Fetih 1453

Fetih 1453

Sultan Mehmet, Babası 2. Murat’ın ölüm haberini Saruhan Sancağı’ndayken aldı. Bu durum O’nu hem büyük bir keder içerisinde bırakmış, hem de tahtına tekrar oturmasının yolunu açmış olacaktı. Sultan Mehmet ilk tahtta çıktığında henüz 12 yaşındaydı. Uçbeyleri ile vezirleri arasındaki siyasi husumetten bunalan 2. Murat, çok sevdiği oğlu Alaaddin’in ölmesinin kendisinde yarattığı derin üzüntü sebebiyle tahttan feragat ederek Mehmet’i devletin başına geçirdi.

Yeniçeri ve devlet üzerinde çok etkili biri olan Başvezir Halil Paşa, bu durumdan hiç memnun değildi. Özellikle, Sultan Mehmet’in İstanbul’un mutlak suretle alınması gerektiğini söylemesinden büyük rahatsızlık duyuyordu. Mehmet’in toyluğunu fırsat bilen Haçlıların Osmanlı topraklarını işgale başlaması ihtimali üzerine Sultan Murat’ın tahta dönmesini sağladı. Mehmet de tahttan uzaklaştırılarak Saruhan Sancağına gönderildi.

Şimdi yeniden ve daha güçlü bir şekilde tahtına dönmüştü. Yine öncelikli hedefi İstanbul’un fethedilmesiydi. Bu hedefe onu götürecek her şeyi bir bir hesaplamıştı. Öncelikle gerekli hazırlıkları yapana kadar, tüm komşu ülkelerle barış içerisinde yaşamalıydı. Papalık dahil, Macarlara, Sırplara, Lehlere, Ceneviz ve Venediklilere elçiler göndererek barış içerisinde yaşamak istediğini bildirdi. Gelibolu tersanesini restore ettirerek, senede 100 kadırga yapılabilir hale getirdi.

Bu sırada Doğu Roma İmparatoru Konstantin, genç yaşından dolayı toy ve basiretsiz olduğunu düşündüğü Sultan Mehmet’e karşı, elinde tutsak olan Şehzade Orhan’ı serbest bırakmamak için, babası 2. Murat tarafından her yıl kendisine ödenen parayı bir kaç misline çıkarmıştı. Bütün amacı, Sultan Mehmet’in tavizler vererek iyice itibarsızlaşmasını sağlamaktı. Üstelik Sultan Mehmet bu tavizleri de veriyor, Konstantin’in bütün isteklerini kabul ediyordu. Ancak bu durum bile, sadece Sultan Mehmet’in stratejisinden ibaretti.

Karamanoğulları’nın bir isyan çıkarmaya başladığının haberi alınır alınmaz, Osmanlı Ordusu, Akşehir’e doğru yola koyuldu. Karamanoğlu İbrahim hiç beklemediği kadar kalabalık bir ordu gördü karşısında. Barış talebinde bulunmak zorunda kaldı. Ordusunun yara almaması için Sultan Mehmet barış talebini kabul etti. Sefer dönüşünde, savaşmadıkları halde bahşiş isteyen bir kısım yeniçeri Sultan’ın otağının önünü kesince; Sultan Mehmet hem cülusları dağıttı, hem de firar eden askerleri bahane ederek, Başvezir Halil Paşa’nın adamı olan Yeniçeri Ağası Kurtçu Doğan’ı dayak cezasına çarptırdı ve sürgüne yolladı. Bu hadiseyle ordusunun üzerindeki hakimiyetini tamamen sağlamış oldu.

Edirne’ye döndükten sonra İmparator Konstantin’e bir elçi göndererek, Orhan için ödediği tahsisatı artık yollamayacağını bildirdi. Ardından, Anadolu Hisarı’nın karşısında Boğazkesen (Rumeli) Hisarı’nın yapımına başladı. Bu fiili olarak Doğu Roma İmparatorluğu’na savaş açmak demekti.

Bu durum Avrupa devletlerince de fark edilmişti. Ancak Fransız ve İngilizlerin birbiriyle savaşıyor olması, Alman Kralının da taht kavgalarıyla uğraşması gibi gerçekler yüzünden Doğu Roma İmparatorluğu’na yardım etmek neredeyse imkânsızdı ve Fatih Sultan Mehmet de bunu çok iyi biliyordu. Papanın bir takım girişimleri de sonuçsuz kalmıştı.

