bakıcılık yapmak zorunda kalır. Kaçacağı bu son gün Azraf’ın hayatına girmesiyle Anna zor bir karar vermek zorunda kalır…
Cumali (Buğra Gülsoy)
Cumali henüz 18 yaşındayken kız kardeşini, kaçtığı İstanbul’da namus ve töre gereği öldürür. İşlediği cinayet yüzünden 14 yıl hapis cezasına çarptırılır. İstanbul’da bir cezaevine konur. Yattığı cezaevinden 12 yıl sonra iyi halden 2 yıl erken tahliye edilir. Devletin kendisini affetmesine rağmen Cumali içindeki pişmanlıktan kurtulamamıştır. Kendisini töre denen şeyin bir parçası olduğu için affedememektedir. Tek isteği kardeşinin İstanbul’da gömüldüğü yeri öğrenip ondan af dilemektir. Gün içinde hapisteyken sürekli mektuplaştığı, çocukluk aşkı Mediha ile buluşacaktır. Bu aşk gelecekle ilgili planlarını değiştirecektir.
Yönetmen Görüşü
“Güzel Günler Göreceğiz” bir gün içinde İstanbul’da geçen bir hikâyedir. Bu hikâye, sekiz farklı karakter üzerinden bir Türkiye portresi çıkarmayı amaçlar. Birbirinden bağımsız karakterlerin her biri aynı coğrafyanın farklı iklimini temsil eder gibidir. Kimsi yazın sıcaklığını, Kimisi sonbaharın hüznünü, kimisi kışın karamsarlığını, kimisi ise ilkbaharın coşkusunu yaşamaktadır. Bu karakterlerin hikâyeleri ne kadar birbirinden bağımsız görünse de aslında bütünü oluşturan parçaların ta kendisidirler. Her bir karakterin varlığı bir diğerinin hayatına ciddi etkiler bırakmaktadır. Hayatın içinde yanımızdan geçip giden insanların hayatımıza olan etkisinden habersiz yaşarız. Ancak toplumu oluşturan her birey farkında olsun olmasın toplumu oluşturan ve dönüştürenlerdir. Bu oluşum ve dönüşüm sürecinde kendi hayatlarımızda, tanımadığımız insanların etkilerinden ve etkileşimlerinden dolayı sürekli bir değişim içindedir.
Film, ismini Nazım Hikmet’in “Güzel Günler Göreceğiz Çocuklar” şiirinden ödünç alır. Özünde bir umut hikÂyesidir. Sekiz karakterinde gelecekle ilgili umutları ve hayalleri vardır. Bu film güzel günleri düşleyen birbirinden bağımsız karakterlerin, bu düşlerini gerçekleştirirken bir gün içinde kesişen hayatlarını anlatır. Birbiriyle çatışma halindeki kültürlerin ayırdığı sekiz farklı insan grubu, eşlik ettiği; var oluş, kader, tesadüf gibi kavramlar ile paylaşılmış kadere doğru hızla yol almaya başlayacaklardır. Dağınık parçalar halinde verilen hayatlar bir noktadan sonra kesişerek birbirini tamamlayan bir sürece doğru ilerlerler. Bu süreçte izlediklerimiz Türkiye’nin minimal anlamda bir izdüşümü olacak, toplumu ve gündemi meşgul eden güncel meselelere bakışı ile zamanını ve mekânını yaşayan bir gerçekliğe oturtturacaktır.
Her karakterin kendi iç sesiyle okuduğu şiirlerle, anlatılan hikâyelerin her coğrafyada, her kültürde ve çağda aynı olduğunu; insan denen varlığın dil, din, ırk, kültür farkından ayrı olarak aynı temel var oluşsal sorunlarla mücadele ettiğini vurgulamak amaçlanır.
Film, sinemanın doğası gereği ulaşabildiği en fazla seyirciye ulaşmayı hedefler. Tüm tür kalıplarını kullanarak görsel olarak akıcı, içerik olarak sorgulayıcı ve sorgulatıcı olmayı hedefleyerek gerek festival seyircisine, gerekse popüler kitleye hitap edebilmeyi amaçlar. Gelişen hikâye içinde nedenlerden çok sonuçları vererek seyircinin de bu yapboz’un içine dâhil olmasına olanak verir. Hansel ve Gratel’in bıraktığı ekmek kırıntıları gibi seyircisine ipuçları bırakır ve seyirciden bunları bir bütün olarak tamamlaması beklenir. Sonuca giden yoldaki merak unsurunu her daim ayakta tutan senaryosu ile izlenmesi keyifli, seyirciyi sürecin içine dâhil eden bir film yapısı kullanılacaktır. Bu doğrultuda başarılı örneklerini izlediğimiz “Crash”, “Amor es Perros”, “Babel”, “Anlat İstanbul” ve Yılmaz Güney’in “Yol” filmi gibi bu tarz bir içeriği ve görselliği kullanan filmleri kendine referans alır.
Yönetmen: Hasan Tolga Pulat
Oyuncular: Buğra Gülsoy, Feride Çetin, Barış Atay Mengüllü, Uğur Polat, Nesrin Cavadzade, Zeynep Kaçar, Bedia Ener
Senaryo: Emre Kavuk
Yapımcı: Hasan Tolga Pulat
Görüntü Yönetmeni: Önder Şengül
Kurgu: Kalender Hasan
Sanat Yönetimi: İsmet Bosna
Müzik: Toygar Işıklı
Yapımcı Şirket: Onaltıdokuz Film Yapım
Türkiye Dağıtımı: Medyavizyon
Gösterim Tarihi: 3 Şubat 2012


