Cansu Dere: İnatçıyım, çabuk sinirlenirim

Cansu DereKüçük bir çocukken ne olmak istiyordunuz? Mankenliğe adım atmanız tesadüfler sonucu mu oldu?

Küçükken büyüyünce ne olacaksın sorusundan hiç hoşlanmazdım. Verebilecek bir cevabım da yoktu. Ne olmak istediğimle ilgili düşüncelerim her zaman değişti. Üniversitede arkeoloji bölümüne girdim isteyerek… Ama şimdi çok alakasız bir iş yapıyorum. Modelliğe adım atmam da amaçlayarak değil tesadüfler üzerine oldu dediğiniz gibi.. Büyüyünce model olacağım gibi bir düşüncem hiç olmamıştı.

Oyuncu olmaya nasıl karar verdiniz?

Oyunculukla ilgiydim küçüklüğümden beri. Ama bilfiil içinde olmam bayağı geç oldu. Modelliğe başladığımdan beri tanıştığım yönetmenler, yapımcılar sinemaya çok uygun bir yüzüm olduğunu söylerlerdi. Yine de ben geride durmayı tercih ettim. Belki de kendimi hazır hissetmedim. Ne zaman ki Uğur Yücel ile ‘Alacakaranlık’ta çalışmaya başladım, ondan sonra vazgeçilmezim oldu.

Kendinize örnek aldığınız oyuncular var mı?

Tabii ki beğendiğim oyuncular var. Erkan Can, Juliette Binoche, John Malkovich ilk aklıma gelenler şu anda.

İstanbul Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nde okudunuz. Arkeolojiye duyduğunuz bu merak nereden kaynaklanıyor sizce?

Arkeoloji ve sanat tarihi, tarih, edebiyat hep kendime yakın bulduğum alanlardı. Sınav zamanında ilk sıraları arkeoloji tercihlerimle doldurdum.

Keşke okulumdan mezun olsaydım dediğiniz zamanlar oluyor mu?

Aslında bu karışık duygular… Eskiden özellikle babam için mezun olmayı çok istedim. Ama şu anda öyle düşünmüyorum. İstesem mezun olurum zaten. Şu an mutlu olduğum işi yapıyorum. Okul beni eskisi gibi mutlu etmeyecek, o yuzden şimdilik böyle iyi.

Beğeniyle izlenilen ‘Sıla’ dizisi için sık sık Mardin’e gidiyorsunuz. Mardin’le ilgili izlenimleriniz nedir? Beğendiğiniz yöresel bir yemek var mı?

Mardin’den döndük. Orası gerçekten çok etkileyici ve büyülü bir yer. Oraya gitmeden önceki benle döndükten sonraki ben arasında çok büyük farklar var. Aynı Sıla gibi:) Yemekleri benim için biraz ağırdı. Çok et yiyen birisi değilim. Ege yemeklerine alıştığım için. Ama lebeni, süryani köftesi ve patlıcan dolması en beğendiklerim.

İstanbul’da sadece ve sadece size ait bir günü nasıl değerlendirirdiniz?

Canım ne istiyorsa onu yaparak… Bana bağlı ne güzel…

Kariyerinizle ilgili en büyük hayaliniz nedir?

Sevdiğim işi yapıyorum bir de üzerine para ödüyorlar. Oh ne güzel… Hayal değil ama yaptığım işi en iyi şekilde yaparak başarılı olmaya devam etmek istiyorum. Bir de ilerde geriye baktığımda çocuklarıma bırakabileceğim sinema filmleri istiyorum..

En beğendiğiniz moda tasarımcıları arasında kimler var?

Anna Sui, Marc Jacobs, Balenciaga, Victor&Rolf, Oscar de la Renta, Chloe ilk aklima gelenler…

Sırada Marcel Proust’un anketinden yola çıkarak hazırladığımız sorular var. En büyük lüksünüz nedir?

En büyük lüksüm; sevdiğim şeyi yapıyorum bir de üzerine para ödüyorlar.

Şu anki ruh haliniz nasıl?

Ruh halim; huzurlu…

En büyük korkunuz nedir?

