İspanya’da Yolculuk – Görülecek Yerler

İspanya’da turizm 1960’lı yıllardan bu yana büyük bir gelişme içerisinde. Ülkenin gelişen en büyük sektörlerinden biri olan turizm sayesinde İspanya bütçesi önemli ölçüde dengelenebiliyor. Turizmdeki gelişme daha önce dünyaya nispeten kapalı olan İspanya’yı ve İspanya halkını da dünyayla ve diğer kültürlerle tanıştırdı.  Bunun etkisinin İspanya’nın siyasi yaşamını da değiştirdiği ve Avrupa Birliği üyeliğini kolaylaştırdığı söylenebilir. Askeri yönetimler yaşayan İspanya özellikle 80’li yıllardan sonra Avrupa’nın önemli demokrasilerinden biri haline gelmeyi başardı. Ülkenin bu ani sıçramasında kıta Avrupa’sı ile yakınlaşması ve geçirdiği entegrasyon sürecinin önemli bir payı oldu.  İspanya tarih boyunca coğrafi özellikleri nedeniyle Avrupa’nın içinde ama kapalı bir sosyal hayat ve ekonomi yaşadı. Ülkenin yarımada şeklinde ayrı bir yapıya sahip olması ve dağlık arazi nedeniyle Avrupa’nın geri kalanından kopması çağlar boyu İspanya’yı olumsuz etkiledi.

İspanya’nın turizmde sağladığı büyük gelişme Costa Brava, Costa Dorada, Costa Blanca, Costa del Sol ve Atlas Okyanusu kıyısındaki Costa de la Luz yerleşim bölgelerini ve şehirlerini ön plana çıkardı.Bu bölgelere özellikle  yaz aylarında turist akını oluyor. Ancak ülkeyi çekici kılan sadece deniz ve güneş değil. Deniz ve güneşin yanı sıra daha ilgi çekici şeyler de var. Andorra’dan Montserrat’ya kadar tüm Katalonya’nın gezilmesiyle özellikle sanat alanındaki zenginlik kolayca fark edilebilir. Roman ve gotik üslupları bölgenin sanat geçmişini yansıtır. Bölge tarihte Arap yayılmacılığına karşı “hıristiyan dünyası”nın direnme noktasını oluşturdu. Akdeniz’i Atlas Okyanusu’na bağlayan ve Tarragona’dan San Sebastian’a uzanan 400 kilometre civarındaki yol boyunca, eski hac yerleri ve tarihsel manastırlar gezilebilir. Bu yol Ebro’dan ve Pirene sıradağlarının eteklerinden geçer.

Yol boyunca, 6 – 12 Temmuz tarihlerine rastlayan San Firmino bayramı ve boğaların kent sokaklarında koşuştukları “ercierro” şenliklerine rastlamak mümkün. Boğalarıyla ünlü Pamplona, Huesca ve Lerida kentleri görülmeye değer yerlerden.  San Sebastian’dan La Coruna’ya kadar yaklaşık 800 km uzunluktaki yol boyunca yer alan Castilla la Vieja (Santander), Asturias ve Galicia gibi Bask şehirleri turizm açısından önemli sayılmaz.

Vizeaya körfezi sanayi bölgelerini içinde barındırır ve şiirsel görüntülere ev sahipliği yapar.  Cantabria dağları yamaçlarını izleyen bölgeler görülmeye değer doğal güzelliklere sahiptir. Bilbao’dan sonra Santander ve Oviedo kentlerine ulaşılır.  Ortaçağ özellikleri taşıyan Eskiçağ Santillana del Mar yakınlarında, ünlü Altamira mağaraları yer alır. Bu mağaralarda 19. yüzyılda ortaya çıkarılan çok renkli duvar resimleri görülebilir. Barcelona’dan Madrid’e gitmek isteyenler düzlük bir arazide kurulu Zaragoza’dan geçerler. Leon, Estremadura, Atlas Okyanusu kıyısındaki Andalucia gibi bölgelerde dkkat çeken yerler arasında Sierra da Guadarrama, Sierra de Gredos, Sierra Morena bulunuyor.

Salamanca’dan yola çıkarak İspanya’nın tarihi ve kültürel merkezlerinden birkaçına varılabilir. Bunlar arasında, Guadalquivir ovasına ve Sevilla’ya kadar, Plasencia, Caceres, Merida yer alır. Madrid’den yola çıkanlar değişik yönlere doğru ayrılan yollarla Valencia, Murcia, Cartagena, Granada, Cordoba-Sevilla, Merida-Badajoz’a ulaşabilirler. Castilla’da yaşayan roman kahramanı Don Kişot’un geçtiği bölgelerden olan Mancha’yı zaman hiç değiştirmemiş gibi gözükür.

Tags : , , , , , , , , ,

Böbrek Anormallikleri

Böbreklerde sayı, durum ya da biçim açısından anormallikler görülebilir. Çok ender olarak, böbrekteki bu biçim bozukluğu yaşamı engeller ya da doğuştan bozukluklarla kendini gösterir. Çoğunluklaysa, raslantıyla ortaya çıkarılır. Bu anormalliklerin çoğunun, doğrudan böbrek işlevini bozmadan, boşaltım sisteminin çeşitli hastalıklarının ortaya çıkmasını kolaylaştırdığı kabul edilir; ama bu varsayım kanıtlanamamıştır. En ciddi oluşum bozuklukları kalıtımsal ya da ailesel değildir. Ya mongolizm gibi kromozomlardaki sapıklıklara ya da gebe kadınların geçirdiği enfeksiyon hastalıklarına, gebelikte alınan ve embriyo için zehirli ilaçların etkisiyle gelişen embriyo hastalıklarına bağlıdır.

