Anna Karenina

Anna Karenina Filmi

Herkes bir şekilde sevmeyi öğreniyor.

Anna Karenina, başarılı yönetmen Joe Wright’ın, Leo Tolstoy’un romanından uyarladığı destansı aşk hikâyesinin yeni bir tiyatral versiyonu. Bu film, Oscar adayı oyuncu Keira Knightley ve Oscar adayı yapımcılar Tim Bevan, Eric Fellner ve Paul Webster’ın, “Aşk ve Gurur” ile “Kefaret”in ardından üçüncü filmleri…

Yaratıcı ekipte görüntü yönetmeni Seamus McGarvet (Yenilmezler), üç kez Oscar’a a.day gösterilen yapım tasarımcısı Sarah Greenwood (Sherlock Holmes), kurgucu Melanie Ann Oliver (Jane Eyre), saç ve makyaj tasarımcı Ivana Primora (Hanna), Oscar ödüllü besteci Dario Marianelli (Kefaret) ve iki kez Oscar’a aday gösterilen kostüm tasarımcı Jacqueline Durran (Aşk ve Gurur) yer alıyor.

Zamandan bağımsız bu hikâyede birinin bir başkasını sevebilme kapasitesi ele alınırken, bir yandan da Rus İmparatorluğu zamanındaki müsrif topluma ışık tutuluyor. Yıl, 1874. Hayat dolu ve güzel Anna Karenina (Knightley) yaşıtlarının imreneceği birçok şeye sahip. Kendisi, bir de erkek çocuk doğurduğu üst düzey devlet görevlisi Karenin’le (Jude Law) evli ve St. Petersburg’da gelip gelebileceği en yüksek sosyal konumlardan birine sahip.

Çapkın erkek kardeşi Oblonsky’den (Matthew Macfadyen) karısı Dolly ile (Kelly Macdonald) olan evliliğini kurtarmasına yardım etmesine dair aldığı mektup sonrası Moskova’ya gidiyor. Yolculuğu sırasında Kontes Vronsky ile (Olivia Williams) tanışan Anna, ardından tren garında Kontes’i karşılayan oğlu yakışıklı subay Vronsky ile de (Aaron Taylor-Johnson) tanışıyor. Vronsky ile Anna tanıştırıldığı zaman, arada anında bir kıvılcım oluşuyor ve bu kıvılcım asla görmezden gelinemiyor.

Anna Karenina Filmi - Keira Knightley

Moskova’daki evin ziyaretçilerinden biri de aşırı duyarlı ve merhametli arazi sahibi, Oblonsky’nin en yakın arkadaşı Levin (Domhnall Gleeson). Levin, Dolly’nin küçük kız kardeşi Kitty’ye (Alicia Vikander)aşık. Levin, Kitty’ye evlenme teklifi ediyor ancak Kitty de Vronsky’ye âşıktır. Yıkılan Levin, Pokrovskoe’daki evine döner ve kendini çiftlik işlerine adar. Büyük balo da Vronsky’nin gözlerini Anna’dan alamadığını, evli Anna’nın da genç adamın ilgisine karşılık verdiğini gören Kitty hüsrana uğrar.

Anna, dengesini bulmak için çabalar ve evine, St. Petersburg’a döner ancak Vronsky de peşinden gider. Aile yaşantısına kaldığı yerden devam etmeye çalışan Anna, aklından bir türlü Vronsky’yi atamamaktadır. Aralarında başlayan tutkulu aşk, St. Petersburg halkı arasında skandal yaratır. Çok kötü bir duruma düşen Karenin, karısına ültimatom verir. Mutlu olabilmek adına Anna’nın verdiği kararlar imaj düşkünü halkın gerçek yüzünün ortaya çıkmasını sağlar, Anna ve onun etrafındakiler romantik ve trajik sonuçlara katlanmak zorunda kalır.

Romandan Senaryoya ve Benzersiz Kurguya

Leo Tolstoy’un ebedi romanı Anna Karenina’yı, Anna Karenina’nın yönetmeni Joe Wright özetliyor: “Herkes bir şekilde sevmeyi öğreniyor.”

Wright’ın cesur tiyatral yeni filminde Anna rolünü üstlenen Keira Knightley anlatıyor: “Hikâyeyi bugün de anlayabiliyoruz çünkü insanlar hâlâ sahip olamayacakları şeyleri istiyor, hâlâ sosyal engellerle ve kurallarla karşılaşıp, birbirlerine duygularını aktarmakta zorlanıyorlar.”

Wright şöyle diyor: “Kitabı okuduğumda, hayatımda o an bulunduğum yeri çok iyi tarif ediyordu. Karakterlerden biri gibi olduğunuzu düşünmek istiyorsunuz. Sonra bakmışsınız başka bir karaktere de benziyorsunuz. Hepsi çok gerçekçi ve bizlere çok yakın.”

Anna Karenina Filmi - Keira Knightley

Uzun zamanlar birlikte çalıştığı Working Title Films yapımcıları ve ortak başkan yardımcıları Tim Bevan ve Eric Fellner’a, baş rolünü Kightley’nin canlandıracağı Anna Karenina filmi için Wright teklif götürmüş.

Bevan anlatıyor: “Bu, büyük bir romandı. Daha önce de uyarlaması yapılmış harika bir aşk hikâyesiydi. Buna bir şeyler katacak bir senariste ihtiyacımız olduğunu biliyorduk. Oscar ödüllü senarist ve oyun yazarı Tom Stoppard, bu klasik kitap uyarlamasında Wright’ın aklında olan tek isimmiş.

Stoppard anlatıyor: “Bunu yapmayı çok istedim. Kendimi daha ziyade tiyatro oyunları yazarı olarak görüyorum ama tam zamanlı bir oyun her zaman yazmıyorum. Arada farklı türlerde film çalışmaları yapmak hoşuma gitse de hepsi Joe Wright’ın yönetmenliğini yapacağı harika bir roman uyarlaması olmuyor.”

Bevan şöyle diyor: “Tom, kitabı okudu ve daha önce çekilmiş mini dizileri ve film versiyonlarını izledi. Bunlardan biri de Rusçaydı. Anna Karenina, içinde sınıf farklılıklarına, politikaya, ahlaki davranışlara ve sevgiye dair pek çok temayı ve felsefeyi barındıran bir eser. Birbirinin içine geçmiş, birbiriyle ilintili anlatımlar ve karakterler var.

“Önceki uyarlamalarda Anna’ya odaklanıldığını fark ettik. Halbuki roman da paralel olarak Levin’in de hikâyesi anlatılıyor. Hatta onun gelişimi daha güçlü bir anlatım oluşturuyor.”

Yapımcı Paul Webster anlatıyor: “ İki karakter; Anna ve Levin’in karakterleri, insan kalbinde çıktıkları yolculukta, ortada karşılaşıyorlar. Biri trajik, diğeri mutluluk verici.”

Anna Karenina Filmi

Aşkın Görünümü

Paul Webster Joe Wright’ın çalıştığı en hazırlıklı yönetmen olduğunu anlatıyor: “Film kafasında. Kare kare, sahne sahne kafasında onu işliyor. Anna Karenina’da storyboard sayısı çok fazlaydı, daha önce çektiğimiz filmlerden de fazlaydı. Her mekanı veya yerine göre seti belirliyor. Sonra bu bilgileri ekibiyle paylaşıyor. Herkes anlatılan hikâyeye katkıda bulunuyor. Yapım sırasında bir değişiklik olursa herkese haber veriyordu.”