Tarih 2 Nisan 1453’ü gösterdiğinde, surlarının üzerindeki Rum askerleri karşılarında, Sultan Mehmet ve binlerce Türk askerini buldular.
Continue reading

Posted in 2012 Filmleri, Savaş Filmleri, Tarihi Filmler, Tiglon Filmleri, Türk Filmleri | Tagged , , , , , , , , , , , | Leave a comment

Hayalet Sürücü 2: İntikam Ateşi

Hayalet Sürücü 2: İntikam Ateşi

Nicholas Cage, Hayalet Sürücü: İntikam Ateşi’nde tekrar korkusuz Johnny Blaze olarak huzurlarınıza dönüyor. Bütün dünyada başarı kazanmış Ghost Rider serisinin devam filminde Johnny hala şeytanın ödül avcısıdır ve bu lanetle mücadele etmektedir. Doğu Avrupa’nın ıssız bir bölgesinde inzivaya çekilmiştir, ta ki gizli bir mezhebe bağlı olan bir kilise, ondan genç bir çocuğu şeytanın elinden kurtarmasını isteyene dek. Başlarda tekrar Hayalet Sürücü’nün güçlerini sahiplenme fikrine sıcak bakmaz, ancak çocuğu kurtarmanın ve üzerindeki lanetten ebediyen kurtulmanın tek yolu budur.

Yönetmenler: Mark Neveldine, Brian Taylor
Oyuncular: Nicolas Cage, Idris Elba, Violante Placido, Ciaran Hinds, Christophe Lambert, Johnny Whitworth
Senaryo: David S. Goyer
Yapımcılar: Ashok Amritraj, Michael De Luca
Prodüksiyon Tasarımı: Kevin Phipps
Görüntü Yönetmeni: Brandon Trost
Kurgu: Brian Berdan
Kostüm Tasarımı: Bojana Nikitovic
Müzik: David Sardy
Yapımcı Stüdyo: Columbia Pictures
Türkiye Dağıtımı: Pinema Film
Gösterim Tarihi: 17 Şubat 2012

Posted in 2012 Filmleri, Aksiyon Macera Filmleri, Fantastik Filmler, Pinema Film Filmleri | Tagged , , , , , , , , , | Leave a comment

Muppets

Muppets - The Muppets

Dünyanın en büyük kukla hayranı Walter ve onun Smalltown, ABD’den arkadaşları olan Gary (Jason Segel) ve Mary (Amy Adams) Los Angeles’da tatil yaparken petrolcü Tex Richman’ın (Chris Cooper) Kukla Tiyatrosu’nu yıkarak mekanın altında yeni keşfedilen petrol için arama yapacağını ortaya çıkarırlar.

Walter, Mary ve Gary ‘Bugüne Kadarki En Büyük Kukla Televizyon Yardım Kampanyası’’nı sahnelemek ve tiyatroyu kurtarmak için gereken 10 milyon doları toplamak amacıyla farklı yönlere dağılmış olan kuklaları yeniden bir araya getirmesi için Kermit’e yardım ederler. Fozzie, Reno’da Moopets adındaki bir ‘tribute’ grubunda sahne almaktadır; Miss Piggy Vogue Paris’te büyük beden moda editörü olarak çalışmakadır Hayvan, öfke kontrolü için Santa Barbara’da bir kliniktedir ve Gonzo da nüfuzlu bir tesisatçı patronu olmuştur.

Filmden Notlar

Komedyen Jason Segel (TV’deki “How I Met Your Mother,” “Forgetting Sarah Marshall”) “The Muppets”da oyuncu, ortak yazar ve sorumlu yapımcıdır.

Kukla geleneğini görüntüleriyle onurlandıran ünlüler arasında Donald Glover, Leslie Feist, Mickey Rooney, Alan Arkin, Rob Corddry, Dave Grohl, Kristen Schaal, Ricky Gervais, Kathy Griffin, Billy Crystal, Ken Jeong, Sarah Hyland, Sterling Knight, Neil Patrick Harris, Whoopi Goldberg, James Carville, Rico Rodriguez, Selena Gomez, Danny Trejo, Wanda Sykes, Judd Hirsh, John Krasinski ve Jim Parsons bulunmaktadır.

“The Muppets”’ın yönetmenliği HBO’daki “Flight of the Conchords”’ın yönetmeni, yazarı ve sorumlu yapımcısı olan James Bobin tarafından gerçekleştirilmiştir.

Kermit’e, 2002 yılında Hollywood Şöhret Yolu’nda bir yıldız verilmiştir. “The Rainbow Connection” adlı şarkısı Oscar ödülüne aday gösterilmiştir.

HBO’daki “Flight of the Conchords”’da rol alan, yazan ve besteci olarak görev yapan Bret McKenzie, “The Muppets”ın müzik süpervizörü ve aynı zamanda büyük kukla tarzı açılış ve kapanış rakamları dahil olmak üzere bazı şarkıların söz yazarı ve yapımcısıdır.

Kuklaların son uzun metrajlı filminden bu yana 11 yıl geçmiştir.