İki böbreğin doğuştan bulunmaması ya da 2 yanlı böbrek yokluğu, yaşamla bağdaşamaz. Doğuşta bir tek böbrek bulunması daha sık görülen bir anormalliktir. Gerçek görülme sıklığı bilinmemektedir; çünkü, bu durum genellikle herhangi bir bozukluğa yolaçmaz. Birçok kişi, tek böbrek taşıdıklarının. farkına varmadan normal yaşamlarını sürdürürler. Bu tür kişiler için başlıca tehlike, bu tek böbreğin bozulması ya da bir kaza sonucu zarar görmesidir. Yapay böbrek makinası ve bazen böbrek aktarımı yapılabilmesi, tek böbreğin hastalıklarının geleceğini düzeltmiştir.Bazı kişilerde, karşı tarafın böbreği yerinde·dir, ama çalışmamaktadır (sonradan edinilme böbrek körelmesi).

Çift sidik borusu, en çok tek taraflı ya da daha az olarak iki taraflı olabilir. Tek bir böbrekten çıkan iki ayrı sidik borusu, birbirinden ayrı olarak sidik torbasına açılabilirler. Bazen çift havuzcuklu bir böbrekden çıkan sidik boruları, sidik torbasına açılmadan önce Y biçiminde birleşerek tek bir sidik borusu biçiminde sonlanırlar.Çift sidik borusu, çoğunlukla böbrek dokusundan oluşan özel durumlar dışında (sidik borusuyla sidik torbasının birleşme anormallikleri gibi), tek başına bir böbrek hastalığına yolaçmaz.

Doğuştan küçük böbrekler (gelişme kusuru) genellikle embriyodaki bir hastalığa ya da kromozomdaki bir anormalliğe bağlıdırlar. Çalışmaları her zaman bozuktur. Bazen 2 böbrek ortada omurga önünde birbirine yapışmıştır (at nalı böbrek). yapışma yeri kısa ya da uzun çoğunlukla böbrek dokusundan oluşan bir şerit halindedir. Ama bazen yalnızca bağdokusundan oluşur.

Pasta böbrek, sigmamsı böbrek, at nalı böbrekten daha ender görülürler. 4. ya da 5. bel omuru önünde sağ ve sol böbreğin alt kutuplarının birleştiği at nalı böbreğin boşlukları bazen damarlardaki anormallik sonucu genişleyebilir. Ana atardamar böbrek kapısından girmez, böbrek kutuplarına girer.

Olağandışı yerleşim gösteren böbrekler Ueğende ya da kalçada yerleşim). normal böbrek atardamarından daha aşağıdan çıkan damarlarla sulanır. Leğende yerleşme gösteren böbrek. kadında bir güç doğum (distosil nedenidir.Sidik borusunun anormalolarak kadında dölyolunda. erkekte prostatta ya da meni torbasında sonlanması pekçok bozukluğa yolaçar. İrin işeme, ateş, böbrek sancısı (apansızın nöbet biçiminde gelen ağrı), küçük bir kızda normal sidik çıkarmalarla birlikte sürekli sidik kaçırma bulunması. sidik borusunun anormalolarak dölyolu içinde sonlanması olasılığını akla getirir. Damar içine karşıt madde verilerek boşaltım sistemi filmi çekmeyle ya da sidik yolu yakınında, dölyolu içindeki sidik borusunun sonlandığıanormal deliğin ortaya çıkarılmasıyla, teşhis doğrulanır. Böbreğin normal bölümü korunarak ve anormal sidik borusu tarafından boşaltılan böbrek dokusu çıkarılarak yapılan kısmi böbrek çıkarma ameliyatı (heminefrektomU hastanın kesin olarak iyileşmesini sağlar.

Cacchi ve Hicci’nin tanımladıkları süngerböbrek ya da böbrek çanakları öncesi kanal genişlemesi, öz madde piramitleri içinde, papillalar düzeyinde sidik toplayıcı boruların genişlemesidir. Kesit yapıldığında, böbreğin doğal bir sünger gibi boşluklarla dolu olduğu görülür. Doğuştan başlayan bu hastalık, bazen hiç bir rahatsızlık vermez; bazense, yalnızca erişkin yaşta, hatta ihtiyarlıkta belirti verir. Birarada ya da ayrı ayrı 3 belirtiyle kendini gösterir: Belde ağırlık duygusu biçiminde ya da böbrek sancısı nöbeti tipinde ağrılar; irin işeme (piyüri); protein işeme (daha doğrusu albümin işeme). Bu hastalıkta teşhis, röntgen filmiyle konur. Damar içine karşıt madde verilerek çekilen boşaltım sistemi filminde, her 2 böbrek üstünde çanaklar öncesinde çiçek buketi, ray, kıvılcım ya da bulut biçiminde görüntüler bulunur. Bu görüntülerin başlıca özelliği, röntgen muayenesinin daha başlangıcında ortaya çıkıp sonuna kadar yitmemeleridir. Hastalığın evrimi oldukça değişkendir; ama genellikle uzun süre iyi katlanılır. En sık görülen ihtilat, taş oluşumudur. Hastalığın geleceği genel olarak iyidir ve yalnızca ihtilatlı biçimleri tedavi edilir.Çok kistli böbrekler, kalıtımsal hastalıklann en iyi örneğidir.

Tags : , , , , , , , , , , , ,

Omurilik – İşlevsel Düzenlenme, Mekanizma, Yapı

Merkezi sinir sisteminin en yalın bölümüdür. Kabaca silindir biçiminde bir kordondur, omurga kanalı içinde yerleşmiştir; soğanilikten sonra gelir ve 2. bel omuruna kadar uzanır; 40-45 sm uzunluğundadır. Ön ve arka orta oluklar tarafından 2 bakışımlı parçaya (sağ ve sol) kertiklenmiştir; yanlarda 2 yatay oluk, omurilik sinirlerinin ön ve arka köklerinin çıkış yerleridir; bu sinirler, omurlararası deliklerden çıkarak omurilik sinirleri ve özerk sinir sistemi sinirleri haline gelirler.