JAcqueline Durran anlatıyor: “Her sahnenin nasıl görüneceği Joe’nun aklındaydı. Sizin göreviniz bunun ne olduğunu bulmak ve fikrini gerçekleştirmeye çalışmak. O her şeyi önceden düşünüyor ama sizin ona vereceğiniz şeyleri kullanmak için de can atıyor.”

Wright, Durran’dan Anna’nın kostümlerinin 1950’lerdeki tarzda olup 1870’lerin havasını taşımasını istediğini söyledi. Keira Knightley “tek bir zaman diliminde kısıtlı olmamak çok özgür kılıcıydı.”

Anna’nın görüntüsü, lüks, Fransız kıyafetleri giyen Rus aristokrasisindeki konumuna uygun olmalıydı. Kostüm tasarımcının araştırması, Fransız moda öncüleri Balenciaga, Dior, dönem fotoğrafçılarını da içeriyordu. “Joe’nun fikrini çok gerçekçi buldum çünkü 1950’lerin dikilmiş kıyafetleri önceki dönemlere ait gibi görünüyordu. 1870’lerin kıyafetleriyle karşılaştırdığımızda arada 80 yıllık bir süre olsa da iki dönem birbiriyle çok iyi uyum gösteriyordu. 50’lerin kıyafetlerini biraz daha şıklaştırdık. Anna’nın etek biçimi 1870’lerin tarzında, bunu bozmadım hiç. Ama üst kısımlar 1950’lere kayıyor. Anna’nın gri ipek ceketi gibi bazı diğer kostümlerde de 1950’lerin havası var.”

“Kefaret”te olduğu gibi Durran, Sarah Greenwood ve Ivana Primorac’la yakinen çalışmış. Temaları ve renk paletlerini konuşmuş, referans materyal takası yapmışlar. Her biri kendi düşüncesini de ortaya koymuş.

Durran anlatıyor: “Ivana’yla kostümlere ve karakterlere uygun saç ve makyajları konuştuk. Sarah, bir sahneyi az çok kestirebiliyor. Joe başlarda provalara gelip ‘bence şu yoldan gitmeliyiz’diyor.”

Wright, Primorac’tan, Anna’nın sofistike görünümünü yumuşak, koyu lülelerle geliştirmesini istemiş. Bu tarz, başka hiçbir kadın karakterde yok. İç güzelliğini yansıtacak da bir makyaj yapılacaktı.

Knightley’ye “Kefaret”te inanılmaz yeşil elbiseyi giydiren, “Aşk ve Gurur”daki gardrobunu da hazırlayan Durran, oyuncuyla Wright’ın istediği görünümü destekleyebilmenin yollarını konuşmuş: “Keira, giydirmesi ideal bir oyuncudur. İş birlikçidir. Yapılacak düzenlemelerle ilgili çok güzel önerileri olur. Anna’nın tematik olarak kullandığı renkler ilk etapta koyu. Mesela Karenin’lerin evinde onu ilk gördüğümüzde üzerindeki kırmızı elbise gibi. Ama Vronsky’ye ilgi duymaya başladığında daha açık tonlar kullanmaya başlıyor. Daha sonra kıskançlığı devreye girip paranoyaklaşınca tekrar koyu renklere dönüyor.”

Baloda Knightley, 2 milyon dolar değerinde, kendisine Chanel’den çekim için kiralanan, bir pırlantayla geliyor.

Anna’nın aşk hayatındaki iki adamın, toplum içindeki konumları itibarıyla farklı tarzları var. Kont Vronsky’nin tarz üniformaları, dönemin Rus üniformalarından etkilenilerek yapılmış. Açık mavi ve beyazlar. Sarı saçı ve mavi gözleriyle diğer erkeklerden ayrılıyor.

Karenin’in kostümleri 19’uncu yüzyıl çarlık üniformalarına dayanıyor. Tasarımlar, karakteri için sadeleştirildi. Toplum içindeki gücünü ve konumunu resmediyor. Durran anlatıyor: “Jude Law, detay eklemektense çıkarmanın daha iyi olacağı fikrindeydi. Karenin’e bir manastır hayatı yaşıyor havası verdik. Evinde robdöşambrıyla dolaşıyor.”

Law anlatıyor: “Bence kostümler, saç ve makyajın insana çok faydası oluyor çünkü karakterinizin nasıl bir tipi olacağına dair bir fikir ediniyorsunuz. Gerçi son ana kadar da göremiyorsunuz.”

Primorac anlatıyor: “Her şey tamamlandığında, artık Jude’dan eser kalmamış, kitapta anlatılan Karenin olmuştu. Karakterin tırnaklarından boynuna her şeyin üzerinden geçmiştik. Karenin’in saçlarının dökülmekte olduğunu göstermek için kısmi olarak kafasını kazımamız gerekiyordu. Jude, bunu çok iyi karşıladı. Birkaç ay öyle kalacak olsa da bunu yapmayı çok istedi.”

Levin’in köylü tarzı giyimi için kitaptan referans aldıklarını söyleyen Durran şöyle devam ediyor: “Kuzey ve Güney Rusya’yı harmanlayarak, Levin’e de sadık kalarak melez bir tarz yarattık.”

Kelly Macdonald anlatıyor: “Kadınlar için hep kabarık kumaşlar vardı. Karakterim hamileyken salyangoz gibi oradan oraya gidiyordum. En azından korse takmıyordum çünkü takınca “öğlen ben çok yemeyeceğim” oluyorsunuz.”

Ruth Wilson devam ediyor: “bu karakterleri sıkıyorlar, çekiştiriyorlar. Kıyafetler de bunu işaret ediyor. Jacqueline, Ivana ve ben Betsy’yi hem manipülatif hem de boyun eğen biri olduğunu nasıl anlatacağımızı konuştuk. Tipiyle, odadaki herkesten daha dramatik.”

Betsy, detaylı saçı ve makyajıyla diğer kadın karakterlerden ayrı duruyor. Durran, Joe’nun kendisine verdiği fikirle ‘geyşa’ fikri üzerinde çalışıyor. 1870’lerin şekillerini Japon fikirlerine döünüştürdük. Yine 1950’lerin kıyafetleriyle inanılmaz bir bağlantı oluştu çünkü Balenciaga, kimono yaka çalışıyordu.”

Baloda ve Betsy’nin suarelerindeki kadın dansçılar pastel renkler giyiyor. Bunların üzerinde de hafif bir leke var. Bu da parçası oldukları toplumun yozlaşmışlığının bir sembolü.

Erkek dansçılar, teatral bir performans sırasındaki tiyatro topluluğu gibi, film süresince farklı rollerde yer alıyor. Oblonsky’lerin ofisinde kostümlerinin üstüne yeşil ceketler giyiyorlar, koreografisi yapılmış bir şekilde, birlik hâlinde daktilo yazıyorlar ve bir anda önlükleri takıp garson oluyorlar.

Hem erkek hem kadın dansçıların canlandırdığı hizmetçilerin bir sahneden diğerine sessizce geçişini anlamıyoruz bile. Adeta görünmezler, tıpkı toplumdaki konumları gibi.