Korkum;korkularımın olması…

Karakterinizin en belirgin özelliği nedir?

Karakter özelliği; inatçılık, çabuk sinirlenmem.

En sevdiğiniz yazarlar kim?

Oğuz Atay, Yaşar Kemal, Jerzy Kosinski, Irvin Yalom, Alain de Botton şu an aklıma gelenler.

Cansu Dere, Söyleşiler kategorisine gönderildi | , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Hapis korkusu Beste’yi 15 kilo zayıflattı

Beste BereketTRT dizisinden ayrıldıktan sonra Bereket’in sürekli ağlama krizine girdiği ve zayıfladığı iddia ediliyor.

TRT’de yayınlanan “Leyla ile Mecnun” dizisinin setinde oyuncular Ezgi Asaroğlu, Ushan Çakır ve Beste Bereket arasında yaşanan dayak olayı sinirleri iyice gerdi. Geçen hafta hazırlanan iddianamede üç genç oyuncu için 2 yıldan 3 yıla kadar hapis cezaları istendi. İddianamede dayakla sonuçlanan kavgayı azmettiren isim olarak geçen Beste Bereket ise karardan sonra depresyona girdi.

Eve kapanan Altın Portakallı oyuncu Bereket’in sürekli ağlama krizlerine girdiği, yemeden içmeden kesildiği ve sakinleştirici haplarla ayakta durduğu öğrenildi. Yaşanan kötü olayların nedeni olarak kendini görüdüğü belirtilen Bereket’in 15 kilo verdiği iddia edililiyor. Zaten çok zayıf olan oyuncunun yakınları Bereket’in sağlığını kaybetmesinden endişe ediyor.

Arda karakterini canlandıran Ushan Çakır sette Ezgi Asaroğlu’nun boğazını sıkmış, sonra da saçlarından sürüklemişti. Asaroğlu açıklamasında, zaman zaman nedeni bilinmeyen şekilde Bereket’in sataşma ve tehditlerine maruz kaldığını savunup, Ushan Çakır’ı sevgilisi Beste Bereket’in azmettirdiğini söylemişti. İstanbul Cumhuriyet Savcılığı tarafından hazırlanan iddianamede Asaroğlu’nun posttravmatik stres bozukluğuna bağlı olarak basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek dercede yaralandığı belirtildi. Ezgi Asaroğlu hakkında “hakaretî suçundan 3,5 aydan 2 yıl 4 aya kadar, Ushan Çakır hakkında “kasten yaralamaî suçundan 1 yıldan 3 yıla kadar, şüpheli Beste Bereket hakkında ise “azmettirme suçundanî 1 yıldan 3 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı.

Haber Merkezi kategorisine gönderildi | , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Beste Bereket: İçimdeki canavar uyandı

Beste Bereket

“Parmaklıklar Ardında” dizisinde bir balıkçı kızı canlandıran Beste Bereket, “Balık tutma fikri bana uzak geliyordu, ‘Onu nasıl tutup öldürebilirim’ diyordum. Son bir yıldır arkadaşlarımla birlikte balık tutma sefası yaptım. İçimdeki canavar uyandı” diyor.

Çekimleri Sinop’ta gerçekleştirilen “Parmaklıklar Ardında” dizisinde son dönemde balıkçı kız rolünde izlediğimiz Beste Bereket kısa süre önce “Sürmanşet” adlı tiyatro oyununda Dolunay Soysert’le öpüşme sahnesiyle gündeme gelmişti. Oyun öncesi bir araya geldiğimiz Bereket ile projelerini konuştuk.

“Parmaklıklar Ardında” dizisine nasıl başladınız?

Yapımcı Ayşe Durukan ve senaristimiz Feride Çiçekoğlu’yla ilk görüştüğümde belirgin bir senaryo üzerinde konuşmamıştık. Onlarla bir araya geldiğimizde diziye yeni bir rol katmak istediklerini söylediler sonra dizide balıkçı bir kız olmasına karar verildi. Bu işe inanarak ve güvenerek girdim. Canlandırdığım Hilal karakterinin babası balıkçılık yaparken denizde ölmüş ve babasının işine sahip çıkarak kardeşlerini İstanbul’da okutuyor. Hayatta kalabilmek için fedakârlık yaparak çalışmaya başlamış.