İşlevsel Düzenlenme

Omuriliğin işlevsel incelenmesi, onun kesitsel düzenlenmesini anlamaya olanak sağlar. Omurilik ekseninin her omur katına, deri, kaslar, iskelet, iç organlar ve damarların sinirlenmesiyle ilgili bir öğe uyar; erişkinde işlevsel kesitler (8 boyun, 12 göğüs, 5 bel, 5 kuyruk sokumu kemiği ve 1 ya da 2 kuyruk kemiği kesiti), buna uyan omur cisimleriyle aynı düzeyde yerleşmemişlerdir. Gerçekten, kemiksel omurga, omuriliğe oranla daha hızlı gelişir; soğancığa bağlı olan omurilikse, erişkin yaşa kadar yukarıya doğru yer değiştirir.

Omuriliğin enine bir kesiti üstünde, çevrede ak madde ve ortada merkezi kanalın çevresinde boz madde açıkça ayırdedilir. Çekül düzeyinde orta düzlemin her iki yanında, hücresel merkez olan boz madde, bir ön boynuz ve bir arka boynuıla ay biçimini alır; miyelinli liflerden oluşan ak maddeyse, köklerin çıkış çizgileri tarafından 3 kordona (ön, yan ve arka) bölünür. Ön ve arka kökler omuriliği, çevresel duyu ve hareket sinirleri ile özerk sinir sistemi sinirlerine bağlarlar. Her arka kökte, omurilik sinir düğümü denen bir şişkinlik bulunur. Arka kök içinden, omuriliğe gelen ve hücre gövdeleri omurilik sinir düğümü içinde bulunan duyusal lifler geçer. Ön kök içinden özellikle çizgili kasların hareket nöronları, miyelinli silindir eksenler (aksonlar) ve parasempatik lifler geçer.Bu kısa anatomik incelemeden sonra, sinir sistemi son derece uzmanlaşmış, istemimize ve bilincimize bağımlı olmaksızın, işlevleri bir yandan yaşamımızın başkalarıyla ilişkili (başka kişilerle anlaşma, jestler, konuşma, duyarlık) görünümleri, öte yandan da istemsiz işlevlerin (sözgelimi kalp ve sindirim sistemi gibi yaşamı sağlayan organların düzenlenmesi) bütün görünümlerini kaplayan bir organ gibi görünür.

Mekanizma

Son derece yalındır: Sinir dokusu, yalnızca sinir hücrelerinden yapılmıştır. Her hücrenin görevi, uzantıları aracılığıyla, tıpkı bir lambayı yakan elektrik akımını ortaya çıkaran elektrik düğmesi gibi, sinir akılarını yaymak ve iletmektir.

Yapı

Sinirsel merkezleri, boz maddeyi oluşturan hücre gövdeleri oluşturur. Bu merkezler beyin kabuğu, çizgili çekirdekler, talamus, arka beyin, omurilik boz maddesi gibi bütün katlarda vardır. Sinir devreleri, sinapsların birleştirdiği, zincir halinde bir ya da birçok sinir lifinden oluşmuştur; yanyana yerleşmiş bütün devreler, ak madde kütlesini oluştururlar.

Bir hareket ettirici devrede, beyin kabuğunda bulunan hücre gövdesi, birbirini izleyen birçok akıdan oluşan bir bildiri hazırlar; silindir eksen uzantısı, bu bildiriyi omurilik hareket nöronuna iletir; hareket nöronu da, lifi aracılığıyla bildiriyi kasa götürür ve kas kasılır. Duyurucu devrede ise uyarı, bir sinir lifinin ucunda özelleşmiş küçük bir organ (sözgelimi deri üstünde) olan çevresel bir alıcıdan gelir: Bildiri lif boyunca çıkar, 2 sinapstan geçer ve bildiriyi çözecek (temas, ısı, ağrı) olan kabuk merkezine ulaşır.

Genel düzenlenme 2 görünüm altında incelenebilir: Aşama düzeyi ve özel görevler. Merkezlerin aşama düzeyi belirgindir. En yüksek düzeyde beyin kabuğu yerleşmiştir; buradan istemli bildiriler çıkar ve duyduğumuz birçok duyu gene buraya varır. Beyin kabuğu, düzenler ve düşünür; bilincin bulunduğu yerdir. Bunun altında, otomatik işlevleri düzenleyen ve bilgileri denetleyen ara merkezler yerleşmiştir; bilinç, bu otomatik işlevler üstüne etki yapabilir (solunumu durdurmak, kas gerginliğini azaltmak gibi).

Ayrıca, omurilik düzeyinde, otomatik hareket merkezleri çok belirgindir: Burası refleksler düzeyidir. Büyük işlevlerse, karmaşık iletim yollarıyla iletilirler; bunların anatomik ve fizyolojik incelenmesi birbirinden ayrılamaz.

Tags : , , , , , , , , , , , ,

Omurilik: Mekanizması, Yapısı, İşlevi

Merkezi sinir sisteminin en yalın bölümüdür. Kabaca silindir biçiminde bir kordondur, omurga kanalı içinde yerleşmiştir; soğanilikten sonra gelir ve 2. bel omuruna kadar uzanır; 40-45 sm uzunluğundadır. Ön ve arka orta oluklar tarafından 2 bakışımlı parçaya (sağ ve sol) kertiklenmiştir; yanlarda 2 yatay oluk, omurilik sinirlerinin ön ve arka köklerinin çıkış yerleridir; bu sinirler, omurlararası deliklerden çıkarak omurilik sinirleri ve özerk sinir sistemi sinirleri haline gelirler.