Anna Karenina Filmi Afişi

Anna Karenina

Yönetmen: Joe Wright
Oyuncular: Keira Knightley, Jude Law, Aaron Taylor-Johnson, Matthew Macfadyen, Kelly MacDonald, Guro Nagelhus Schia, Aruhan Galieva
Senaryo: Tom Stoppard (Leo Tolstoy’un aynı adlı romanından)
Prodüksiyon Tasarımı: Sarah Greenwood
Görüntü Yönetmeni: Seamus McGarvey
Kurgu: Melanie Oliver
Kostüm Tasarımı: Jacqueline Durran
Set Dekorasyonu: Katie Spencer
Müzik: Dario Marianelli
Türkiye Dağıtımı: UIP Filmcilik
Gösterim Tarihi: 28 Aralık 2012

İzleyici ve Box Office: 127.315 izleyici – 1.617.723 TL

Tags : , , , , , , ,

Aşk – Amour

Aşk - Amour Filmi

Michael Haneke’den ödüllü film…

80’lerinde emekli ve eğitimli iki müzik öğretmeni olan Georges ve Anne’ın ,kendileri gibi müsizyen olan fakat uzakta yaşayan bir kızları vardır. Bir gün Anne bir kriz geçirir ve felç olur. Çift kadının felç geçirmesinin ardından bu durumla başa çıkmaya çalışmaktadır. Şimdi onca yıla yayılmış olan evlilikleri yeniden bağlılık testinden geçmektedir. Usta yönetmen Michael Haneke’nin son filmi olan yapım 2012 Cannes Film Festivali’nden büyük ödülle dönmüş, izleyicinin geniş ilgisiyle karşılaşmıştı.

Michael Haneke yönetiminde çekilen filmin baş rollerinde Jean Louis Trintignant, Emmanuelle Riva, Isabelle Huppert, Alexandre Tharaud, Rita Blanco, Suzanne Schmidt, Damien Jouillerot, Damien Jouillerot oynadı. Prodüksiyon tasarımlarını Jean-Vincent Puzos, görüntü yönetmenliğini Darius Khondji, kurgusunu Nadine Muse ve Monika Willi, kostüm tasarımlarını Catherine Leterrier, set dekorasyonunu Susanne Haneke gerçekleştirdi.

Aşk - Amour Filmi Afişi

Aşk – Amour

Yönetmen: Michael Haneke
Oyuncular: Jean Louis Trintignant, Emmanuelle Riva, Isabelle Huppert, Alexandre Tharaud, Rita Blanco, Suzanne Schmidt, Damien Jouillerot, Damien Jouillerot
Senaryo: Michael Haneke
Prodüksiyon Tasarımı: Jean-Vincent Puzos
Görüntü Yönetmeni: Darius Khondji
Kurgu: Nadine Muse, Monika Willi
Kostüm Tasarımı: Catherine Leterrier
Set Dekorasyonu: Susanne Haneke
Türkiye Dağıtımı: M3 Filmcilik
Gösterim Tarihi: 28 Aralık 2012

İzleyici ve Box Office: 29.453 izleyici – 307.416 TL

Tags : , , , , , , , , ,

Medyum – Red Lights

Medyum - Red Lights Filmi

Neye inanmak istiyorsun?

Psikolog Dr. Margaret Matheson (Sigourney Weaver) ve asistanı Tom Buckley metafizik olaylar üzerine çalışmaktadırlar. Yüzlerce medyumun kirli çamaşırlarını yapmış oldukları araştırmalarla açığa çıkarmışlardır. Tom (Cillian Murphy) ise ünlü medyum Simon Silver’ın (Robert De Niro) 30 yıl aradan sonra tekrar gösteriye çıkacağı duyumunu almıştır. Tom Buckley (Cillian Murphy), Simon Silver (Robert De Niro) ile tanıştıktan sonra onu saplantı haline getirecektir. Dr. Margaret Matheson’ın (Sigourney Weaver) Simon Silver’dan (Robert De Niro) neden bu kadar çekindiğini anlayamayan Tom Buckley (Cillian Murphy), gerçeği öğrendiğinde çok etkilenecektir. Ama işin peşini bırakmayacaktır.

The Contestant (2007) ve Buried (2012) ödüllü filmlerinin ardından Medyum; Rodrigo Cortes’in üçüncü filmidir. Filmin çekimleri Barselona ve Toronto’da yapıldı. Çekimler 10 ile 11 hafta arası sürdü. Cortes’in filme hazırlanması ortalama bir yılını aldı. Anlaşılamaz olayları, bilimi ve parapsikolojiyi detaylıca inceledi. Bunların yardımıyla karakterlerin oluşması sağlandı.

Rodrigo Cortés yönetiminde çekilen filmin baş rollerinde Robert De Niro, Sigourney Weaver, Cillian Murphy, Toby Jones, Joely Richardson, Elizabeth Olsen, Leonardo Sbaraglia, Adriana Lenox, Madeleine Potter oynadı. Prodüksiyon tasarımlarını Antón Laguna, görüntü yönetmenliğini Xavi Giménez, kurgusunu Rodrigo Cortés, kostüm tasarımlarını Patricia Monné gerçekleştirdi. Müziklerini Víctor Reyes besteledi.

Medyum - Red Lights Filmi

Oyuncular ve Yönetmen Hakkında

Yönetmen Rodrigo Cortes

1973 İspanya doğumlu yönetmen Red Lights filminin yönetmeni ve aynı zamanda da yapımcısıdır. Daha küçük yaşlarda yönetmen olacağı sinyalini veren Cortes, ilk kısa filmini on altı yaşındayken yapmıştır.

Yönetmenin başlıca yapıtları şunlardır: Red Lights, Emergo, Buried, Concursante, Alone, Dirt Devil. Yönetmenliğinin yanı sıra oyunculuk ve yapımcılık alanlarında da kendini göstermiştir. Rol almış olduğu filmler Dirt Devil, Interrupts, Los 150 metros de Callao, 15 Dias, La ley de Murphy ve Yul şeklindedir.

Robert De Niro

Gelmiş geçmiş en iyi aktör olarak adlandırılan De Niro 1943 yılında New York’ta doğmuştur. Broadway’de sahnelenen oyunlarla büyüyen De Niro, ilk kulis havasını “Oz Büyücüsü” rolüyle kokladı. On altı yaşına girince Çehov’un “Ayı” oyununda rol aldı. Birçok başarılı oyuncu gibi ünlü tiyatro öğretmeni Stella Adler’den ders aldı. Kamerayla ise 1968 yılında çekilen “Greetings” filmiyle tanıştı.

İlk ödülünü 1974 yılında “ Bang the Drum Slowly” filmi ile almıştır. “Baba 2” filmi ile 1975 yılında ve “Raging Bull” filmi ile 1981 yılında Oskar ödülleri kazanmıştır. Son olarak, “Limitless”, “The Big Wedding”, “Machete”, “Little Fockers”, “Red Lights” filmlerinde rol almıştır.

Medyum - Red Lights Filmi

Özel yaşamını büyük bir titizlikle gözlerden saklayan De Niro, meslek yaşamı ile aile hayatını birbirinden iyice ayıran ender yıldızlardan. 1976 yılında Dianne Abbott ile evlenen aktörün bu birliktelikten bir oğlu bulunuyor. Uzun yıllar sonra boşanan De Niro, bir ara Toukie Smith isimli bir bayanla birlikte oldu. 1997’de uzatmalı sevgilisi Grace Hightower ile gizlice evlendi.
Sigourney Weaver (Margareth Matheson)

1949 New York, Amerika doğumludur. Sinemaya adım atığından bu yana çeşitli karakterlerin hakkını veren Sigourney Weaver oskar ve Golden Globe ödüllüdür. Oskar ödüllü oyuncu Stanford üniversitesi mezunudur. Ardından Yale Üniversitesi’nde Drama bölümünde yüksek öğrenim yapmıştır.