Bir balıkçıyı canlandırıyorsunuz, bu anlamda bir deneyiminiz var mı?

Orada gerçek balıkçılarla çekim yapıyoruz. Balıkçılar neyi nasıl yapmamız gerektiğini anlatıyorlar ve yapmaya çalışıyoruz. Küçük teknemde balık satıyorum. Büyük teknede ise balık avlıyorum. Balık ağlarını çekip kasaları taşıyoruz. Onları taşımak biraz zorluyor ama hepsine idman gözüyle bakıyorum. Orada soğuk dışında bir zorluğumuz yok.

Hapishanenin içi dışarıdan daha soğukmuş. Orada da insanüstü güçlerde çalışılıyor. Bir süre balık tutma fikri bana uzak geliyordu.
Çünkü “Bu hayvanı nasıl tutup öldürebilirdim” tarzında saçma bir trip vardı. Son bir yıldır Arnavutköy’de sevdiğim arkadaşlarımla birlikte geceleri balık tutma sefası yaptım ve çok keyifliydi. Oltayla birlikte içimdeki canavar uyandı.

Yalnız bir karakteri canlandırıyorsunuz, siz yalnızlıktan korkar mısınız?

Hiç korkmam. Tam tersi çok severim. Dinlenmek ve kendi kafamın içindekilerle baş başa kalmayı seviyorum. Aklımın içinden geçen şeylerden kaçmıyorum. Bir insan yalnız kalamıyorsa birisiyle birlikte de olamaz gibi geliyor. Kendine tahammül edemeyen ve kendi içine bakamayan insan yanındakini görüp onun kıymetini bilemez. Burada sadece kadın erkek ilişkisinden bahsetmiyorum. Yalnız kalabilmek çok önemli bir şey… Çevrende seni sevecek kimse olmayıp da yalnız ve bitmiş bir hayattan bahsetmiyorum.

Haftanın kaç günü çekim yapıyorsunuz?

Genelde pazartesi günleri Sinop’a gidiyorum ve cuma günü dönüyorum. Mart ayında bir oyun provasına daha başlayacağım. Biraz yorucu oluyor ama bana iyi geliyor. Bu beni ayakta tutuyor.

Dolunay Soysert - Beste Bereket öpüşme sahnesi“Sessiz Fırtına” dizisinden sonra neden bir projede yer almadınız?

İçime sinecek bir şeyler yapmak istedim. “Sessiz Fırtına” projesi çok güzel bir işti ve altına düşecek bir iş yapmak istemedim. Erken bitti, bir şansızlık oldu. İçime sinecek işler yapmak istiyorum.

Televizyon programı düşündünüz mü?

Yeni bir prodüksiyon şirketi kurmuş olan bir arkadaşımdan bir öneri geldi. Çok farklı bir kültür sanat programı üzerinde konuştuk.

Tiyatro oyununda Dolunay Soysert’le oynadığınız öpüşme sahnesinin bu kadar dikkat çekeceğini bekliyor muydunuz?

İlk başta basına böyle bir fotoğraf verilmemişti ve oyuna gelip insanların görmesini istiyorduk. Biri oyuna gizlice girip fotoğraf çekme girişiminde bulununca yapımcımız bu kadar merak konusuysa “O zaman biz verelim” dedi ve fotoğrafları basına dağıttı. Çok şaşırmadım bu ilgiye… Her zaman iki kadının öpüşüyor olması ve bunun sahnede canlı performans olarak yapılması insanların dikkatini çekiyor olabilir.

Siz bu oyunda yer almasaydınız iki kadının öpüşmesini nasıl değerlendirirdiniz?

Daha önce de öpüşen kadınlar gördüm. Bu yüzden anormal karşılamadım. Lezbiyen kulüplerde görebiliyoruz. Bana çok tuhaf gelmiyor. Herkes hayatını kendi istediği ve kendi tercih ettiği şekilde yaşar. Kimsenin kimseyi kendi tercihlerinden dolayı eleştirme hakkı olduğu fikrini reddediyorum.