İşlevsel Düzenleme

Omuriliğin işlevsel incelenmesi, onun kesitsel düzenlenmesini anlamaya olanak sağlar. Omurilik ekseninin her omur katına, deri, kaslar, iskelet, iç organlar ve damarların sinirlenmesiyle ilgili bir öğe uyar; erişkinde işlevsel kesitler (8 boyun, 12 göğüs, 5 bel, 5 kuyruk sokumu kemiği ve 1 ya da 2 kuyruk kemiği kesiti), buna uyan omur cisimleriyle aynı düzeyde yerleşmemişlerdir. Gerçekten, kemiksel omurga, omuriliğe oranla daha hızlı gelişir; soğancığa bağlı olan omurilikse, erişkin yaşa kadar yukarıya doğru yer değiştirir.

Omuriliğin enine bir kesiti üstünde, çevrede ak madde ve ortada merkezi kanalın çevresinde boz madde açıkça ayırdedilir. Çekül düzeyinde orta düzlemin her iki yanında, hücresel merkez olan boz madde, bir ön boynuz ve bir arka boynuıla ay biçimini alır; miyelinli liflerden oluşan ak maddeyse, köklerin çıkış çizgileri tarafından 3 kordona (ön, yan ve arka) bölünür. Ön ve arka kökler omuriliği, çevresel duyu ve hareket sinirleri ile özerk sinir sistemi sinirlerine bağlarlar. Her arka kökte, omurilik sinir düğümü denen bir şişkinlik bulunur. Arka kök içinden, omuriliğe gelen ve hücre gövdeleri omurilik sinir düğümü içinde bulunan duyusal lifler geçer. Ön kök içinden özellikle çizgili kasların hareket nöronları, miyelinli silindir eksenler (aksonlar) ve parasempatik lifler geçer.Bu kısa anatomik incelemeden sonra, sinir sistemi son derece uzmanlaşmış, istemimize ve bilincimize bağımlı olmaksızın, işlevleri bir yandan yaşamımızın başkalarıyla ilişkili (başka kişilerle anlaşma, jestler, konuşma, duyarlık) görünümleri, öte yandan da istemsiz işlevlerin (sözgelimi kalp ve sindirim sistemi gibi yaşamı sağlayan organların düzenlenmesi) bütün görünümlerini kaplayan bir organ gibi görünür.

Mekanizma

Son derece yalındır: Sinir dokusu, yalnızca sinir hücrelerinden yapılmıştır. Her hücrenin görevi, uzantıları aracılığıyla, tıpkı bir lambayı yakan elektrik akımını ortaya çıkaran elektrik düğmesi gibi, sinir akılarını yaymak ve iletmektir.

Yapı

Sinirsel merkezleri, boz maddeyi oluşturan hücre gövdeleri oluşturur. Bu merkezler beyin kabuğu, çizgili çekirdekler, talamus, arka beyin, omurilik boz maddesi gibi bütün katlarda vardır. Sinir devreleri, sinapsların birleştirdiği, zincir halinde bir ya da birçok sinir lifinden oluşmuştur; yanyana yerleşmiş bütün devreler, ak madde kütlesini oluştururlar.

Devrenin İşlevi

Bir hareket ettirici devrede, beyin kabuğunda bulunan hücre gövdesi, birbirini izleyen birçok akıdan oluşan bir bildiri hazırlar; silindir eksen uzantısı, bu bildiriyi omurilik hareket nöronuna iletir; hareket nöronu da, lifi aracılığıyla bildiriyi kasa götürür ve kas kasılır. Duyurucu devrede ise uyarı, bir sinir lifinin ucunda özelleşmiş küçük bir organ (sözgelimi deri üstünde) olan çevresel bir alıcıdan gelir: Bildiri lif boyunca çıkar, 2 sinapstan geçer ve bildiriyi çözecek (temas, ısı, ağrı) olan kabuk merkezine ulaşır.

Genel düzenlenme 2 görünüm altında incelenebilir: Aşama düzeyi ve özel görevler. Merkezlerin aşama düzeyi belirgindir. En yüksek düzeyde beyin kabuğu yerleşmiştir; buradan istemli bildiriler çıkar ve duyduğumuz birçok duyu gene buraya varır. Beyin kabuğu, düzenler ve düşünür; bilincin bulunduğu yerdir. Bunun altında, otomatik işlevleri düzenleyen ve bilgileri denetleyen ara merkezler yerleşmiştir; bilinç, bu otomatik işlevler üstüne etki yapabilir (solunumu durdurmak, kas gerginliğini azaltmak gibi).

Ayrıca, omurilik düzeyinde, otomatik hareket merkezleri çok belirgindir: Burası refleksler düzeyidir. Büyük işlevlerse, karmaşık iletim yollarıyla iletilirler; bunların anatomik ve fizyolojik incelenmesi birbirinden ayrılamaz.

Tags : , , , ,

Yemek Borusu

Yeri

Yemek borusu (özofagus), yutak ile. mide arasında yeralan sindirim yoludur. Beden orta çizgisinde boyun ve göğüs omurgalarının önünde, yani derinde yerleşmiş bir organdır. Cerrahlar için, ulaşılması oldukça güçtür.

Yemek borusunda 4 parça ayırdedilir: Boyun parçası; göğüs parçası; diyafram parçası; karın parçası.