Yönetmen: James Bobin
Oyuncular: Kurbağa Kermit, Miss Piggy, Fozzie Bear, Gonzo, Animal, Jason Segel, Amy Adams, Chris Cooper, Rashida Jones
Senaryo: Jason Segel, Nicholas Stoller
Yapımcılar: David Hoberman, Todd Lieberman
Prodüksiyon Tasarımı: Steve Saklad
Görüntü Yönetmeni: Don Burgess
Kurgu: James M. Thomas
Kostüm Tasarımı: Rahel Afiley
Set Dekorasyonu: Tracey A. Doyle
Müzik: Christophe Beck
Yapımcı Stüdyo: Walt Disney Pictures
Türkiye Dağıtımı: UIP Filmcilik
Gösterim Tarihi: 17 Şubat 2012

Posted in 2012 Filmleri, Komedi Filmleri, UIP Filmleri | Tagged , , , , , , , , , | Leave a comment

Duyguların Rengi

Duyguların Rengi - The Help

Değişime İlham Veren Cesareti Kutlayın

Dream Works Pictures’dan ilham veren ve dokunaklı bir dram olan Duyguların Rengi (The Help) geliyor. Kathryn Stockett’in New York Times’in çok satanlar listesinde birinici sırada olan ilk romanından uyarlanan ‘Dutguların Rengi’ ünlülerle dolu bir oyuncu kadrososuna sahip. Alfabetik sırayla Jessica Chastain, Oscar adayı Viola Davis, Bryce Dallas Howard, Emmy ödüllü Allison Janney, Chris Lowell, Oscar ödüllü Sissy Spacek, Octavia Spencer, Emma Stone, Akademi ödülü adayı Cicely Tyson ve Mike Vogel yer alıyor.

1960′larda Jackson, Mississippi’de geçen ‘Duyguların Rengi’ sosyal kuralları yıkan ve kendilerini tehlikeye atan gizli bir yazı projesi etrafında sıra dışı bir dostluk kuran 3 farklı ve olağanüstü kadının ilişkisini anlatıyor.

Eugenia “Skeeter” Phelan, Ole Miss’den yeni mezun olmuştur ve bir yazar olarak çalışmak amacındadır. Jackson, Mississippi’de birlikte büyüdüğü diğer kızların aksine bir kariyer istemekte ve evli arkadaşları ve annesinin değişmeyen şaşkınlığına rağmen evliliği ve çocukları ertelemek konusunda çok kararlıdır. Yerel gazetede Bayan Myrna’nın temizlikte püf noktaları işini alınca en iyi arkadaşının hizmetçisi Aibileen’dan yardım ister ve kendini New York’daki bir kitap editörünün zoruyla gizli bir projeye başlarken bulur. Ortaya çıkardığı dokunaklı hikayelerden ilham alır.

Aibileen Clark, hayatı boyunca Jackson, Mississippi’deki beyazların evlerinde hizmetçilik yapmıştır. İşverenlerinin 17 çocuğunu ile trajik ve gereksiz yere bir kazada ölen kendi oğlunu yetiştirmiştir. Tek çocuğunun ölümüyle üzülen Aibileen, hem inancından hem de en iyi dostu Minny’den güç alır.

Aibileen, yürekli ve saygın bir biçimde Leefolt ailesinin hizmetçisi olarak görevlerini yerine getirir. Küçük kızları Mae Mobley’ye bakar. Skeeter hayatına girince Aibileen kendini açar ve basit bir hareket büyük bir intikam riski taşısa da hayatında ilk kez hikayelerini anlatır.

Açık sözlü Minny Jackson, Mississippi’nin en iyi aşçısı olarak ün yapmış, 33 yaşında bir hizmetçidir. Hilly Holbrook (Bryce Dallas Howard) için çalışır. Ama saygısız bir hareketiyle kendini kovulmuş ve yalnız ve sudan çıkmış bir balık olan Celia Foote (Jessica Chastain) için Jackson’ın varoşlarında çalışırken bulur. Minny, Aibileen’ın en iyi dostudur ve oğlunu kaybettikten sonra üzüntüsünü atlatmasına yardım etmiştir. Minny güçlü ve bağımsız olmasına rağmen yine de söz konusu Skeeter’ın projesi olduğunda mantıklı ve aynı zamanda makul derecede şüphecidir.

İnanılmaz birlikteliklerinden dikkat çekici bir kardeşlik doğar ve hepsine kendilerini tanımlayan sınırları aşma cesareti verir ve bazen şehirdeki herkesi değişim zamanıyla yüz yüze bırakmak anlamına gelse de o sınırların aşılmak için konduğunun farkındalığını yaratır.

Çok dokunaklı, mizah, umut ve duygu dolu ‘Duyguların Rengi’ değişimi yaratma yeteneğini işleyen zamansız ve evrensel bir hikayedir. Film, benzersiz tarzlarıyla zafer kazanan ve kendi hayatlarının kahramanı olan bağ kurulabilin, komik ve cesur karakterleriyle hem ilham hem de güç verir.

Yazıdan Perdeye

Dostluk, “‘Duyguların Rengi’” filminin hikayesi için önemli olduğu kadar filmin gerçekleşmesi için de çok önemliydi. Yönetmen/Senaryo Yazarı Tate Taylor ve “‘Duyguların Rengi’” kitabının yazarı Kathryn Stockett, 197′lerde Jackson, Mississippi’de büyümüş iki çocukluk arkadaşıydı.