Kadınlardan ahlaksız teklif aldınız mı?

E – posta kutum bu anlamda dolu. Ahlaksız bir durum yok. İstemediğiniz bir erkeğin size yaklaşmasını nasıl refüze edebiliyorsanız, bir kadın da yaklaştığında aynı şekilde refüze ediyorum. İstemediğim bir erkek ile bir kadının yaklaşması arasında bir fark yok. İkisini de aynı kibarlıkla refüze ederim. Herkesin herkese olduğu gibi yaklaşımlar oldu.

Oyunu izleyen insanların tepkisi nasıl oldu?

Oyun izleyen insanlar çok güzel buldu. Hiçbir şekilde yargılayan ve rahatsız edici bir geri bildirimde bulunulmadı.

Konservatuvar mezunusunuz, dizilerde rol aldıktan sonra albüm teklifleri alıyor musunuz?

Konservatuvarda okudum ve operetle mezun oldum. Babam besteleri ve çok iyi müzik kulağı olan biri… Mutlaka bir albüm yapmak istiyorum. Müzik beni çok heyecanlandırıyor. Şarkı söyleme fikri bile beni çok heyecanlandırıyor. Bir gün iki şarkılık da olsa bir single çıkarmak istiyorum.

Hayatınızda biri var mı ve aşkı nasıl yaşarsınız?

Şu anda yok. İçimden gelen şeyleri yaparım. Aşkın yıpratıcılığı da besteci duygularımızın öne çıkmasını sağlıyor.

Boş zamanlarınızda ne yapıyorsunuz?

Kung Fu yapıyorum, üçüncü seviyeyi geçtim. Ayrıca yağlı boya resim yapıyorum. Resim yapmak bir arınma ve rehabilitasyon gibi geliyor.

Aslı Tandoğan ve Teoman Kumbaracıbaşı ile birlikte bir seslendirme stüdyosu kurmuştunuz ve kendi filmlerinizi yapacaktınız, teğet geçtiği söylenen kriz sizi de etkiledi mi?

Kriz orayı da etkiledi. Kendi filmlerimizi yapmak için yola çıkmıştık ama önce belimizi doğrultmamız gerekiyor.

Beste Bereket, Söyleşiler kategorisine gönderildi | , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Abant’ta kış bir başka güzeldir

Abant

Klasikleşmiş bir tatil yeri olsa da her adım atışınızda sizi farklı bir yönüyle ağırlayan Abant, bu kış da güzel manzaralara ve anılara tanıklık etmeniz için sizi bekliyor.

Abant Gölü, Bolu sınırları içerisinde, şehir merkezine 30 km uzaklıktadır. E-5 karayolundan ayrılan asfalt bir yolla ulaşılan Abant bu nedenle uğrak yeri haline de gelmiştir. Abant’ta dört mevsim de farklı yaşanır. Herbir mevsim diğerine göre daha güzel gelir.

Sonbahar aylarında sararan yapraklar arasında yürüyüş yapmak oldukça zevklidir. İlkbaharda açan çiçeklerin kokuları piknik yaparken burnunuza dolar. Yaz aylarında serinlemek için birebirdir. Etrafta kalınabilecek oteller, yol üzerindeki tahta kulübeler romantik ve heyecan dolu bir tatilin vazgeçilmezlerindendir. Ancak dürüst olmak gerekirse Abant’ta yaşanabilecek en güzel mevsim kış aylarıdır.

Gölün etrafını kaplayan kar, bitki örtüsünün üzerini örterek şaheser niteliğinde bir manzarayı gözler önüne serer. Bir haftasonu veya daha uzun süreli olarak kalınması uygun tatil yörelerinden biridir Abant. Şöminenin başında sıcacık kahvenizi yudumlarken pencereden iri iri yağan kar tanelerini izleyebilirsiniz. Termosunuza dolduracağınız sıcak çayınızı alıp göl etrafında bir geziye de çıkabilirsiniz. Kısacası Abant, her türlü aktivite için oldukça uygundur.