Biçim ve yönü

Yemek borusu kabaca silindir biçimindedir; bununla birlikte, boyun parçasında ve soluk borusunun ayrılış yeri üstünde yeralan göğüs parçasında, önden arkaya bir yassılaşma gösterir. Karın parçasında, mideyle birleşme deliği olan mide ağzının (kardiya) tam üstünde, hafifçe genişler. Yemek borusu yukardan aşağıya 4 darlık bölgesi ve normal olarak genişlemiş parçalar gösteren düzensiz, enine bir yarık biçimindedir. Yutak-yemek borusu birleşme yeri, yani üst sınır, 6. boyun omurgası düzeyindedir. Yemek borusu dikeydir, aşağıda ve solda hafif bir eğrilik gösterir, sert ve düz değildir, iki yöne bükülebilir:- önündeki ve arkasındaki organların iç ve dışbükeyliklerine uyarak yatay düzlemde, yani önden arkaya;- aynı nedenlerle düşey olarak, yani· sağdan sola. Alt sınırı ya da mide ağzı, beden orta çizgisinin 2 sm solunda, 11. göğüs omuru düzeyinde yerleşmiştir.

Boyutları

Yemek borusu, 5 sm’si boyun parçası, 16-18 sm’si göğüs parçası, 3 sm’si karın parçası olarak yaklaşık 25 sm uzunluğundadır. Daha önce de söylediğimiz gibi, çapı ortalama 2-5 sm arasında değişir.

Renk ve kıvamı

Yemek borusu, çeperlerinin kalınlığı çok az olan, kas ve zardan yapılı, yassı, pembemsi bir borudur.

Tutunma araçları

Yemek borusu özellikle iki ucuyla yerinde durur. Üst deliği, yutağın alt ucuna uyar; boyun parçası soluk borusunun arkasında yeralır ve ikisinin arasında, aşağıda gevşek, yukarda sıkı bir bağdokusu (yukarı bölümde oldukça sağlamdır) bulunur. Yemek borusunun alt parçasında, birçok tutunma aracı, mide ağzını diyaframın altındaki normal yerinde tutar. Bu tutunma araçları, yemek borusu-diyafram bağları ve mide-diyafram bağları ile akciğer-mide sinirlerinden ve mide sol atardamarından oluşan damar-sinir öğeleridir. Ama bu bağlantılar ancak kısmi bir hareketsizlik sağlar; bu durum, «diyafram fıtıkları»nı, yahi mide ağzının ya da midenin bir bölümünün, diyaframdaki yemek borusu açıklığından, diyafram üstünde,’ göğüs boşluğuna girmesini açıklar. İki biçimi vardır: Yemek borusu-mide ağzı (kardiya) ve midenin üst bölümünün göğüse doğru yükseldiği «kayma fıtığı» (slidina); mide ağzının normal yerini koruduğu, oysa mide dibinin (mide anatomisine bakınız) bir bölümünün, yemek borusu yanından göğüs boşluğu içine diyaframın yemek borusu deliğinden yuvarlandığı «yuvarlanma fıtıkları.. (yemek borusu yanı fıtıkları).

Anatomik komşulukları

Boyun parçası

Yemek borusunun boyun parçası, akörtü niteliğinde ince bir zarla sınırlanmış bir alanda yerleşmiştir ve çevresinde yer yer sık ve gevşek bağdokusu tabakası vardır.
Boyun parçasının komşulukları şöyledir:

– önde, soluk borusu (yemek borusu eğriliği nedeniyle soluk borusunu sola doğru aşar); soluk borusunun 2., 3. ve 4. halkaları önünde yeralan tiroyit bezi cismi; yemek borusunun sol kenarı önünde sol gırtlak alt siniri;

– yanlarda, tiroyit bezinin sağ ve sol lobları; bu lobların arka yüzlerinde yerleşmiş alt paratiroyit bezleri;

– tiroyit alt atardamarının uç dalları; sağda sağ gırtlak alt siniri; şahdamarı, boyun iç toplardamarı ve akciğer – mide sinirinden oluşan «boyun damar-sinir demeti»;

– bu bütünün arkasında boyun sempatik siniri;

– arkada, omur önü kasları ve omur önü akörtüsüyle kaplı olan 6. boyun ve 2. sırt omurları arasındaki omurga bölümü.

Göğüs parçası

Yemek borusunun gogus parçası arka mediyastinde yerleşmiştir, derin bir organdır.
Komşulukları şunlardır:

– arkada, omurgalar; göğüs aortu; büyük azigos toplardamarı; göğüs lenf kanalı; küçük azigos toplardamarı; omurganın ön yüzünü çaprazlayan sağ kaburgalararası atardamarlar; sempatik sinir sisteminin göğüs parçası;

– yanlarda, akciğerler ve göğüs zarı;

– sağda, 4. göğüs omuru düzeyinde azigos kavsi yeralır; sağ akciğer-mide siniri, azigos kavsi altından yemek borusunun arka yüzüne ulaşır;

– solda, 4. göğüs omuru düzeyinde aort kavsi, bunun üstünde de sol köprücükaltı atardamarı ve göğüs lenf kanalı yeralır; sol akciğer-mide siniri sol ana bronş altından yemek borusunun ön yüzüne ulaşır;

– önde, yukardan aşağıya şunlar yeralır: Soluk borusu; 4. göğüs omuru yüksekliğinde ve sol ana bronşa yaklaşık 1 sm uzakta soluk borusunun ayrılma yeri (bu ayrılma yeri orta çizginin tam üstünde değildir); soluk borusunun ayrılma yeri altında, iki bronşun birbirinden uzaklaştığı köşede yeralan lenf düğümleri; sağ bronş ve akciğer atardamarları; kalp dışzarı; kalp tabanı. Bu bölgenin anatomik komşulukları bir yandan yemek borusuna (özellikle orta üçte birindeki) cerrahi girişim güçlüklerini, öte yandan da yemek borusu kanseri sırasında urların hızla soluk borusu bronş ağacına yayılmasını açıklar.