Taylor ve Stockett’in uzun ve güvenilir dostlukları filmin yolculuğunun temelini oluşturmuş ve yol boyunca Taylor’ın 18 yıl önce Jakson’daki bir blues festivalinde tanıştığı, yine Jackson’lu olan bir başka arkadaşı, Brunson Green’i aralarına katmışlar. Ardından bir başka arkadaş, Octavia Spencer gruba katılmış. Taylor, Octavia’yla 1996′da ikisi de “A Time to Kill”de yapım asistanıyken tanışmış.

Filmden sonra Taylor ve Spencer toplanıp Los Angeles’a taşınmışlar. Taylor, Green ve Spencer Los Angeles’ta yaşamışlar. Evlenip bir çocuğu olan ve New York City’de yaşayan Stockett ise kendilerini sık sık ziyaret etmiş.

Stockett, New York’ta bulunduğu 11 Eylül’den hemen sonra yazmaya başladığı romanı bitirip, 60 kitapevi temsilcisinden red yanıtı alıp da okuması için Taylor’a verdiğinde pes etmek üzereymiş. Taylor şöyle anlatıyor: “Müsvetteleri okumaya başladım ve nefesim kesildi. Bu olağanüstü kadınları 1963 yılında Mississippi’de değişim yaratmak üzere bir araya gelmelerini anlatan hikayenin gerçekliğinden çok etkilendim. Kathryn’i aradım ve ‘Bu muhteşem. Pes edemezsin. Bu yayınlanacak. Eğer yayınlanmazsa ben filmini yapacağım’ dedim.”
Continue reading

Posted in 2012 Filmleri, Dönem Filmleri, Duygusal ve Dram, UIP Filmleri | Tagged , , , , , , , , | Leave a comment

Köstebek – Tinker, Tailor, Soldier, Spy

Köstebek - Tinker, Tailor, Soldier, Spy

Tinker, Tailor, Soldier, Spy; John le Carré’nin en çok satanlar listesinde yer alan klâsik romanının, uzun süredir beklenen sinema uyarlamasıdır. Türü gerilim olan filmin yönetmeni Tomas Alfredson (Let The Right One In). Senaryo uyarlaması ise, Bridget O’Connor ve Peter Straughan’dan oluşan yazım ekibi tarafından yapılmıştır.

Yıl 1973. Yirminci yüzyılın ortalarında baş gösteren Soğuk Savaş, uluslararası ilişkilere zarar vermeye devam etmektedir. MI6 olarak da adlandırılan “Sirk” kod adlı İngiliz Gizli İstihbarat Servisi (SIS), bir yandan diğer ülkelerin casusluk girişimlerine ayak uydurmaya, bir yandan da İngiltere’nin güvenliğini sağlamaya çalışmaktadır. Sirk’in “Kontrol” olarak bilinen başkanı (John Hurt), kendini işine adamış bir ajan olan Jim Prideaux’yu (Mark Strong) Macaristan’a gönderir. Ancak Jim’in görevi esnasında işler ters gidince, Kontrol ve keskin zekâsıyla yükselmeyi hedefleyen sağ kolu George Smiley (Gary Oldman) Sirk’ten ayrılmaya zorlanır.

Smiley, kendisini terk eden karısı Ann’den boşandıktan kısa bir süre sonra, Müsteşar Oliver Lacon (Simon McBurney) tarafından görüşmeye çağırılır. Sirk’in, Sovyetler Birliği için çalışan ve İngiltere’yi tehlikeye atan iki taraflı bir ajan ya da köstebek tarafından açığa çıkarıldığına dair artan şüpheler üzerine, hükümetin emriyle gizlice tekrar göreve getirilir. Smiley, genç ajan Peter Guillam’ın (Benedict Cumberbatch) desteğiyle, Sirk’in geçmiş ve hâlihazırdaki faaliyetlerini incelemeye alır. Köstebeğin izini sürerken, önde gelen Rus casuslarından gizemli Karla ile yıllar önceki karşılaşmaları da aklından çıkmamaktadır.

Köstebeğin izini kaybettiklerine inandıkları bir anda, başına buyruk saha ajanı Ricki Tarr (Tom Hardy) beklenmedik bir şekilde Lacon ile bağlantıya geçer. Türkiye’de gizli ajanlık yapan Ricki, elinde çok önemli bilgiler olduğunu iddia eden ve ihanete uğramış bir kadın olan Irina’ya (Svetlana Khodchenkova) âşık olur. Diğer yandan Smiley Kontrol’ün köstebek şüphelileri listesini beş kişiye indirdiğini öğrenir. Bu beş adam; Tinker kod adlı hırslı Percy

Alleline (Toby Jones), Tailor adıyla anılan, rahat ve kendinden emin Bill Haydon (Colin Firth), Soldier olarak bilinen yiğit Roy Bland (Ciarán Hinds), Poor Man olarak tanınan işgüzar Toby Esterhase (David Dencik) ve Smiley’nin kendisidir.

Şaşırtıcı gerçek daha ortaya çıkmadan bile, uluslararası bir casusluk oyununun ölümcül tuzağına düşürülen oyuncuların üzerindeki duygusal ve fiziksel yük artacaktır…

John Lecarre’in Yorumu

Tinker Tailor Soldier Spy’ın sinemaya uyarlanması fikrine, 32 yıl önceki televizyon dizisi uyarlamasını sevenlerin vereceği tepkilere benzer kaygılarla yaklaştım.