İlk ödülünü 1987 yılında Satürn Awards’da “Aliens” filmi ile en iyi kadın oyuncu dalında almıştır. Ardından aynı yıl yine Mystfest’de “Half Moon Street” ile en iyi kadın oyuncu ödülü almıştır. 1989 yılında Golden Globe, 1998 yılında Yılın Kadını ve BAFTA film ödüllerinde “Ice Storm”, 2001 yılında Hayat Boyu Başarı ödüllerine layık görülmüştür.

Cillian Murphy (Tom Buckley)

1976 İrlanda doğumludur. Aktör olarak kariyerine başlamadan önce müzik ile uğraşmıştır. Daha sonra üniversitede hukuk bölümünü okurken yarım bırakma kararı almıştır. Aktörlük kariyerine ilk adımı yerel bir tiyatro yönetmeni ile başlamıştır. Sinema hayatına yön veren ilk şey “Disco Pigs” filmi için gelen teklif olmuştur.

İlk ödülünü 2002 yılında Ourense Bağımsız Film Festivali’nde “Disco Pigs” filmi ile kazanmıştır. Ardından 2007 yılında “Breakfast on Pluto” filmi ile IFTA ödülüne layık görülmüştür. Son olarak, “Inception”, “The Dark Night”, “Batman Begins”, “In Time” gibi filmlerde rol almıştır.

Yapım Hakkında

 Başrollerini Robert De Niro, Sigourney Weaver (Allien serisi, Working Girl), Cillian Murphy’nin (Dark Night, Batman Begins, Inception) paylaştığı filmin yönetmeni Rodrigo Cortes’dir.

 Sigourney Weaver zaten psikolojik gerilim türünde “Allien” serisiyle de başarısını ispatlamış son derece başarılı bir isim. Cillian Murphy (Dark Night, Batman Begins, Inception) onun asistanı rolünde. Kadroda ayrıca Joely Richardson (Nip/Tuck) ve bu sene Sundance Film Festivalinde son derece başarılı bir çıkış yapan Elizabeth Olsen (Mary Kate-Ashley Olsen ikizlerinin diğer kardeşleri) da yer alıyor.

 Çekimler için Barselona’nın basketbol stadyumu tercih edilmiş.
(Koskocaman basketbol sahasını set olarak kullanmak, hâli hazırda stadın mevcut yemekhane, tuvalet, ofis odaları gibi altyapı imkânlarından faydalanmak hakikaten akıllıca bir seçim olmuş.)

 Paranormal aktiviteleri konu alan filmde, dünyaca ünlü kahin, kör bir adamı canlandıran Robert De Niro bu role hazırlanmak için iki ay New York’ta kör bir adamla bire bir takılmıştır.

 Sette, koyu renk siyah gözlükleri olmasına rağmen gözlerine taktıkları görmesini engelleyen iri beyaz lensler ile rolünün konsantrasyonunda kalmayı tercih etmesi de hakikaten etkileyici!

 Yine bu rol için Amerika’da Mormon denen tarikata mensup bir kişiden kalabalığa hitap ve etkileyici konuşma yöntemleri ile ilgili dersler aldı. De Niro gibi büyük oyuncuların işlerini ne kadar ciddiye aldıklarının bir göstergesi.

 De Niro’nun genç yaşına ve fazla bir film tecrübesi olmamasına rağmen (bu üçüncü filmi olacak) Cortes ile çalışmayı kabul etmesi de enteresandır.

 Robert De Niro’nun filmdeki takım elbiseleri Ermenegildo Zegna markası tarafından temin edildi.

 Geleceğin dahi yönetmenleri arasında yer alabileceği düşünülen Rodrigo Cortes bir röportajında son derece mütevazi bir şekilde ‘hiçbir altyapısı’ olmadığını söyleyerek sanat tarihi okuduğunu, müzikle ve resimle ilgilendiğini belirtiyor. İlk kısa filmini ise 14 yaşında çekmiş.

 Sinemaseverler bu İspanyol yönetmeni geçen sene vizyona giren ‘Burried’ filmiyle tanırlar. Irak’ta saldırı sonucunda uyandığında kendini bir tabut içerisinde canlı canlı gömülmüş olarak bulan Amerikalı müteahhitin zamana karşı yarışarak gömüldüğü tabuttan kaçış öyküsünü anlatan filmde Ryan Reynolds oynuyordu. Daha önce ‘Concursante’yi (The Contestant) yazmış ve yönetmiş.

Yönetmen Yorumu

 ‘Filmde fikrin çıkış noktası insan beyninin algı mekanizmasının nasıl işlediğinin keşfedilmesi ve özellikle zihnimizin bizi nasıl yanıltabildiği’ diye açıklıyor.

 Film, paranormal aktiviteleri araştıran Psikolog Sigourney’nin dünyaca ünlü ve aynı zamanda kör olan kâhin Robert De Niro’nun gerçekte sahtekâr olup olmadığını, güçlerinin sırlarını araştırmasını konu alan bir gerilim.

 Cortes yine bir röportajında ‘İtiraf ediyorum, Robert De Niro’nun filmimde oynamasını hayal bile edemezdim ben. Daha önce kendisine senaryoyu yollamıştık, beğenmiş ve benimle görüşmek istedi. İnanır mısın görüşme tam 7 dakika sürdü! Bana sadece birkaç soru sordu ve projeyi kabul ettiğini detaylar için firmasının yetkilileri ile görüşmemizi söyledi. Benim için tam bir şoktu!’ diye açıklıyor.

 ‘Bana ve projeme bu kadar güvenmesi hakikaten benim için son derece gurur verici. Öyle ki sırf bütçenin içerisinde kalabilmek için her şeye bizzat kendisinin dikkat ediyor olması bile bizi son derece şaşırttı. Düşün bazı oyuncular anlamsız kaprisler ve özel jet uçaklarla seyahat talepleri yaparken Bob (Robert De Niro’nun dostları arasında çağırılan ismi) sırf bütçeyi aşmamak için first class değil business class uçuyor.’

Medyum - Red Lights Filmi Afişi

Medyum – Red Lights

Yönetmen: Rodrigo Cortés
Oyuncular: Robert De Niro, Sigourney Weaver, Cillian Murphy, Toby Jones, Joely Richardson, Elizabeth Olsen, Leonardo Sbaraglia, Adriana Lenox, Madeleine Potter
Senaryo: Rodrigo Cortés
Prodüksiyon Tasarımı: Antón Laguna
Görüntü Yönetmeni: Xavi Giménez
Kurgu: Rodrigo Cortés
Kostüm Tasarımı: Patricia Monné
Müzik: Víctor Reyes
Türkiye Dağıtımı: Pinema Film
Gösterim Tarihi: 28 Aralık 2012

İzleyici ve Box Office: 35.528 izleyici – 444.953 TL

Tags : , , , , , , , , , ,

Kıyamet Günü – The Impossible

Kıyamet Günü - The Impossible Filmi - Naomi Watts

26 Aralık 2004’te dünyanın en büyük tsunamisi Güneydoğu Asya kıyısını vurdu ve 300.000 insanın ölümüne sebep oldu. Her bir kayıp dünya üzerindeki sayısız ailenin yaşamını değiştirir. Bu ailelerden birinin gerçek hikâyesi olan “Kıyamet Günü / The Impossible” Maria, Quique, Lucas, Tomas ve Simon’un gerçek hikayelerini anlatıyor.

2004 yılında, Noel’in ertesi günü, deniz yükselip Tayland’ın batı şeridini yerle bir etti -ülke tarihindeki en büyük doğal afetti bu. Ölümcül gelgit dalgaları Tayland kumsalında 10 dakikalık mesafedeki tüm yerleşimi vurdu -yaklaşık 5.000 ölü ve 2.800’ün üzerinde kayıpla, arda 1480 yetim kaldı -yalnızca bu ülkede.