Tatil ve Gezi kategorisine gönderildi | , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Derinkuyu Yeraltı Şehrinde Gizemli Yolculuk

Derinkuyu Yeraltı Şehri

Düşman saldırılarından ve köle tüccarlarından korunmak amacıyla inşa edilen bir yeraltı şehri olan Derinkuyu görenleri hayrete düşüren bir mimariye sahip…

Derinkuyu yeraltı şehri, Kapadokya bölgesinde ziyaretçilerini bekliyor. Bu bölgede bulunan 200 civarındaki yeraltı şehrinden yalnızca biridir; ancak en derin ve en büyüğü olarak biliniyor. 85 metreye varan 11 katlı tarihi bir şehir olan Derinkuyu 3000-50.000 arasında insanın barınabileceği büyüklükte…

Derinkuyu yeraltı şehri 1965 yılında ziyaretçilere açıldı. Yeraltı şehrinin ancak %10′luk bir kısmı turistler tarafından gezilebiliyor. Arkeologlar ise tarihi araştırmalar yapmak maksadıyla daha geniş bir kısmına ulaşabiliyor.

İlk olarak Hitit zamanında kazılmış olan Derinkuyu, takibindeki yüzyıllar boyunca genişletilerek diğer yeraltı şehirleriyle birleştirildi. Kilometrelerce tüneli içinde barındıran bu yeraltı şehri köle arayışında olan işgalci ordulardan saklanmak için inşa edildi.

Görenleri hayrete düşüren bir incelikle inşa edilmiş olan yeraltı şehrinde normal hayata dair herşeyin benzeri yapıldı. aile odaları, ortak alanlar, kiliseler, zeytinyağı depoları, temiz hava girişini sağlayan bacalar, temiz su barındıran kuyular, sıraları dahi olan bir okul ve yeterli güvenlik sağlanıp yeryüzüne çıkana kadar ölülerin saklanabileceği bir mezar odası…

Şehrin dışarıya açılan 600 kapısı bulunuyor. Bu kapıların çoğu gözden uzakta bölgelerde gizlenmiş şekilde inşa edilmiş. Saklanmak için inşa edilen bir şehre bu kadar çok giriş kapısının bulunması elbette garip gelebilir. Ancak her giriş kapısı şehir saldırı altında olduğu takdirde kapatılabilecek hareket eden kayalardan oluşuyor. Bu taş kapılar ise sadece içeriden açılabiliyor.

Tatil ve Gezi kategorisine gönderildi | , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Öykü Karayel’e Merve Boluğur Sürprizi

Kuzey Güney

İlk bölümünden itibaren eleştiri oklarına hedef olan “Kuzey Güney”in başrol kadın yıldızı Öykü Karayel’in rolünün azaltılacağı ortaya çıktı.

Dizinin fanatikleri Öykü Karayel’i beğenmemiş ve Kıvanç Tatlıtuğ ile Buğra Gülsoy’un canlandırdığı Kuzey – Güney kardeşleri güzelliğiyle birbirine düşürebilecek bir oyuncu olmadığı konusunda yorumlar yapmışlardı. Öykü Karayel, eleştirilere “Çirkin değilim” yanıtıyla karşılık vermişti.

Seyirci yorumlarını dikkate alan yapım şirketi yeni bir formül geliştirdi ve diziye yeni bir kadın oyuncu alarak Cemre rolünü üstlenen Karayel’in sahnelerini azaltmaya karar verdi. Ay Yapım “Küçük Sırlar”ın Ayşegül’ü Merve Boluğur ile anlaştı. Boluğur, yarın mahallenin fotoğrafçısı Hüseyin’in Milano’da okuyan moda tasarımcısı kızı Zeynep karakteriyle diziye katılacak ve kendisinden hamile kalan Simay ile gizli nikahla evlendiği gün Kuzey ile tanışıp onun hayatını tamamen değiştirecek. Diziye ayrıca bu hafta Bade İşçil’in annesi rolüyle Hale Soygazi de katılacak.