George Smiley’i Alec Guinness oynuyordu. George, Alec’ti, nokta. Bu rolü onun gibi oynayacak birini bulmak bile yeterince zorken ondan daha iyi oynayacak birini nasıl bulacaklardı?

Filmin yönetmeni, Tomas Alfredson gibi kayda değer bir yönetmen dahi olsa, bu karmaşık hikâyeyi nasıl birkaç saate sığdıracaktı? Televizyon dizisi bile yedi bölüm sürmüştü. Neresinden bakarsanız bakın, televizyon dizileri hâlâ görüntülü bir radyodan farksızken, oysa son zamanlarda sinema filmlerinde neredeyse hiç konuşma bile yok.

Neyse ki kaygılarım yersiz çıktı. Alfredson bence muhteşem bir iş çıkardı. Beni romanın ve karakterlerin, otuz iki yıl önceki dizinin girmediği, arka sokaklarına götürdü.

Gary Oldman’ın Smiley’si, Guinness’in dehasına büyük saygı gösteriyor. Selefinin role kattığı yalnızlık, içe dönüklük, ızdırap ve zekâyı, hatta aynı zarafeti yansıtıyor.

Fakat Oldman’ın Smiley’si ilk andan itibaren sabırla patlamayı bekleyen bir bomba gibi görünüyor. Tehlike, bastırılmış bir öfke ve neredeyse cesaret edip de ümitsizliğe kapılmanın eşiğinden dönmeyi başaramayacakmış gibi gelen merhamet hisleri tamamen Oldman’a ait. Karanlık bir gecede Alec Guinness’in Smiley’si ile karşılaşacak olsam, içgüdüsel olarak onun kanatları altına sığınmak isterdim. Oldman’ınkiyle karşılaşacak olsam, sanırım kaçmayı tercih ederdim.

Tamamen kendi bakış açımdan söylüyorum, film tam bir başarı örneği. İnsanlar bana ‘Zavallı Alec Guinness’e bunu nasıl yaparsın?’ diye sorarlarsa yanıtım şu: ‘zavallı Alec’ Oldman’ı görseydi, onu ayakta alkışlayan ilk kendisi olurdu.

Bence bu kitabın filmi olmaktan çok filmin filmi diyebiliriz ve yine bana göre kendi çapında bir sanat eseri. Alfredson’un kitabımı filme uyarlaması benim için gerçekten gurur verici, fakat ortaya çıkan sonuç tamamen onun eseri.

John le Carré, 23 Temmuz 2011

Yönetmenin Görüşü

John le Carré ile ilk buluşmamızda, romanının film uyarlaması konusundaki görüşleri son derece netti: “Lütfen kitabı filme aynen aktarmaya ya da televizyon dizisini yeniden çekmeye uğraşmayın. Bunlar zaten yapıldı. Müdahale etmeyeceğim ama merak ettiğiniz bir şey olduğu takdirde beni arayabilirsiniz.”

Sanırım dediklerine harfiyen uyduk.

Elbette 349 sayfalık kitabın içerisindeki her ayrıntıyı filme dâhil edemezsiniz. Ama en azından ana hatlarını, bazı olay ve anları seçip kendi gördüklerinizi betimlemeye çalışabilirsiniz.

Tinker, Tailor, Soldier, Spy ile birbirleriyle bağlantılı olan sadakat duygusu ve idealler üzerine bir film yaptığımızı düşünüyorum. Bu günlerde bu değerler pek revaçta olmadığı için olabilir mi?

Tomas Alfredson, Ağustos 2011

Yönetmen: Tomas Alfredson
Oyuncular: Mark Strong, John Hurt, Bridget O’Connor, Gary Oldman, Toby Jones, David Dencik, Colin Firth, Benedict Cumberbatch
Senaryo: Peter Straughan
Yapımcılar: Tim Bevan, Eric Fellner
Prodüksiyon Tasarımı: Maria Djurkovic
Görüntü Yönetmeni: Hoyte Van Hoytema
Kurgu: Dino Jonsater
Kostüm Tasarımı: Jacqueline Durran
Sanat Yönetimi: Tom Brown, Zsuzsa Kismarty-Lechner
Müzik: Alberto Iglesias
Yapımcı Stüdyo: Working Title Films, Studio Canal
Türkiye Dağıtımı: Chantier Films
Gösterim Tarihi: 10 Şubat 2012

Posted in 2012 Filmleri, Chantier Filmleri, Dönem Filmleri, Polisiye, Suç, Casusluk, Psikolojik Gerilim | Tagged , , , , , , , , , | Leave a comment

Marilyn ile Bir Hafta – My Week with Marilyn

Marilyn ile Bir Hafta - My Week with Marilyn1956 yılının yazında, 23 yaşında genç bir delikanlı olan Colin Clark (Eddie Redmayne), Oxford’da okuduğu bölümü terk ederek, sinema sektörüne girer ve kendisini o sırada çekimlerine başlanan ‘The Prince and the Showgirl’ adlı filmin setinde, en alt kademedeki asistanlardan biri olarak bulur.