Maria (Naomi Watts), Henry (Ewan McGregor) üç oğullarıyla beraber Tayland’a kış tatillerini tropikal bir cennette geçirme isteğiyle giderler. 26 Aralık sabahı, Noel kutlamalarının ertesi günü, ailece havuz başında dinlenirlerken dünyanın merkezinden gelen korkunç bir gürültüyle irkilirler. Maria korkudan donakalmışken, otelin duvarları ardından kara bir su üzerine doğru yükselmektedir.

Kıyamet Günü - The Impossible Filmi

2004’te Hint Okyanusu’ndaki bu tsunamide hayatta kalmayı başaran bir ailenin güçlü etkileyici hikâyesini anlatan Kıyamet Günü’nün (The Impossible) başrollerinde Naomi Watts ve Ewan McGregor yer alıyor, yönetmen koltuğunda ise “The Orphanage / Yetimhane” filmi ile büyük beğeni kazanan J. A. Bayona oturuyor.

Gerçek bir hikâyeye dayanan film, binlerce yabancı insanın arasında, zamanımızın en büyük doğal felâketlerinden birinin ortasında kalan bir ailenin unutulamayacak hikâyesini anlatan filmin senaryosu Sergio G. Sanchez’e (The Orphanage=, hikâye ise felâketi birebir yaşayan Maria Belon’a ait. Yapımcılar Belen Atienza, Alvaro Augustin, Enrique Lopez-Lavigne ve Ghislan Barrois.

Kıyamet Günü - The Impossible Filmi Afişi

Kıyamet Günü – The Impossible

Yönetmen: Juan Antonio Bayona
Oyuncular: Ewan McGregor, Naomi Watts, Geraldine Chaplin, Marta Etura, Tom Holland, Sönke Möhring, Ploy Jindachote
Senaryo: Sergio G. Sánchez
Prodüksiyon Tasarımı: Eugenio Caballero
Görüntü Yönetmeni: Óscar Faura
Kurgu: Elena Ruiz, Bernat Vilaplana
Kostüm Tasarımı: Anna Bingemann, Sparka Lee Hall, Maria Reyes
Set Dekorasyonu: Pilar Revuelta
Müzik: Fernando Velázquez
Türkiye Dağıtımı: Tiglon Film
Gösterim Tarihi: 28 Aralık 2012

İzleyici ve Box Office: 42.020 izleyici – 479.635 TL

Tags : , , , , , , , , , ,

Htr2b: Dönüşüm

Htr2b: Dönüşüm Filmi

İçinde ne saklı olduğunu asla bilemezsin!

Tüm bilimsel araştırmalar insanların iyiliği için mi? Peki ya bazı araştırmalar insanların iyiliği için değil de, insanları yok etmek içinse?

Güzel bir Haziran gecesi. Mutlu bir aile yemeğine hazırlanan orman içinde huzur dolu bir ev. Aynı ormanın içinde saklı yasa dışı bir klinikten kaçmış kobaylar. Birbirlerini koruma içgüdüsüyle kenetlenmiş bir aile ve karşılarında doğaları değiştirilmiş duygusuz insanlar. Kim daha vahşi olabilir?

Osman Evre Tolga yönetiminde çekilen filmin baş rollerinde Veda Yurtsever İpek, Ahmet Somers, Serkan Altunorak, Teoman Kumbaracıbaşı, Damla Özen, Canan Maktal, Tuğrul Tülek, Kübra Efe, Mesut Özkeçeci, Şamil Kafkas, Kutay Sandıkçı, Ayşegül Yazmacı, Pervin Bağdat, Sabri Güleç oynadı. Genel koordinatörlüğünü Romina Özipekçi, görüntü yönetmenliğini Osman Evre Tolga, kurgusunu Osman Evre Tolga, ses tasarımlarını Çağdaş Karagöz, editörlüğünü Erkan Erdem, kostüm tasarımlarını Miray Yoğurtçu, makyaj tasarımlarını Burcu Senem Alkış ve Fatma Kardeş Şengül besteledi.

Htr2b: Dönüşüm Filmi

Osman Evre Tolga Hakkında

Yönetmen Osman Evre Tolga, 1974 yılında İstanbul’da doğdu. Marmara Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Sinema Bölümü’nde öğrenciyken sektörde çalışmaya karar verdi ve okulunu dondurdu.

Yıllarca süren reklâm sektörüne 1992 yılının sonunda Ümit Gülsoy’un çırağı olarak katıldı. Kamera departmanındaki tüm görevlerde çalıştı (1992-2003= C&L, F.P, C.O, DoP) 2004 Yılında reklâm filmleri yönetmeye başladı ve daha sonra dondurduğu eğitim hayatına, kaldığı yerden devam etmeye karar verip çıkan aftan yararlanarak okula geri dönerek 2006 yılında birincilikle mezun oldu.

Hiç ara vermeden yurt içi ve yurt dışında 200’den fazla reklâm filmine imza attı. Ve en sonunda Mart 2012’de yazmaya başladığı Htr2b: Dönüşüm” filmini çekti.

Htr2b: Dönüşüm Filmi Afişi

Htr2b: Dönüşüm

Yönetmen: Osman Evre Tolga
Oyuncular: Veda Yurtsever İpek, Ahmet Somers, Serkan Altunorak, Teoman Kumbaracıbaşı, Damla Özen, Canan Maktal, Tuğrul Tülek, Kübra Efe, Mesut Özkeçeci, Şamil Kafkas, Kutay Sandıkçı, Ayşegül Yazmacı, Pervin Bağdat, Sabri Güleç
Senaryo: Osman Evre Tolga
Genel Koordinatör: Romina Özipekçi
Görüntü Yönetmeni: Osman Evre Tolga
Kurgu: Osman Evre Tolga
Kostüm Tasarımı: Miray Yoğurtçu
Makyaj Tasarımı: Burcu Senem Alkış, Fatma Kardeş Şengül
Ses Tasarımı: Çağdaş Karagöz
Editör: Erkan Erdem
Yapımcı Şirketler: Kara Film, Fantastic Entertainment, Fono Film
Türkiye Dağıtımı: Medyavizyon
Gösterim Tarihi: 28 Aralık 2012

İzleyici ve Box Office: 44.154 izleyici – 384.045 TL

Tags : , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Pi’nin Yaşamı – Life of Pi

Pi'nin Yaşamı - Life of Pi Filmi

1995 yapımı Oscarlı filmi ‘Sense and Sensibility’ ardından çektiği 4 dalda Oscar sahibi filmi ‘Crouching Tiger, Hidden Dragon’ ile En İyi Film Oscar adaylığı da kazanan; 2005 yapımı ‘Brokeback Mountain’ ile Oscar kazanan başarılı yönetmen Ang Lee’den çığır açacak bir görsel şölen…

Yann Martel’in dünya çapında büyük beğeni kazanan ve sıradışı bir öyküye Yelken açtığı kitabından uyarlanan film, Ang Lee’nin usta gözünden 3D olarak ve hikayenin efsanevi yönünü yansıtacak çığır açan tekniklerle Hindistan ve Tayvan’da çekildi.

Son 10 yılın en büyük yayıncılık olaylarından biri olarak kabul edilen kitap, dünya genelinde 7 milyondan fazla satıldı (ve her hafta 1,000 kopyanın üzerinde satılmaya devam ediyor); prestijli Mann Booker Prize ödülü almasının yanı sıra bir yıl boyunca New York Times – en çok satanlar listesinde kaldı.

