İyi kolestrol HDL nedir?

FacebookTwitterGoogle+LinkedInPinterestPaylaş

Kolestrol deyince her zaman bir korku duyarız. Sağlık bozukluğu ve hastalıkla birlikte anılan bir kelimdeir kolestrol. Modern hayatın bizlere kötü bir armağanı olan kolestrol sağlığımızı olumsuz etkileyen en öenmli etkenlerden biri. Uzmanlardan medyadan ve tanıdıklarımızdan her zaman kolestrolla mücadele etmenin yollarını ve gerekliliğini dinleriz. Bu da her zaman sağlığımızla ilgili kuşkularımızı artırır. Kolestrolden korunmanın en iyi yolu fazla yağ ve tuz kullanımından kaçınmak ve düzenli egzersiz yapmaktır. Hergün yapılacak yarım saatlik yüksek tempolu bir yürüyüş bile kolestrolla savaşmamıza yardımcı olacaktır.

Belki hiç duymadınız ve çok şaşıracaksınız ama bir de ‘iyi kolestrol’ var. İyi kolestrol olur mu demeyin. İyi kolestrol ya da teknik tanımıyla HDL kötü kolestrolü vücuttan kovan bir kolestrol türü. Zararlı kolestrole LDL adı veriliyor. HDL ise LDL’yi karaciğere taşıyarak vücuttan atılmasını sağlıyor. HDL özellikle kalp hastalıklarına yakalanmaya engel olan bir kolestrol türü.

HDL kanda dolaşan kötü kolestrolü tespit ediyor ve onu yakalayarak tekrar işlenmesi için karaciğere gönderiyor. Kandaki kötü kolestrol oranının düşürülmesi ne kadar gerekliyse iyi kolestrol miktarının artırılması da sağlık açısından o kadar gerekli ve önemli. Peki HDL oranını nasıl yükseltebilir ve sağlığımızı koruyabiliriz. Bunun yolu da sağlıklı beslenme ve düzenli egzersizden geçiyor. Yalnızca yağ ve tuz kullanımını azaltmak yeterli olmuyor aynı zamanda mümkünse her gün tekrarlanacak egzersizleri ihmal etmemek gerekiyor. (sağlık)

Tags : , , , ,

Hafta Sonlarını İyi Değerlendirmek

Hafta sonları, ailenin beraber olma günleridir. Bununla birlikte, aile içindeki bireylerin pazar gününün nasıl geçirilmesi konusundaki düşünceleri farklı olabilir ve bu durum, karışıklık yaratabilir. Ailenin merkezi olan kadının, bu karışıklıktan etkilenmesi çok doğaldır.

Herkesin kendi düşüncesini dürüst bir biçimde açıklaması ve anlayış beklemesi, bir bakıma kadın için kıvanç vericidir. Ancak, bu istek ve duyguları belli bir yöne itmek, zaman alır ve düzenleme gerektirir. Birçok kadın, hafta sonunu bütün aileyi hoşnut edecek biçimde düzenlemeyi bilmez.

Bu dinlenmeyi gerçekleştirmek için işlerin önceden yapılması gerekebilir. Sözgelimi, bu konuda önceden çok miktarda yemek pişirmek çözüm olabilir.

Buna karşılık, bütün hafta çalışan bir kadın, ev işlerini yapmak için pazar gününü en uygun gün olarak görebilir. Ancak, kendisini ev işlerine vererek yalnızca ailesinden uzoklaşmakla kalmamakta, aynı zamanda tatil gününü başka bir çalışma gününe dönüştürmektedir.

Aynı biçimde, erkeğin evi boyaması da dinlenme gününü çalışma gününe dönüştürmesi olur.