Sir Laurence Olivier (Kenneth Branagh), efsanevi yıldız Marilyn Monroe (Michelle Williams) ve o dönem yeni evlendiği kocası, İngiliz tiyatro oyun yazarı Aurthur Miller’ı (Dougray Scott) merkezine alan film, asistan Colin’in gözünden Monroe’nun İngiltere’de geçen bir haftasını anlatıyor. Miller İngiltere’den bir süre ayrılmak zorunda kaldığında genç asistana da, Hollywood’a dönmeden önce güzel aktristi İngiliz sosyetesi ile tanıştırmak, gezdirmek ve eğlendirmek görevi düşüyor.

Colin Clark’ın günlüklerinden uyarlanan filmde iki genç insan arasında yaşanan karşı konulmaz çekim bir kez daha beyazperdeye taşınıyor. Simon Curtis’in yönetmenliğinde kotarılan yapımda, Marilyn Monroe’yu Aşk ve Küller filminin Cindy’si Michelle Williams canlandırıyor.

3 dalda Altın Küre adaylığı alan ve Michelle Williams’a En İyi Kadın Oyuncu ödülü kazandıran; dün açıklanan Oscar aday listesinde de En İyi Kadın Oyuncu ve En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Kenneth Branagh) dallarında 2 dalda Oscar adayı olan film, efsanevi oyuncu Marilyn Monroe’nun İngiltere’de geçen 1 haftasından ve aşk hayatından bir kesit sunuyor. Marilyn Monroe rolündeki Michelle Williams, Monroe’ya olan benzerliği ve muhteşem oyunculuğuyla göz dolduruyor. Filmin başrollerinde daha önce ‘Brokeback Mountain’ ve ‘Blue Valentine’ filmleriyle de Oscar’a aday gösterilen Michelle Williams ile 5 kez Oscar adayı olan Kenneth Branagh ve Eddie Redmayne yer alıyorlar.

Yönetmen: Simon Curtis
Oyuncular: Michelle Williams, Eddie Redmayne, Kenneth Branagh, Julia Ormond, Emma Watson, Geraldine Somerville
Senaryo: Adrian Hodges, Colin Clark
Yapımcılar: David Parfitt, Harvey Weinstein
Prodüksiyon Tasarımı: Donal Woods
Görüntü Yönetmeni: Ben Smithard
Kurgu: Adam Recht
Kostüm Tasarımı: Jill Taylor
Set Dekorasyonu: Judy Farr
Müzik: Conrad Pope
Yapımcı Stüdyo: The Weinstein Company
Türkiye Dağıtımı: Tiglon Film
Gösterim Tarihi: 10 Şubat 2012

Posted in 2012 Filmleri, Dönem Filmleri, Duygusal ve Dram, Gerçek Yaşam Öyküleri, Tiglon Filmleri | Tagged , , , , , , , | Leave a comment

Jack ve Jill – Jack and Jill

Jack ve Jill - Jack and Jill

Adam Sandler, Happy Madison yapımı yeni filmi Jack and Jill / Jack ve Jill’de filme adını veren rolleri canlandırıyor. Jack neredeyse kusursuz bir hayat yaşamaktadır, sabit ve sinir bozucu bir istisnayı saymazsak tabii: ikiz kız kardeşi Jill. Jack, her yıl şükran gününde boğucu ve hayatını alt üst eden kız kardeşinin ziyaretine katlanmak zorundadır. Hafta sonunu kapsayacak bu ziyaret bir aya uzadığında, kardeşler sadece ikizlerin yapabileceği şekilde tartışır, kavga eder, birbiriyle alay eder. Jill’in hiç gitmeyeceğini anlayan Jack, kurduğu çeşitli planlarla Jill’i görmeyi en sevdiği yere göndermeyi ummaktadır –ülkenin diğer ucuna…

Film Hakkında

Tatillerde ailenizle bir araya geldiğinizde, mutlaka size deli eden bir akrabanız vardır. Kötü bir niyetleri yoktur, onları seversiniz ama yine de…

Jack için bu kişi, kız kardeşi -ikiz kız kardeşi- olan Jill’dir. Hayatları birbirine bağlı olarak büyümüşlerdir. Ancak Jack uzağa taşındığından beri, farklı yönlere ilerlemişlerdir. Jack Los Angeles’ta oldukça hırslı ve başarılı bir reklam ajansı yöneticisi olmuştur.; Jill ise doğuda kalıp ebeveynleriyle ilgilenmiştir. Şimdi birbirlerini yılda sadece bir kez, Şükran Günü’nde Jill Los Angeles’a Jack’ı ziyarete geldiğinde görmektedirler. Zaman ve mesafe, aralarındaki ilişkiyi yıpratmıştır; Jack şimdi bu yıllık ziyarete sevinmek yerine katlanmak zorunda kaldığını hissetmektedir.