Diyafram parçası

Diyafram, yemek borusuna bir geçiş deliği hazırlar. Diyaframın bu yemek borusu deliği 10. gögüs omuru düzeyindedir. Yemek borusu burada akciğer-mide sinirleri (soldaki ön yüzde, sağdaki arka yüzde) ile komşuluk yapar.Kapı toplardamarı sistemiyle ana toplardamar sistemi arasındaki toplardamar ağızlaşmaları bu düzeyde olur. Kapı toplardamarı yüksek basıncı durumundaki «yemek borusu varisleri» (başlıca nedeni sirozdur), bu bölgede ağızlaşan toplardamarlardan oluşur.

Karın parçası

Karın zarı, yemek borusunu önden ve yandan sarar; ama arka yüzünü serbest bırakır. Arka yüz, sağ akciğer-mide siniriyle, diyaframın sol ve sağ saplarıyla komşudur. Yemek borusunun önünde, sol akciğer-mide siniri, karın zarı ve karaciğer bulunur. Sağda, gene karaciğerin kuyruklu lobu ve küçük askı (mide-karaciğer bağı ve onikiparmak barsağı – karaciğer bağı) yeralır. Solda, mide dibi yeralır. Dalak da çok yakındır.

Yapısı

Yemek borusunun çeperleri yaklaşık 3 mm’ kalınlığındadır. Her biri dıştan içe doğru 3 kattan oluşur: Kas tabakası (iki türlü liften yapılmıştır; dış lifler uzunluğuna, iç lifler değirmidir); mukozaaltı tabakası; mukoza tabakası.

Bir kesitin görünümü

Yemek borusu uzunluğuna açılırsa mukoza görülür. Pembe renklidir ve uzunlamasına kıvrımlar gösterir. Mide ağzı düzeyinde, yemek borusu-mide deliğini kapatmak için, kıvrım yaparak Gubarow kapağını oluşturur.

Yemek borusu atardamar ağı, öteki sindirim kanalı organlarınınkine oranla çok yoksuldur; bu da cerrahi girişimlerin güçlüğünün ayrı bir nedenidir.

Atardamarlar

Yemek borusunu kanlandıran atardamar dalları şuralardan gelirler:

– üst parçasınınkiler, tiroyit alt atardamarlarından;

– orta üçte bir parçasınınkiler, doğrudan göğüs aortundan;

– son parçasınınkiler, diyafram alt atardamarlarından ve mide sol atardamarından.

Toplardamarlar

Kan, yemek borusunu saran büyük bir toplardamar ağı tarafından taşınır. Bir yandan kapı toplardamarı sistemine, öte yandan üst ana toplardamar sistemine bağlı toplardamarcıklar, birçok ağızlaşma yaparlar.

Lenf damarları

Yemek borusunun boyun parçasının lenf da.marları, boyun derin lenf düğümleri zincirine ve gırtlak alt siniri boyunca dizilmiş lenf düğümleri zincirine doğru, göğüs parçasınınkiler soluk borusu-bronş çevresi mediyastin lenf düğümlerine doğru, karın parçasınınkiler ise mide üst lenf düğümleri denen mide kapısı yakınındaki lenf düğümü zincirine doğru giderler.

Sinirler

Akciğer-mide sinirlerinden ve sempatik sinirlerden kaynaklanan sinir ağları sözkonusudur.

Tags : , , , , , , , ,

Sindirim Kanalını Oluşturan Bölümler ve Karın Zarı

Vücudumuzun en önemli fonksiyonlarından birini sağlayan sindirim sistemi, sindirim kanalı ile ek salgı bezlerinden oluşan bir sistemdir. Sindirim kanalını oluşturan bölümler ise yutak, yemek borusu, mide, ince bağırsak ve kalın bağırsaklardan meydana gelir. İnce bağırsak, hareketsiz kısım olan onikiparmak bağırsağı ve hareketli ince bağırsak kıvrımlarından oluşan boşbağırsaktan oluşur. Boşbağırsağa kıvrımlı bağırsak adı da verilir. Kalın bağırsak ise üç bölümden meydana gelir. Bu bölümler kalın bağırsak, göden bağırsağı ve makatı içerir. Yemek borusu dışında tüm sindirim kanalı karın boşluğu içinde içinde yer alır. Karın boşluğu içinde bulunan karın zarı ise sindirim organlarıyla yakından komşu konumda bulunur.

KARIN ZARI

Periton / seröz bir zar olan karın zarı iki kısımdan oluşur:

Çeper karın zarı olarak adlandırılan yaprak karın çeperlerine yapışıktır. Çeper karın zarı parietal periton olarak da bilinir.

İç organ karın zarı olarak adlandırılan yaprak karın içindeki organları örter. Bu bölüme viseral periton da denilir.

İç organ karın zarı, çeper karın zarına kıvrımlar vasıtasıyla bağlanır. Kıvrımlar bulundukları bölgeye göre değişik isimler alır. Çeper yaprağının karın zarıyla birleşimini sağlayan kıvrıma zar askı (mezo) adı verilir. Çeper yaprağını, sindirim kanalına dahil olmayan bir organa (örneğin dalak) bağlayan kıvrıma bağ denilir. Karın zarı kıvrımları içinde damarlar bulunur.

(web sağlık)

Tags : , , , , , , , , ,

Sindirim Kanalı

İnsanlık tarihinde besinler, sindirim ve vücutta görülen etkiler arasında bağlantılar kurulmuş ve gözlemlenen değişiklikler çeşitli biçimlerde açıklanmıştır. Eski çağlardan beri karın ağrısı gibi belirtiler tedirginliğin, huzursuzluğun ya da korkunun yansımaları olarak görülmüştür. Sindirim sistemi ile ilgili açıklamalar bilimsel dayanağı olmayan eski tıp alışkanlıklarından günümüzde de kurtulmuş değildir. Sindirimi kolaylaştıran maden suları, perhiz yemekleri gibi tıp biliminde tam olarak yeri olmayan tedavi yöntemleri halk arasında yaygındır.