Pazar günü alışkanlıklarını, dinlenme ve en az iş yapma açılarından yeniden düşünmek yararlıdır. Çünkü, birçok kadın için pazar günleri ek iş yapma günü durumuna gelir; kadın, ailenin ilgisini çekmek için iyi bir pazar yemeği yapma zorunluluğunu duyabilir. Dinlenmeyi ve çalışmayı birarada yapmanın getirdiği gerilim ve aileyle normal ilişkiyi bu gerilim içinde sürdÜrmeye çalışma çabaları tatil gününü haftanın en kötü günü haline getirebilir.

Pazar yemekleri birçok babanın çocuklarla günün ortasında uğraşmak istememeleri nedeniyle gerilim yaratabilir. Bebeğe kaşıkla yemek yedirmeye çalışmak rahatlığı bozar. Dört yaşından büyÜk çocuklar yemekte bulundukları yerde sürekli oturmazlar; onları birarada tutmak oldukça çaba gerektirir.

Yemekteki davranışlar çok önemlidir. Bunlar yemekte bulunan öteki kişilerin yemekten zevk almasını güvence altına alır. Doğru davranışların en iyi öğrenildiği yer evdeki yemeklerdir.

Ev geçimini, para kazanmak ve annelik görevi gibi ikiye bölmek hala geçerlidir ve bu durum pazar günleri evde büyük sürtüşmelere yol açabilir. Bu sürtüşme çocukların ele avuca gelmelerinden sonraki dönemlerde en yüksek noktasına varabilir. Bu dönemlerde çocuklar annelerinin bütün dikkatinin onların üzerinde olmasını isterler. Erkek de yemeğini ya karısıyla ya da yalnız yemeğe alışmıştır. Kahvaltı genellikle ailenin birarada olduğu bir durum değildir. Akşam yemeklerini çocuklarıyla birliikte yiyen babaların çok azı onlarla konuşur. Ancak pazar günü öğle yemeğinde çocukların iyi davranmaları gerektiği düşüncesiyle çatışsa bile ortaya bu durum çıkar. Erkeğin karısına söylediği bir söz çocuk tarafından cevaplandırılır. Bu davranışa baba kızar ve çocuğu azarlar.

Babanın yaptığı en önemli yanlışlardan biri, çocuklarına, yaşlarını dikkate almadan yemek masasında iyi konuşmanın değerli birşey olduğunu anlatmaya çalışmasıdır. erkek, bunu haftada yalnızca bir kere denemekle başaramaz. Böyle davranması, onun sert bir baba gibi görünmesine yol açabilir. İdeal davranışlar sergilemek ve çocuklardan bunu beklemek yalnızca hafta sonlarına özgü birşey değildir. Bu nedenle çocuklarının yetişmesinde olumlu katkılar sağlamak isteyen anne babalar hafta içi günlerde de çocukraıyla yeterli iletişimi kurmayı denemek zorundadır.

Tags : , , , ,

Mide asitini gideren ilaçlar

Hareketsiz yaşam, aşırı yemek gibi çağdaş yaşama özgü davranışlar hazımsızlık problemi yaşamamıza yol açar. Stres de sağlığımızı etkileyen unsurlardan biri olarak bu sürece katılabilir. Evlerimizdeki ecza dolaplarında ya da buzdolaplarında rastlanan ilaçların başında mide hazımsızlığı ile ilgili ilaçlar gelir. Bu hazımsızlık ilaçları hap, toz ya da başka bir karışım şeklinde üretilmiş olabilir. Hazımsızlık ilaçlarının temel fonksiyonu midedeki fazla asit düzeyini düşürmek ve etkisiz hale getirmektir. Hazımsızlık midedeki asit miktarı fazlalığından olur.

Zaman zaman yaşadığımızı şişkinlik hissi midedeki asitlerin mide borusunun alt ucuna gitmesinden meydana gelir. Karbonat kullanmak asiti tamamen nötralize ettiğinden gerekli işlevlerini uygulamasına da engel olur. Bu nedenle mide asitine karşı devamlı karbonat kullanmak tehlikeli sonuçlar doğurabilir. Başka kimsayal maddelerin birleşimiyle üretilen ilaçlar aşırı nötrleşmeyi önler ve daha sağlıklı bir sonuç verir.