Yine de, sadece birkaç gün, değil mi? Değil. Jack ve Jill’in -her zaman olduğu gibi- araları bozulur; Jack’in işleri düzeltmesinin tek yolu, Jill’e Hanukah bayramı süresince Los Angeles’ta kalmasını ve yarışma programlarından ata binmeye kadar şehrin sunduğu her şeyin tadını çıkarmasını teklif etmektir. Yine de, Jack kız kardeşinin kalışını uzatmasından hoşnut değildir.

Jack’in stresine stress katan bir başka konu da reklam ajansında işlerin iyi gitmemesidir. En büüyk müşterisi olan Dunkin Donuts, Jack’in, Al Pacino’yu yeni Dunkaccino reklamında oynaması için ikna etmesini istemektedir. Jack, Pacino’yu nasıl ikna edeceğini kara kara düşünür -adam reklam filmi çekmemektedir ki!- ünlü oyuncunun bir sinir krizi geçirdiğini ve aklını kaybetmekte olduğunu öğrendiğinde, işler iyice zorlaşır. Çok fazla filmde yer almış olan oyuncu, gerçekliği oynadığı rollerle karıştırmaya başlamıştır ve giderek tuhaflaşan şekillerde hareket etmektedir.

Jack, Jill’i Lakers’ı izlemeye götürdüğünde, reklam konusunu konuşmak için Pacino’ya yaklaşır ama Pacino’nun Jill’le konuşmaya daha istekli olduğunu görünce şaşırır. Görünüşe bakılırsa Jill, Pacino’ya ardında bıraktığı her şeyi anımsatmaktadır -Bronx’ta büyüdüğü ev, çocukluğu- sahnede Don Kişot’u canlandırmaya hazırlanan Pacino için bir şeyler yerine oturur. Gerçeklikle sorun yaşadığı için, Jill bir anda oyuncunun gözünde Jack’in tuhaf kız kardeşi olmaktan çıkar, o artık Don Kişot’un idealize ettiği romantic aşkı, Dulcinea’dır. Pacino, görevini gerçekleştirmek için onun kalbini kazanmalıdır.

Sorun şudur ki; bu durum Jill’in ilgisini çekmemiştir. Ancak Pacino öyle kolayca bir yana atılacak biri değildir. Kendini Jack’le Jill’in sürpriz doğum günü partisine davet ettiren oyuncu, Jill’in ayaklarını yerden keser ve evindeki özel bir partiye götürür. Ancak Jill hâlâ yanaşmamaktadır; bu, Pacino’nun tutkusunu (ve çılgınlığını) daha da körükler. Kimin daha kızgın olduğu belli değildir -yaşadıkları nedeniyle Jill mi, Pacino’yu ikna etme fırsatını kaçıracağını düşünen Jack mi, Jill için yanıp tutuşan Pacino mu?

Jack’in iki ayağı bir pabuca girmiştir: Ziyaretini daha da uzatması ve Pacino’ya bir şans daha vermesi için Jill’i ikna etmesi gerekmektedir. Bu hamlenin harekete geçirdiği çılgın, inanılmaz olaylar, Jack’e hayatındaki en önemli insanların kim olduğunu gösterecektir.
Continue reading

Posted in 2012 Filmleri, Romantik Komediler, Warner Bros Filmleri | Tagged , , , , , , , , | Leave a comment

Düşmanı Korurken – Safe House

Düşmanı Korurken - Safe House

Aksiyon-polisiye türündeki Safe House’da Oscar ödüllü Denzel Washington ve Ryan Reynolds baş rolleri paylaşıyor. Washington, on yıllık kaçıştan sonra geri dönen CIA’in en tehlikeli kaçağı rolünde karşımıza çıkıyor. Gönderildiği Güney Afrika’daki hücre evi paralı askerler tarafından saldırıya uğrayınca, acemi ajan (Reynolds) da onunla birlikte kaçar. Bu sıradışı ikili kendilerini kimin öldürmek istediğini anlayana kadar hayatta kalmak zorundadır.

Son bir yıldır Cape Town’da yaşadığı durgunluk Matt Weston’ın sinirini bozmuştur. Dört dörtlük bir ajan olmak isteyen, sadık bir çalışan olan bu “kahya” kendini kanıtlamak için bir fırsat beklemektedir. Karşısına çıkan ilk vaka ise o ana kadar tanıdığı en tehlikeli adamla ilgilidir.

Tobin Frost, yaklaşık on yıldır yakalanmamıştır. CIA’in gelmiş geçmiş en iyi operasyoncularından olan bu eski istihbaratçı, iş ahlakını kaybetmiş ve orduya ait gizli bilgileri para karşılığında satmaya başlamıştır. Kuzey Kore’ye sattığı sırlarla Amerika Birleşik Devletleri’ne verdiği zararın boyutu ölçülemez. Şimdi de sakladığı bir sırla geri dönmüştür.