Merve Boluğur daha önce “Küçük Sırlar” dizisinde başrolü oynayan Sinem Kobal’ın “Öpüşmem, sevişmem” kurallarına inat cesur oyunculuğuyla öne çıkmış ve yapım şirketi Tim’s Productions, bu durum üzerine Boluğur’un rolünü artırmıştı.

Küçük Sırlar, Kuzey Güney, Televizyon Dizileri kategorisine gönderildi | , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

1000 Yıllık Bilmece: Kadınlar Aslında Ne İster?

Kadınlar Ne İster?

2000 yılının en güzel romantik komedilerinden birisiydi “What A Woman Want”… Türkiye sinemalarında “Kadınlar Ne İster?” adıyla gösterime giren filmin başrollerinde Mel Gibson, Helen Hunt ve Marisa Tomei vardı. Filmi izleyenler kadın ve erkekler her zamanki gibi ikiye bölündüler. Sonuçta kadınların erkeklerden ne istediği tartışıldı ama yanıtı bulunamadan ortada kaldı.

Şimdi aynı soruyu bir kez daha sormakta fayda var. Çünkü konu bugün de çözümlenebilmiş değil… Kadınların beklentilerini erkekler bir türlü anlayamıyorlar. Kadınlar ise yeterince açık ve net olduklarını, aslında erkeklerden beklentilerinin basit olduğunu söylemeye deam ediyorlar.

Aşağıda bir kadının bakış açısından, kadınların beklentisinin ne olduğunu okuyabilirsiniz. Kimbilir belki küçük küçük de ipuçları bulabilir, ilişkinizi daha güzele götürme şansını yakalarsınız.

Saygı

Erkeklerin bizlere davranışları ile düşüncelerimize, kariyerimize, ilgi alanlarımıza, arkadaşlarımıza, vücut ve akıllarımıza saygı gösterdiğini belli etmesini isteriz. Her yaptığımız ya da söylediğimizi kabul etmek zorunda değilsiniz ama fırsat buldukça, değerli katkılar olarak fikirlerimizi onurlandırmalısınız. Altın kuralı uygulamalı ve bize, size davranılmasını istediğiniz gibi davranmalısınız; dürüst, adil, nazik ve düşünceli.

Seks

Evet, sekse bayılırız. Ama kayıtsız şartsız bir noktaya odaklanmak yerine, sonunda istenilen yere varılacak zevkli bir yola birlikte çıkmayı tercih ediyoruz. Masajı andıran küçük fiziksel dokunuşları hatırlayın. Bir kadının omuzlarını asla yeterince ovalayamazsınız. Ve saçlarımızın arasında dolanan parmaklarınızı da asla geri çevirmeyeceğimize emin olabilirsiniz!

Romantizm

Kanepe üzerinde abur cubur ve sezon dizisi ile geçirilen başka bir akşam mı? Dışarı çıkmamamız, gecenin romantik olamayacağı anlamına gelmemeli. Birkaç mum yakın ve bize karınız olduktan sonra da kız arkadaşınızmışız gibi davranın! Geceleri randevulaşın, arabada sevişin, ilk çıkmaya başladığınızdaki gibi tutku ile öpüşün istiyoruz! Size aşık olma sebeplerimizi şu an ödenecek faturalar, temizlenecek bir ev ve büyütülecek çocuklar olduğu için elimizden almayın. Hiçbir sebep yokken eve çiçeklerle gelin; süpermarketten alacağınız bir buket bile gülümsememize yetecektir.

Zaman

İlişkilerin sadece şarap ve güllerden ibaret olamayacağını biliyoruz. Siz de şunu bilin ki bizimle birlikte olmak için zaman yaratmanız ve bize koşulsuz önceliğiniz gibi davranmanız, alabileceğiniz tüm hediyelerden daha çok şey ifade ediyor. Elbette buna evin içinde yardımcı olmak da dahil. 21. yüzyıl şartlarında ilişkideki iki taraf da çalışmak zorunda ve eğer eve bizden önce varıyorsanız neden beyazları makineye atmayasınız ki? Ya da çöpü biz istemeden çıkartırsanız buna hayır demeyiz.