İzleyiciye çok farklı bir deneyim yaratacak olan LIFE OF PI, bizleri genç bir çocuğun inanılmaz macerasına sürüklüyor – heyecan verici, spiritüel, keyifli, tüyler ürpertici, espirili ve aynı zamanda trajik bir hikaye. Pi Patel’in Hindistan’daki egzotik bir hayvanat bahçesinden Pasifik’e uzanan yolculuğunda yaşadığı gemi kazası sonucu bir sandalda bir sırtlan, kırık bacaklı bir zebra, bir orangutan ve üç yüz kiloluk bir Bengal kaplanı ile hayatta kalan tek insan olarak yaşadığı akıl almaz hikayesini sunuyor.

Pi'nin Yaşamı - Life of Pi Filmi

Pi, uçsuz bucaksız okyanusta bir sandalda başbaşa kalan bu enteresan dörtlünün arasında hayatta kalma savaşı verirken, zekası sonucu besin zincirine kurban gitmemeyi başarır ve sonunda Kaplan Richar Parker ile başbaşa kalır. Pi hayatta kalmak için bu devasa kaplana büyük bir anlayışla yanaşmak zorundadır ve inanılmaz masalları böylece devam eder. Bu akıllara durgunluk veren yolculuğu sona ermeden, büyülü bir adaya varır.

Birçok ülkede gerçekleşen 3000’in üzerinde oyuncunun denendiği oyuncu seçmelerinin ardından Lee 17 yaşındaki yeni oyuncu Suraj Sharma’yı başrole, Piscine Molitor “Pi” Patel rolüne seçti. Sharma, Delhi’de matematikçi ailesiyle yaşayan bir öğrenci. Gerard Depardieu, Tabu, Irrfan Khan ve Adil Hussain de filmdeki yıldız’ oyuncular olarak karşımıza çıkıyor.

Şöhreti dünyaca onaylı Fransız aktör Gérard Depardieu ‘The Chef’ rolünde; Pi Japon memmurlara denizen ortasında 227 gün boyunca hayatta kalışının fantastic serüvenini anlattığında şüphe duyanlar arasında önemli bir rol oynuyor.

Yakın zamanda “Spider-Man”’in yeniden çekimlerinde rol alan Irrfan Khan ise Pi’nin olgunluk dönemini canlandırıyor. Oscarlı film “Slumdog Millionaire”’de izlediğimiz oyuncu Khan, Mira Nair’in Jhumpa Lahiri’in romanında uyarladığı, “The Namesake,” ve Wes Anderson’ın “The Darjeeling Limited” filmlerinden de tanıdığımız bir isim…

Pi Patel’in annesi rolünde Hint film sektörünün en iyi oyuncularından Tabu karşımıza çıkıyor. 70’in üzerinde filme imza atan başarılı aktrist iki kere de National Film Award _En İyi Kadın Oyuncu sahibi olmuştu. Egzotik bir hayvanat bahçesine sahip olan Pi’nin babası rolünde de Hint aktör Adil Hussain yer alıyor.

Jean-Pierre Jeunet & Guillaume Laurant ve David Magee Martel’in kitabını senaryoya uyarladılar. Yapımcı koltuğunda da Ang Lee, Gil Netter, David Womark ve ortak yapımcı da David Lee.

David Fincher’ın birçok filminde, “The Curious Case of Benjamin Button” da dahil, yer alan Görüntü yönetmeni Claudio Miranda, yakın zamanda “Tron: Legacy”I de 3D olarak çekmişti. Görsel efektler süpervizörü Bill Westenhofer “The Golden Compass” ile Oscar kazanmış ve “The Chronicles of Narnia: The Lion, the Witch and the Wardrobe” ile de Oscar adayı olmuştu.

Prodüksiyon Amiri David Gropman da “Cider House Rules” ile Oscar adayı olmuş ve “Chocolat” ile Art Directors Guild Award kazanmıştı.

Life of Pi’nin kostüm tasarımcısı Arjun Bhasin. Avy Kaufman oyuncu seçiminde. Hindistan’daki yapım ise India Take One Productions tarafından üstlenildi.

Bir çocuk, bir kayık ve bir kaplan: Pİ’NİN YAŞAMI insan ruhuna dokunan, akıllara kazınacak bir hikaye…

Beğenilen Oscarlı yönetmen Ang Lee izlerken yerinizde oturamayacağınız, bir hayli dokunaklı ve macera yüklü bu hikayeyi, başrolde yeni bir oyuncu olan Suraj Sharma ile gözler önüne sunuyor. Genç olduğu kadar başarılı da olan aktör Pi Patel isimli, çok cesur ve özgür ruhlu olan ve batmakta olan bir gemiden kurtulan tek kişi olan karakteri canlandırıyor. Ailesi de aynı gemide batıp boğulduktan sonra denizin ortasında kaybolan Pi, cankurtaran sandalında bir Bengal kaplanıyla başbaşa kalır ve hayatta kalmaya çalışır.

Yann Martel’in çok satan romanından uyarlanan filmin çekimleri Hindistan ve Tayvan’da gerçekleşti. Lee ve ekibi heyecan verici ve sürükleyici bir sinemasal deneyim sunabilmek adına çekimlerde öncü 3D teknolojilerden faydalandı.

Pi'nin Yaşamı - Life of Pi Filmi Afişi

Pi’nin Yaşamı – Life of Pi

Yönetmen: Ang Lee
Oyuncular: Suraj Sharma, Irrfan Khan, Adil Hussain, Tabu, Mohd Abbas Khaleeli, Ayaan Khan, Andrea Di Stefano, James Saito
Senaryo: David Magee
Prodüksiyon Tasarımı: David Gropman
Görüntü Yönetmeni: Claudio Miranda
Kurgu: Tim Squyres
Kostüm Tasarımı: Arjun Bhasin
Set Dekorasyonu: Terry Lewis, Anna Pinnock
Müzik: Mychael Danna
Türkiye Dağıtımı: Tiglon Film
Gösterim Tarihi: 28 Aralık 2012

İzleyici ve Box Office: 431.501 izleyici – 5.320.289 TL

Tags : , , , , , , , , ,

Jack Reacher

Jack Reacher Filmi

En çok ilgi uyandıran kahramanlardan biri, eski askeri polis Jack Reacher (Tom Cruise), The New York Times’ın çok satanlar listesinde yer alan yazar Lee Child’ın romanından beyazperdeye geliyor.

Beş kişi usta bir nişancı tarafından sadece altı el ateş edilerek öldürülür ve tüm deliller gözaltındaki şüpheliyi göstermektedir. Sorgulamada şüphelinin söylediği tek birşey vardır: “Jack Reacher’ı bulun!”. Böylelikle gerçeği bulmak adına Jack Reacher’ı, şiddet konusunda yetenekli ve saklayacak bir sırrı olan beklenmedik bir düşmanla karşı karşıya getiren sıradışı bir kovalamaca başlar.

Christopher McQuarrie yönetiminde çekilen filmin baş rollerinde Tom Cruise, Rosamund Pike, Robert Duvall, Richard Jenkins, Alexia Fast, Kristen Dalton, Nicole Forester oynadı. Prodüksiyon tasarımlarını James D. Bissell, görüntü yönetmenliğini Caleb Deschanel, kurgusunu Stephen M. Rickert Jr ve Kevin Stitt, kostüm tasarımlarını Susan Matheson, set dekorasyonunu Douglas A. Mowat gerçekleştirdi. Müziklerini Joe Kraemer besteledi.