Frost sorguya çekilir çekilmez paralı askerler gelip Weston’ın gizli yerini dağıtırlar. Son anda kurtulabilen bu sıradışı ikili, kendilerine saldıranların teröristlerce mi yoksa önüne çıkanı öldürmek isteyen içeriden biri tarafından mı gönderildiğini anlamak zorundalar. İkisi de öldürülmeden önce kime güveneceğine karar vermek artık Weston’a kalmıştır.

Yönetmen: Daniel Espinosa
Oyuncular: Denzel Washington, Ryan Reynolds, Brendan Gleeson, Sam Shepard, Vera Farmiga, Fares Fares, Robert Patrick, Nora Arnezeder
Senaryo: David Guggenheim, Terry George, John Lee Hancock
Yapımcı: Scott Stuber
Prodüksiyon Tasarımı: Brigitte Broch
Görüntü Yönetmeni: Oliver Wood
Kurgu: Richard Pearson
Kostüm Tasarımı: Susan Matheson
Set Dekorasyonu: Melinda Launspach
Müzik: Ramin Djawadi
Yapımcı Stüdyo: Universal Pictures
Türkiye Dağıtımı: UIP Filmcilik
Gösterim Tarihi: 10 Şubat 2012

Posted in 2012 Filmleri, Aksiyon Macera Filmleri, Polisiye, Suç, Casusluk, UIP Filmleri | Tagged , , , , , , , , , | Leave a comment

Star Wars: Bölüm 1 – Gizli Tehlike

Star Wars: Bölüm 1 - Gizli Tehlike

Nute Gunray yönetimindeki Ticaret Federasyonu, Naboo’nun barış dolu dünyasını ele geçirmeyi planlamaktadır. Jedi Şövalyeleri, liderlerle çatışmaya gönderilirler. Yanlarında yeni Gungan arkadaşlarıyla birlikte kaçmayı başaran iki Jedi, Kraliçe Amidala’yı uyarmak için Naboo’nun yolunu tutar. Ancak droidler artık Naboo’yu ele geçrdiği için kraliçe güvende değildir. Bunun üzerine Tatooine’nin yolunu tutarlar ve orada Anakin Skywalker adlı genç bir çocuk ile arkadaş olurlar. Qui-Gon adlı Jedi bu gençte parlak bir gelecek görmektedir.

Yönetmen: George Lucas
Oyuncular: Liam Neeson, Ewan McGregor, Natalie Portman, Jake Lloyd, Pernilla August, Ian McDiarmid, Oliver Ford Davies
Senaryo: George Lucas
Yapımcılar: Rick McCallum, George Lucas
Prodüksiyon Tasarımı: Gavin Bocquet
Görüntü Yönetmeni: David Tattersall
Kurgu: Ben Burtt, Paul Martin Smith
Kostüm Tasarımı: Trisha Biggar
Set Dekorasyonu: Peter Walpole
Müzik: John Williams
Yapımcı Stüdyo: 20th Century Fox
Türkiye Dağıtımı: Tiglon Film
Gösterim Tarihi: 10 Şubat 2012

Posted in 2012 Filmleri, Aksiyon Macera Filmleri, Bilimkurgu Filmleri, Fantastik Filmler, Tiglon Filmleri | Tagged , , , , , , , , | Leave a comment

Sürücü – Drive

Sürücü - Drive

Filmin başrollerinden birisinde Christina Hendricks'i izliyoruz.

Başrollerinde Ryan Gosling ile Carey Mulligan’ın oynadığı “Sürücü – Drive”, Hollywood’da dublörlük yapan ve keskin araba kullanabildiği için geceleri de soygunlara katılan bir araba sürücüsünün (Ryan Gosling) yaşamını merkeze alıyor.

Sürücünün yasa dışı hayatı, güzel komşusu Irene’nin (Carey Mulligan) hapisteki kocasına yardım etmeyi kabul etmesiyle daha da tehlikeli bir hale bürünür. Zira bir anda kendisini Los Angeles’ın en tehlikeli adamlarının hedef listesinde bulur. Şimdi hem kendi hayatını, hem Irene ve oğlununkini kurtarmak için yapacağı tek şey en iyi bildiği şekilde sadece araba sürmektir.

Yönetmen: Nicolas Winding Refn
Oyuncular: Ryan Gosling, Carey Mulligan, Bryan Cranston, Albert Brooks, Oscar Isaac, Christina Hendricks, Ron Perlman
Senaryo: Hossein Amini
Yapımcılar: Michel Litvak, John Palermo, Marc Platt
Prodüksiyon Tasarımı: Beth Mickle
Görüntü Yönetmeni: Newton Thomas Sigel
Kurgu: Matthew Newman
Kostüm Tasarımı: Erin Benach
Set Dekorasyonu: Lisa K. Sessions
Müzik: Cliff Martinez
Yapımcı Şirket: Film District
Türkiye Dağıtımı: Medyavizyon
Gösterim Tarihi: 10 Şubat 2012

Posted in 2012 Filmleri, Aksiyon Macera Filmleri, Duygusal ve Dram, Medyavizyon Filmleri | Tagged , , , , , , , , , | Leave a comment