Fazla yemek yemek ya da sigara içmekten kaynaklanan hazımsızlık sorunları için hazımsızlık ilaçlarını kullanmak bir sorun oluşturmayabilir. Ancak sorun ya da mide tümörü yüzünden ortaya çıkıyorsa mutlaka bir doktor tavsiyesiyle ilaç kullanımı gereklidir.

Tags : , ,

Vitaminler ve Reçetesiz Kullanılan İlaçlar Etkili mi

Günümüzde pek çok insan hayatının belirli dönemlerinde ya da tümünde düzenli olarak vitamin kullanır. Vitaminlerden mucizevi bir etki bekleriz.  Ama vitaminlerin beklenen etkiyi yaratarak insanları zinde ve sağlıklı hale getirip getirmediği tartışılır. Ekstradan vitamin almak ne kadar sağlıklı ve gereklidir? Gelişmiş ülkelerde yaşayanlar ve besin maddelerine ulaşmakta zaten güçlük çekmeyenler vücutlarının ihtiyacı olan vitaminleri tükettikleri besinler fazlasıyla almaktadırlar.

Doktor reçetesi olmadan kullanılan uyarıcı ve yatıştırıcı ilaçlar da çoğunlukla beklenen etkilere sahip değildir. Kesin etkili ilaçların doktor reçetesi olmadan eczanelerden alınması zaten yasaktır. İnsanlar gençleşmek, enerjik olmak, dinç görünüm elde etmek gibi çeşitli amaçlarla reçetesiz satılan bu ilaçları kullanır. Ama bu ilaçların mucizevi bir gücü ya da tılsımlı bir etkisi yoktur.

Ruhsal ve bedensel açıdan ciddi sorunlar yaşayan kişiler ise doktorlarının tavsiyesiyle daha etkili ilaçlar alırlar. Yatıştırıcı ilaçlar tedavide doktorların işlerini kolaylaştırıyor olsa da hasta da alışkanlık yaptığı için ciddi sorunlar yaratabilir. Hasta ilacın varlığına güvenerek hastalığını yenmede kendi başına çaba göstermekte ısrarcı olmayabilir. Bu da iyileşmede tamamen ilaca güvenmeyi ve çaba göstermemeyi beraberinde getirir.

Ağrı dindirici yada hazımsızlık giderici ilaçlar da benzeri etkiler ve durumlar ortaya çıkarır. 60’lı yıllarda tıbbi ilaç olarak kullanılmaya başlayan ancak daha sonra gündelik hayatta düşünülmeden kullanılmaya başlayan ilaçlardan biri de amfetamin tabletleridir. Geçen zaman içinde mfetamin tabletlere karşı alışkanlık artmış, bu da doktorları endişelendirmeye başlamıştır. Uyku haplarının yaygın kullanımı da tıp dünyasında kaygı yaratmaktadır. Kaygı çağdaş yaşamın engellenemeyen unsuru haline geldikçe sakinleştirici ilaçlara olan talep gittikçe artmaktadır. İlaçlardan medet ummak yerine kaygı ortamlarından uzak durmak ve yaşam biçimini değiştirmek bugün tedavide en etkin yol olarak önerilmektedir. Çözümü tümüyle ilaçlarda aramak yerine stresi azaltıcı yöntemlere başvurmak artık en akıllıca yol olarak görülmektedir.

(web sağlık)

Tags : , , , ,

Karbonhidratların Emilimi

Karbonhidratların emilimi değişik süreçlerle gerçekleşir. Bağırsaklarda başlayan emilim süreci karaciğerde sonuçlanır. Emilim prosedürü oniki parmak bağırsağı ve boşbağırsak içerisinde gerçekleşen karışık ve kompleks bir süreçtir. Karbonhidratların emilim kabiliyetleri emilim süreci içinde çok önemli bir unsur olarak ortaya çıkar. Karbonhidratlar karbonlu şeker ya da diskaratik biçiminde emilirler. Karbonlu şeker emilimi bilimsel olarak monosakarit heksoz olarak adlandırılır. Monosakarit heksoz glikoz, früktoz, galaktoz emilimi şeklinde gerçekleşebilir. Karbonhidratların hücre içi geçişi sırasında emilimi de mümkündür. Bu süreç monosakaritlere parçalanan laktoz gibi disakarit şeklinde gerçekleşir.