Sindirim sisteminin çalışması  besinleri kimyasal yönden yalınlaştırmak amacına hizmet eder. İnce bağırsak vücuda alınan besinleri mukoza hücreleri tarafından emilebilir yalın moleküllere çevirmek için çalışır. Yalın moleküller arasında aminoasitler ve yağ asitleri sayılabilir. Sindirim kanalının fiziksel yapısı besin parçasının taşınmasını, dışarı atılmasını ve çeşitli salgıların salınmasını sağlamak amacına yönelik olarak oluşmuştur.  Yalın moleküllerin emilimi ve vücut için gerekli olan maddelerin yapımı genellikle karaciğerde gerçekleşir. İnce bağırsak, kapı toplardamarı ve karaciğer arasında birbirleriyle etkileşimli bir ilişki söz konusudur. Her birinin durumu diğerinin çalışmasını ve fonksiyonunu yerine getirmesini etkiler.

Sindirm kanalı hastalıklarının tedavisinde cerrahi müdahale gerekliyse bozunun tipinin iyi belirlenmesi gereklidir. Bazı bozunların boyutu 1 mm’yi aşmadığı için yaklaşık 5 mt uzunluğundaki sindirim kanalının ulaşılamayan bölgelerindeki bozunların niteliğini belirlemek her zaman kolay bir iş değildir. Tıp biliminin gelişmesinin ilk dönemlerinde röntgen teşhis koymaya çalışan doktorlara çok yardımcı olmuştur.  Daha sonraları geliştirilen endoskopi yöntemi ise sindirim yolunun içeriden izlenmesine olanak tanıdı. Başlangıçta zorlu bir yöntem olan endoskopi cam elyaf maddesinin devreye girmesiyle kolaylaştı. Bu sayede sindirim kanalının ulaşılamayan bölümlerini görüntülemek de mümkün hale geldi.

Hastalıkların iyicil mi kötücül mü olduklarının belirlenmesi çıkarılan canlı dokuların mikroskopla incelenmesini gerektirir. Biyopsi bezen, özellikle ince bağırsaklarda gözle görmeden de yapılabilmektedir. Özellikle geçen yüzyılda sindirim sistemi cerrahisi alanında çok büyük ilerlemeler oldu. Günümüzde sindirim sistemi kısmen veya tamamen hiçbir güçlükle karşılaşmadan çıkarılabilmektedir. İnce bağırsağın tümüyle çıkarılması bunun dışındadır. (sağlık)

Tags : , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Fast Food Alışkanlığından Nasıl Kurtulmalı?

Fast food tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de son 20 – 30 yıla damgasını vuran bir yemek kültürü haline geldi. Geleneksel ve sağlıklı yemeklerden vazgeçen insanlar artık özellikle öğle yemeklerini hızlı yemekle geçiştiriyorlar. İnsanlar sağlıklı yaşamak için çok çaba gösteriyor, spor yapıyor, doktor kontrolünde yaşıyor ama nedense fast food ürünlerinden vazgeçemiyor. Acaba bunda fast food ürünlerinin lezzetlerinin dayanılmaz çekiciliği mi rol oynuyor. Sebep ne olursa olsun fast food alışkanlığımızdan kolayca vazgeçemeyeceğimiz çok açık. Bu durumda acaba fast food ürünleri daha sağlıklı olarak hazırlanabilir mi? Bu konuda son dönemde gösterilen çabalar yok değil. Büyük fast food markaları ürünlerinin eskisine göre daha sağlıklı içeriklere sahip olduğunu ve daha sağlıklı şekilde pişirildiğini açıklıyorlar. Kırmızı etten kaçınmak isteyenlr için beyaz et, balık eti ve hatta vejetaryen menüler fast food listelerine girdi. Müşterilerinin talepleri doğrultusunda değişiklikler yapan fast food firmaları son zamanlarda sebze menülerini bile hayatımıza soktu. Sebze burger olarak da adlandırabileceğimiz beanburger kırmızı fasulye, patates ve karışık bitkilerden hazırlanıyor. Yüksek oranda lif içeren bu yeni ürünler hamburger, kola ve patates üçgeninin zararlarını azaltmaya yardımcı oluyor.

Ancak fast food sevenler klasik hamburger ve yan ürünlerinin tatlarından vazgeçecek gibi görünmüyor. Klasik fast food menülerinin tüketiminde belirgin bir azalma gözlenmiyor. Çünkü bu tatların çekiciliğinden vazgeçmek hemen hemen olanaksız. Öyleyse ne yapmalıyız? Aslında yapılacak şey kendimizi bu muhteşem tatlardan tümüyle soyutlamak yerine bu ürünleri tüketmeyi azaltmak. Yine fast food ürünlerinin tadına bakalım ama tüm yemek kültürümüzü ve alışkanlıklarımızı fast food üzerine kurmayalım. Genelde sağlıklı besinlerle beslenmeye dikkat ederken kendimize zaman zaman bir ödül verelim ve beğendiğimiz fast food ürünlerinin tadına bakalım. Tabii ki sağlığımızı tehlikeye atacak derecede abartmadan. (sağlık)

Tags : , , , , ,

İyi kolestrol HDL nedir?

Kolestrol deyince her zaman bir korku duyarız. Sağlık bozukluğu ve hastalıkla birlikte anılan bir kelimdeir kolestrol. Modern hayatın bizlere kötü bir armağanı olan kolestrol sağlığımızı olumsuz etkileyen en öenmli etkenlerden biri. Uzmanlardan medyadan ve tanıdıklarımızdan her zaman kolestrolla mücadele etmenin yollarını ve gerekliliğini dinleriz. Bu da her zaman sağlığımızla ilgili kuşkularımızı artırır. Kolestrolden korunmanın en iyi yolu fazla yağ ve tuz kullanımından kaçınmak ve düzenli egzersiz yapmaktır. Hergün yapılacak yarım saatlik yüksek tempolu bir yürüyüş bile kolestrolla savaşmamıza yardımcı olacaktır.