Film Eleştirisi: Jack Reacher

1996’da Olağan Şüpheliler (The Usual Suspects) filminin senaryosuyla En İyi Senaryo Oscar’ını aldıktan sonra, sinema ve televizyon camiasında esas olarak senarist yönüyle tanıdığımız Christopher McQuarrie’nin kamera ardına yönetmen olarak geçtiği, ikinci uzun metrajlı işi olan Jack Reacher, yılın belki de son “büyük gişe hiti” sıfatıyla ve dünyayla eş zamanlı olarak bu Cuma ülkemizde de vizyona giriyor.

Filmin henüz proje aşamasından medyada çokça yer aldığını ve roman karakteri “Jack Reacher” hayranları arasında beklenti yarattığını düşünürsek Hobbit: Beklenmedik Yolculuk (The Hobbit: An Unexpected Journey) ‘in ardından, hafta sonu gişede çıkış yapması işten bile değil.

Jack Reacher Filmi

Film, Lee Child ismini mahlas (takma ad) olarak kullanan İngiliz yazar Jim Grant’ın “Jack Reacher” temalı suç ve gerilim romanları serisinin, 2005 tarihli “One Shot” adlı romanından uyarlama. Bu kadar uzun bir açıklamaya gerek duydum, zira Lee Child imzalı 17 adet Jack Reacher romanı var, hatta 18.‘si de yolda.

Ayrıca serinin “best-seller” (çok satan) etiketiyle yurt dışında çılgın bir hayran kitlesine sahip olduğunu ve yazarına pek çok ödül kazandırdığını da ekleyelim. Bu popülerlik, şüphesiz ki başrol Tom Cruise,’a getirilen “Jack Reacher karakterine fiziksel açıdan hiç de benzemiyor!” eleştirilerini de meşrulaştırıyor. Sonuçta sıkı bir edebiyat kitlesine sahip bir karakteri ele yüze bulaştırmadan görsele dökebilmek hem cesaret, hem yetenek işi.

Jack Reacher okuyucuları kitaplarda fiziksel özellikleri oldukça ayrıntılı verilen karakterle sinema perdesinde ne kadar özdeşleşebilir bilemiyorum ama benim gibi roman serisinden haberdar olmayan suç ve aksiyon sineması takipçilerini tatmin edecek bir film var karşımızda. Tom Cruise ile hayat bulan Jack Reacher, gerçekten yalnız bir hayalet.

Aranıp bulunmak istemediği sürece bulunamayan, olaylara başkalarının sürüklediği yönde değil kendi istediği kadar dahil olan ve adaleti kanuna göre değil kendi doğrusuna göre teslim eden bir anti-kahraman. Muhtemelen de çevremizde var olandan farklısını sunduğu için bu kadar sevilen, kara mizah bir karakter. Cruise’un oyunculuğu kararında ve bence en önemlisi 4 film boyunca canlandırdığı Ethan Hunt’tan Jack’e fazla miras taşımamış olması. Zira bir posterde ‘elinde silahlı Cruise’u görünce seyirci zihninde belli bir film şablonu hemen oluşuyor; zor olan bu algıyı kırabildiği ölçüde keyifli bir seyir sunmak.

Jack Reacher Filmi

‘Birilerinin’ emriyle savaşa giden ve resmi olarak ustaca öldürmeyi öğrenen ordu askerlerinin psikolojisine yüzeysel olarak değinen film, kapitalist şirketlerin dengelerini korumak ve ellerini daha çok güçlendirmek için düzenledikleri tezgâhları da kendisine fon olarak alıyor. ABD’nin emniyet güçleri, adalet sistemi gibi resmi kurumları da bu tezgâhlarda topun ağzında. Açıkçası öykü ilerleyişinde çok büyük sürprizler yok, zira, “büyük resme bak!” diye bağıran politik suç filmlerine ve benzer ABD menşei tv dizileriyle bu örgüye iyice alıştık. Açılışla karşımıza gelen ‘rastgele 5 masum kişinin vurulması’ vakası, filmin ikinci bölümünde çorap söküğü gibi aydınlanıyor.

Hal böyle olunca filmin tüm esprisi kaliteli aksiyon sahneleriyle, nev-i şahsına münhasır bir anti-kahramanı harmanlayabilmesinde yatıyor. Hollywood aksiyonlarının olmazsa olmazları arasında yer alan sıkı araba kovalama sahnesinin yanı sıra, Jack Reacher’ın peşindeki adamları müthiş bir özgüvenle haşat ettiği sahneler seyir keyfini kamçılıyor. Yalnız donuk sarışın avukat Rosamund Pike’ın artık oyunculuğundan mıdır, canlandırdığı karakterin fazla “tip” çizilmesinden midir bilemiyorum ama Helen Rodin’in perdede göründüğü her andan sıkıldığımı da itiraf etmeliyim. Yan karakterlerde David Oyelowo fena değilken, Richard Jenkins’den de fazla bir sürpriz çıkmıyor.

Daha önce yine Cruise’un başrolde olduğu Operasyon Valkyrie filminin senaristliğini üstlenen ve 2000 yılında yönetmenlik koltuğuna oturduğu The Way of the Gun filminden sonra reji adına arayı çok açan Christopher McQuarrie’nin “yönetmen gözü” açısından biraz daha pişmesi ve kadrajlarda imzasını belli etmesi gerektiğine inanıyorum.

Jack Reacher Filmi Afişi

Jack Reacher

Yönetmen: Christopher McQuarrie
Dyuncular: Tom Cruise, Rosamund Pike, Robert Duvall, Richard Jenkins, Alexia Fast, Kristen Dalton, Nicole Forester
Senaryo: Christopher McQuarrie
Prodüksiyon Tasarımı: James D. Bissell
Görüntü Yönetmeni: Caleb Deschanel
Kurgu: Stephen M. Rickert Jr, Kevin Stitt
Kostüm Tasarımı: Susan Matheson
Set Dekorasyonu: Douglas A. Mowat
Müzik: Joe Kraemer
Türkiye Dağıtımı: UIP Filmcilik
Gösterim Tarihi: 21 Aralık 2012

İzleyici ve Box Office: 229.537 izleyici – 2.449.478 TL

Tags : , , , , , , ,

Kibarca Öldürmek – Killing Them Softly

Kibarca Öldürmek - Killing Them Softly

Yerel bir çetenin yönettiği, büyük paraların döndüğü bir yeraltı kumar işletmesinde ciddi bir soygun gerçekleştirilir. Failler kendilerini akıllı zanneden ama aslında geride bir sürü iz bırakan 3 adamdır.

Bunun üzerine çete, düzenlendiği poker oyunları sırasında yapılan soygunları araştırmak için Jackie Cogan’ı görevlendirir. Soğuk kanlı Jackie acımasızlığı ile tanınır ama işini bir o kadar da ‘temiz’ ve ‘kibarca’ yapar. İşin esas faillerini bulmak ve icaplarına bakmakla görevlendirilen kiralık katil, diğer yandan da yaşadığı ülkenin gerçek yüzünü görebilen bir adamdır.

Andrew Dominik tarafından yönetilen ve gala gösterimi 22 Mayıs 2012’de Cannes Festival’inde yapılan filmin başrollerini Brad Pitt, Scott McNairy, James Gandolfini, Richard Jenkins, Ben Mendelsohn, Sam Shepard paylaşıyor. Prodüksiyon tasarımlarını Patricia Norris, görüntü yönetmenliğini Greig Fraser, kurgusunu John Paul Horstmann ve Brian A. Kates, kostüm tasarımlarını Patricia Norris. set dekorasyonunu Leslie Morales gerçekleştirdi.