Şekerin yapısı neyse hücre içine geçiş şekerin taşıdığı özelliklere göre değişik mekanizmalarla hayata geçirilir. Glikoz ve galaktoz yapıları söz konusu ise etkin mekanizma ile karbonhidrat emilimi gerçekleşirken, pentozlar edilgin mekanizma ile emilime uğrarlar.

Hücre içine alınan früktozun yüzde ellisi burada glikoza dönüştürülür. Emilen şekerler kılcal damarlara gönderilerek bu damarlar aracılığıyla kapı toplardamarına ulaştırılır. Kapı toplardamarı bu şekeri karaciğere gönderir. Bir bölümü glikojen şeklinde saklanırken karaciğere gönderilen bölüm yakılarak kullanılır.

Tags : , , , , , , , , ,

Bağırsak Emilimi – Sindirim Sistemi Hareketleri ve Çalışma Şekli

Besinlerin vücuda alınmasından sonra ilk aşama sindirim sürecidir. Bu evrenin tamamlanmasının ardından alınan besinlerin vücuda yararlı olarak kullanılabilir hale getirilmesi prosedürü başlar. Bu aşamaya emilim adı verilir. Vücutta emilim aşamaları ince bağırsaklar içerisinde ve onlar sayesinde gerçekleştirilir. İnce bağırsağın emilimi gerçekleştirecek olan genel yüzey alanı çok geniştir. Kapaklar ve küçük çıkıntılar (bağırsak tümürleri) bu yüzeyin genişlemesine destek olurlar. bağırsak tümürleri de emilim yüzeyini kendisi kadar arttıran küçük girinti ve çıkıntılara sahiptir. Bu girinti ve çıkıntılar optik mikroskopla gözlemlenebilir.

İnce bağırsaklarda gerçekleştirilen karıştırma hareketleri besinlerin mukoza ile temas etmelerini sağlar. Böylece daha kaliteli ve yüksek düzeyde bir emilim gerçekleşir. İnce bağırsak içindeki emilim hızı boş bağırsaktan kıvrım bağırsağa doğru azalmaya başlar.

Aminoasitler, şekerler ve suda eriyebilen diğer maddeler bağırsak mukozasında kılcal damarlardan geçer. Trigliseritler, kolesterol ve suda erimeyen diğer yağlı asitler ise lenf damarlarından geçerek harekete devam eder.

Emilen besinler öncelikle bağırsak boşluğundan hücre çeperine geçerler. Burada hücre içindeyken boşluk kutbundan taban kutbuna doğru geçiş sağlanır. Bu aşamanın ardından ise kana ya da lenfe geçiş gerçekleşir. Emilim süreci etkin emilim ya da edilgin emilim şeklinde gerçekleşebilir. Edilgen emilim enerji gerektirmeyen bir prosedürdür. Etkin emilim ise enerji harcanarak gerçekleştirilir ve edilgen emilim gibi fizik yasaları gereğince otomatik işleyen bir süreç değildir.

Tags : , , , , , , , ,

Merhaba

Yaşamın her alanından sizlere faydalı olacağını düşündüğümüz yazılar, resimler ve videolarla internetteyiz. Merhaba Türkiye, merhaba gurbetçi dostlarımız. Amacımız iyi vakit geçirmenizi sağlarken, yaşam kalitenizi arttırmak yolunda bir parça da olsa sizlere yardımcı olabilmek. Sanat, ekonomi, eğitim, sağlık… Kısaca yaşamın ta kendisi bu sitede.