Akşam yemeği

Yemek pişirmekte başarılı olmayabilirsiniz, hatta su bile kaynatmayı bilmiyor olabilirsiniz. Ama dışarıdan söyleyeceğiniz bir pizza ve yanına açacağınız bir şişe şarap, sıkıcı iş gününden eve döndüğümüzde bizi düşünüyor olduğunuzu gösterecektir. Ve elbette sevginiz karşılıksız kalmayacak.

İletişim (Yani konuşmak)

Kadınlar konuşmaktan vazgeçmez. Bizi sevdiğinizi biliyoruz ama bunu söylemenizi de istiyoruz. Kendimizi bazen güvensiz hissedebiliriz. Keşke hiç olmasaydık ama gerçek şu ki arada sırada olsa da genişleyen kalçalarımızı fark edip muhteşem gözlerimizi unutabiliriz. Öyleyse bizi güzel ve seksi bulduğunuzu dile getirin! Bu iyi hissetmemizi sağlıyor.

Minnettarlık sözleri de hiç fena değil. Yaptığımız lazanyaya nasıl da bayıldığınızı anlatabilirsiniz. Ya da küveti temizlediğimizi fark edebilirsiniz. Süreklilik değil, sadece arada bir gösterdiğimiz eforun farkında olduğunuzu hissettirin yeter.

Uyum

Sıkıcı ve beklenir olmak zorunda değil. Sadece ihtiyacımız olduğunda bize sevgi ve destek vereceğinizi bilelim. Ve siz de aynı durumda olduğunuzda bizden şüpheniz olmasın ki aradaki enerji ikimizi de emniyette hissettirsin.

Bağlılık

‘Yarın evleniyoruz’ türünden değil. Hoşlandığımız her şeyden hoşlanmak zorunda değilsiniz ama tutkularımıza biraz ilgi göstermenizi bekliyoruz; bu ister bir hobi olsun, ister tırmandığımız kariyer basamakları. Sizinle konuşmaya çalıştığımızda, bizi dinleyin. Sadece dırdır etmek için değil, sizinle bağ kurabilmek için konuşuyoruz ve ayrıntılara bizim kadar önem vermediğinizi bilsek de en yakın arkadaşımızın kocasının adını ya da aksiyon filmlerini sevmeme sebebimizi hatırlamanız hoşumuza gidecektir.

Mizah ve tevazu

Bu ikisi el ele aslında. Demek değil ki ortamın gözbebeği olmanıza sebep olacak espriler bekliyoruz sizden; kendinize gülebilin yeter. Kendilerini çok fazla ciddiye alan erkekler, herkesin keyfini kaçırır.

Rekabet

İlişkiyi bir iş koluna çevirecek türden değil ama şaşırtan ve motive eden türden bir rekabetten bahsediyoruz. Araştırmalara göre, amaçları doğrultusunda birbirlerini kışkırtan çiftlerin bunu yapmayanlara göre çok daha mutlu olduklarını ortaya koyuyor.

Kadımlar ve Erkekler, Romantizm, Aşk ve Seks kategorisine gönderildi | , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Sinemalara Kötü Öğretmen geliyor

Cameron Diaz - Kötü ÖğretmenYaz aylarında adeta in cin top oynayan sinema salonları Eylül ayının gelmesiyle birlikte yeniden eski doluluğuna kavuşacak. Seyircinin sinema salonlarına dönmesiyle birlikte birbirinden iddialı yabancı ve yerli filmlerin gösterimi de başlayacak.

9 Eylül’de gösterime girmesi planlanan “Kötü Öğretmen” (Bad Teacher) filmi hiç kuşkusuz en iddialı yabancı filmlerden birisi… Yönetmenliğini Jake Kasdan’ın üstlendiği “Kötü Öğretmen”in başrollerinde Cameron Diaz ile Justin Timberlake var. Acımasızlığıyla tanınan Elizabeth Halsey adlı bir kadın öğretmenin okuldaki öğrencilerle ve diğer öğretmenlerle ilişkisini anlatan filmde öğretmen rolünde Cameron Diaz’ı izliyoruz. Kafayı taktığı yakışıklı öğretmen rolünde ise Justin Timberlake var.