Kibarca Öldürmek - Killing Them Softly Afişi

Kibarca Öldürmek – Killing Them Softly

Yönetmen: Andrew Dominik
Oyuncular: Brad Pitt, Scott McNairy, James Gandolfini, Richard Jenkins, Ben Mendelsohn, Sam Shepard
Senaryo: Andrew Dominik
Prodüksiyon Tasarımı: Patricia Norris
Görüntü Yönetmeni: Greig Fraser
Kurgu: John Paul Horstmann, Brian A. Kates
Kostüm Tasarımı: Patricia Norris
Set Dekorasyonu: Leslie Morales
Türkiye Dağıtımı: Chantier Films
Gösterim Tarihi: 21 Aralık 2012

İzleyici ve Box Office: 59.597 izleyici – 748.388 TL

Tags : , , , , , , ,

Yabancı

Yabancı Filmi

Özgür, Fransa’da mülteci bir ailenin kızı olan, yaşamdan ve her tür aidiyetten kopuk yaşayan genç bir kadındır. Babası Hüseyin’in ölümü üzerine cenazesini alarak İstanbul’a gelir. Fakat Hüseyin’in 12 Eylül sürecinde vatandaşlıktan atılmış olması Özgür’ün önüne büyük bir engel olarak çıkar. Bu engel, Özgür’ü İstanbul, Türkiye bürokrasisi ve kendi içinde bir yolculuğa zorlar.

Bu yolculukta Özgür, annesinin ve babasının birbirinden tamamen zıt akrabalarıyla ve en önemlisi darbenin geleceğini yok ettiği, “Yabancı”lığa mahkum edilmiş kayıp neslin bir başka üyesi Ferhat ile tanışacaktır. Özgür, yolculuğu süresince, İstanbul’un gecekondu mahallelerinden Beyoğlu’nun arka sokaklarına, yeni tip muhafazakar “kurtarılmış bölgeler”den devlet dairelerinin sıkıcı griliğine kadar İstanbul’un ve Türkiye’nin tüm gerçek yüzlerine dokunacaktır.

Filiz Alpgezmen Hakkında

1 Aralık 1975 tarihinde Adana’da doğmuştur. İlk ve orta öğrenimi bu ilde tamamlamıştır. 1997 yılında Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi Tiyatro Bölümü Rejisörlük Ana Sanat Dalına burslu olarak kabul edilmiş ve buradan mezun olmuştur. 2003-2004 yıllarında Ankara ve Van Devlet Tiyatrolarında oyunlar sahneye koymuştur. Halen Moda Senaryo Evi yazar grubunun başyazarlarından ve FİLMODA’nın ortaklarından biri olarak yaşamını sürdürmektedir. Yabancı, Alpgezmen’in senaryosunu yazdığı ve yönetmenliğini üstlendiği ilk sinema projesidir.

Yabancı Filmi

Yabancı Filmi Afişi

Yabancı

Yönetmen: Filiz Alpgezmen
Oyuncular: Sezin Akbaşoğulları, Caner Cindoruk, Serkan Keskin, Xavier Clion, Güzide Balcı, Selen Uçer, Ozan Uygun, Ülkü Duru
Senaryo: Filiz Alpgezmen
Yapımcılar: Eylem Akın, Ali Suphi Alpgezmen
Görüntü Yönetmeni: Özgür Polat
Kurgu: Çiçek Kahraman
Ses Tasarımı: Umut Şenyol
Ses Kayıt: Mustafa Bölükbaşı
Müzik: Barış Dokuzer
Yapımcı Şirket: Filmoda
Türkiye Dağıtımı: Tiglon Film
Gösterim Tarihi: 21 Aralık 2012

İzleyici ve Box Office: 5.470 izleyici – 58.579 TL

Tags : , , , , , , , , ,

F Tipi Film

F Tipi Film Filmi

F Tipi hapishaneler, 19 Aralık 2001’de sol görüşlü mahkumların kaldığı tüm hapishanelere aynı anda yapılan operasyonla açıldı. O tarihte “Hayata Dönüş” adı verilen operasyon sonucunda 28 sol görüşlü mahkum hayatını kaybetti. Operasyon sırasında yüzlerce insan yaralandı. “Hayata Dönüş” operasyonu tamamlandıktan sonra yeni ve yüksek güvenlikli F Tipi hapishanelere nakledildiler.

Türkiye’nin en büyük mücadele alanlarından birisi olduğu kabul edilen, en ağır baskılara rağmen inancın ve yaratıcılığın en üst düzeyde olduğu F Tipi hapishaneler ilk kez sinema filmine konu oldu.

Grup Yorum’un tasarlayıp geliştirdiği ve koordine ettiği bu proje içinde Ezel Akay, Sırrı Süreyya Önder, Barış Pirhasan, Aydın Bulut, Hüseyin Karabey, Reis Çelik, Vedat Özdemir, Mehmet İlker Altınay, Grup Yorum (FOSEM) olmak üzere 9 yönetmen yer alıyor.

Yönetmenlerin her biri F Tipi hapishanedeki tecrit uygulamasını konu alan 10’ar dakikalık kısa filmler çekti. Ortaya çıkan filmler birbirine bağlandı ve tek bir uzun metraj film oluşturuldu. Filmin adı F Tipi Film olarak belirlendi. Filmlerde Tansu Biçer, Serkan Keskin, Bülent Emrah Parlak, Gizem Soysaldı, Erkan Can, Fırat Tanış, Civan Canova gibi birçok oyuncu rol aldı.

Filmin reji’sinden prodüksiyonuna kadar tüm aşamalarında teknik ekiplerin yanısıra Sinema-TV öğrencileri de aktif olarak çalıştı. Filmlerin tamamında Grup Yorum’un eski ve yeni müzikleri kullanıldı. Her filmde başka bir müzisyen Grup Yorum’un şarkılarını düzenledi. Yönetmenlerin, öğrencilerin ve oyuncuların yanısıra birçok müzisyen bu büyük kolektifin parçası oldu.

Yaklaşık 2 yıldır adım adım oluşturulan film projesi için Kocaeli’de Herşey Yapım’a ait film platosunda F tipi hapishane dekoru oluşturuldu. Birebir boyutlarda hücreler, havalandırmalar ve koridorlardan oluşan dekordaki çekimler tamamlandı. Filmde yönetmenler ve oyuncuların dışında, kamera, ses, set, ışık gibi teknik alanlarda profesyonel ekiplerin yanısıra, reji ve prodüksiyonda sinema-televizyon öğrencilerinden oluşturulan bir ekip de büyük özverilerle çalıştı. Filmlerin montaj çalışmaları Fono Film Stüdyoları başta olmak üzere çeşitli stüdyolarda tamamlandı.

F Tipi Film Filmi Afişi

F Tipi Film

Yönetmenler: Ezel Akay, Sırrı Süreyya Önder, Barış Pirhasan, Aydın Bulut, Hüseyin Karabey, Reis Çelik, Vedat Özdemir, Mehmet İlker Altınay, Grup Yorum
Oyuncular: Tansu Biçer, Serkan Keskin, Bülent Emrah Parlak, Gizem Soysaldı, Erkan Can, Fırat Tanış, Civan Canova
Yapımcı Şirket: İdil Kültür Merkezi
Türkiye Dağıtımı: Tiglon Film
Gösterim Tarihi: 21 Aralık 2012

İzleyici ve Box Office: 75.643 izleyici – 637.612 TL

Tags : , , , , , , , , , , , , , , , ,