Belki hiç duymadınız ve çok şaşıracaksınız ama bir de ‘iyi kolestrol’ var. İyi kolestrol olur mu demeyin. İyi kolestrol ya da teknik tanımıyla HDL kötü kolestrolü vücuttan kovan bir kolestrol türü. Zararlı kolestrole LDL adı veriliyor. HDL ise LDL’yi karaciğere taşıyarak vücuttan atılmasını sağlıyor. HDL özellikle kalp hastalıklarına yakalanmaya engel olan bir kolestrol türü.

HDL kanda dolaşan kötü kolestrolü tespit ediyor ve onu yakalayarak tekrar işlenmesi için karaciğere gönderiyor. Kandaki kötü kolestrol oranının düşürülmesi ne kadar gerekliyse iyi kolestrol miktarının artırılması da sağlık açısından o kadar gerekli ve önemli. Peki HDL oranını nasıl yükseltebilir ve sağlığımızı koruyabiliriz. Bunun yolu da sağlıklı beslenme ve düzenli egzersizden geçiyor. Yalnızca yağ ve tuz kullanımını azaltmak yeterli olmuyor aynı zamanda mümkünse her gün tekrarlanacak egzersizleri ihmal etmemek gerekiyor. (sağlık)

Tags : , , , ,

Hafta Sonlarını İyi Değerlendirmek

Hafta sonları, ailenin beraber olma günleridir. Bununla birlikte, aile içindeki bireylerin pazar gününün nasıl geçirilmesi konusundaki düşünceleri farklı olabilir ve bu durum, karışıklık yaratabilir. Ailenin merkezi olan kadının, bu karışıklıktan etkilenmesi çok doğaldır.

Herkesin kendi düşüncesini dürüst bir biçimde açıklaması ve anlayış beklemesi, bir bakıma kadın için kıvanç vericidir. Ancak, bu istek ve duyguları belli bir yöne itmek, zaman alır ve düzenleme gerektirir. Birçok kadın, hafta sonunu bütün aileyi hoşnut edecek biçimde düzenlemeyi bilmez.

Bu dinlenmeyi gerçekleştirmek için işlerin önceden yapılması gerekebilir. Sözgelimi, bu konuda önceden çok miktarda yemek pişirmek çözüm olabilir.

Buna karşılık, bütün hafta çalışan bir kadın, ev işlerini yapmak için pazar gününü en uygun gün olarak görebilir. Ancak, kendisini ev işlerine vererek yalnızca ailesinden uzoklaşmakla kalmamakta, aynı zamanda tatil gününü başka bir çalışma gününe dönüştürmektedir.

Aynı biçimde, erkeğin evi boyaması da dinlenme gününü çalışma gününe dönüştürmesi olur.

Pazar günü alışkanlıklarını, dinlenme ve en az iş yapma açılarından yeniden düşünmek yararlıdır. Çünkü, birçok kadın için pazar günleri ek iş yapma günü durumuna gelir; kadın, ailenin ilgisini çekmek için iyi bir pazar yemeği yapma zorunluluğunu duyabilir. Dinlenmeyi ve çalışmayı birarada yapmanın getirdiği gerilim ve aileyle normal ilişkiyi bu gerilim içinde sürdÜrmeye çalışma çabaları tatil gününü haftanın en kötü günü haline getirebilir.

Pazar yemekleri birçok babanın çocuklarla günün ortasında uğraşmak istememeleri nedeniyle gerilim yaratabilir. Bebeğe kaşıkla yemek yedirmeye çalışmak rahatlığı bozar. Dört yaşından büyÜk çocuklar yemekte bulundukları yerde sürekli oturmazlar; onları birarada tutmak oldukça çaba gerektirir.

Yemekteki davranışlar çok önemlidir. Bunlar yemekte bulunan öteki kişilerin yemekten zevk almasını güvence altına alır. Doğru davranışların en iyi öğrenildiği yer evdeki yemeklerdir.

Ev geçimini, para kazanmak ve annelik görevi gibi ikiye bölmek hala geçerlidir ve bu durum pazar günleri evde büyük sürtüşmelere yol açabilir. Bu sürtüşme çocukların ele avuca gelmelerinden sonraki dönemlerde en yüksek noktasına varabilir. Bu dönemlerde çocuklar annelerinin bütün dikkatinin onların üzerinde olmasını isterler. Erkek de yemeğini ya karısıyla ya da yalnız yemeğe alışmıştır. Kahvaltı genellikle ailenin birarada olduğu bir durum değildir. Akşam yemeklerini çocuklarıyla birliikte yiyen babaların çok azı onlarla konuşur. Ancak pazar günü öğle yemeğinde çocukların iyi davranmaları gerektiği düşüncesiyle çatışsa bile ortaya bu durum çıkar. Erkeğin karısına söylediği bir söz çocuk tarafından cevaplandırılır. Bu davranışa baba kızar ve çocuğu azarlar.

Babanın yaptığı en önemli yanlışlardan biri, çocuklarına, yaşlarını dikkate almadan yemek masasında iyi konuşmanın değerli birşey olduğunu anlatmaya çalışmasıdır. erkek, bunu haftada yalnızca bir kere denemekle başaramaz. Böyle davranması, onun sert bir baba gibi görünmesine yol açabilir. İdeal davranışlar sergilemek ve çocuklardan bunu beklemek yalnızca hafta sonlarına özgü birşey değildir. Bu nedenle çocuklarının yetişmesinde olumlu katkılar sağlamak isteyen anne babalar hafta içi günlerde de çocukraıyla yeterli iletişimi kurmayı denemek zorundadır.

Tags : , , , ,