O Elizabeth Halsey. Hem bol bol verdiği düşük notlar, hem de münasebetsiz ağzı, acımasız tavırları ve sık sık sarhoş olmasıyla ün yapmış bir ortaokul öğretmenidir. İçki içer, kafayı bulur. İdeali ise bir an önce evlenip ev kirası ödemek için çalışmaktan kurtulmaktır.

Fakat nişanlısı tarafından aniden terk edilince, okulun zengin ve yakışıklı yedek öğretmenine kancayı takmaya çalışır. Tabii öğretmen Scott’a kafayı takan sadece Elizabeth değildir. Meslektaşı Amy erkekleri baştan çıkartmakta ustadır ve yakışıklı Scott’u kimseye kaptırmak istemez. Diğer yandan beden eğitimi öğretmeni Russell da Elizabeth’e asılmaktadır. Çılgın öğretmen Elizabeth, bin türlü dalavere ile bütün bu işleri ve pek tabii öğrencileri idare eder.

Başrollerini Cameron Diaz, Justin Timberlake, Lucy Punch, John Michael Higgins ve Jason Segel’ın paylaştığı filmin yönetmen koltuğunda televizyon filmleri ve dizilerle tanınan Jake Kasdan otururken, senaryoda The Office dizisinin senaristleri Gene Stupnitsky ve Lee Eisenberg’in imzası var.

Cameron Diaz - Kötü Öğretmen

Cameron Diaz - Kötü Öğretmen

Cameron Diaz - Kötü Öğretmen

Vizyon Filmleri kategorisine gönderildi | , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Öykü Akay iddialı geliyor

Öykü AkaySinemalarda büyük ilgi toplayan “Konak” adlı korku-gerilim filmindeki rolüyle dikkat çeken genç oyuncu Öykü Akay sessiz ama iddialı adımlarla geliyor. “Konak”taki başarılı performansından sonra “Genco” adlı televizyon dizisinde kamera karşısına geçen Öykü Akay, sonbahar kış sezonunda yeni projelerde izleyici karşısına çıkmaya hazırlanıyor.

Bilfen Lisesi’ni bitirdikten sonra MSM’de oyunculuk dersleri alan genç oyuncu, disiplinli ve özverili çalışmasıyla her türlü zorluğun üstesinden gelmeye hazır olduğunu söylüyor. İdealinin kalıcı ve uzun soluklu bir televizyon dizisinde oynamak olduğunun altını çizerek, “Eğitimimle işimi bir arada götürmeye kararlıyım” diyor.

Haber Merkezi kategorisine gönderildi | , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Bennu Gerede boşandığı eşiyle tatilde

Bennu Gerede boşandığı eşiyle tatilde

6 Mayıs’ta boşanan fotoğrafçı Bennu Gerede ile işadamı Cem Büyükhanlı Bodrum’da baş başa tatil yapıyor.

Fotoğrafçı Bennu Gerede (40), 6 Mayıs’ta boşandığı ortaya çıkan işadamı Cem Büyükhanlı’yla (37) Bodrum’da baş başa tatil yapıyor. Bir yıl önce dedesi Hüsrev Gerede’nin Teşvikiye Meydanı’ndaki anıtı önünde sevgilisi Büyükhanlı’yla romantik bir sokak düğünüyle hayatını birleştiren Gerede’nin sessiz sedasız boşanmasının gündeme gelmesi büyük şaşkınlık yaratmıştı.

Bodrum’da teknede baş başa tatil yapan çift, önceki gün teknelerine giderken objektiflere takıldı. Birlikteliklerinin ilk gününden bu yana objektiflere aşk dolu ve seksi pozlar vermeyi tercih eden çift, Bodrum tatilinde de çok mutlu görünüyordu.

“Boşanmışsınız, doğru mu?” sorusuna “Hayır, ayrılmadık” yanıtını veren Gerede, “Gördüğünüz gibi teknede tatil yapıyoruz. Ayrılmadık, beraberiz. Her şey yolunda… Ayrılık söylentilerini kim çıkardı bilmiyorum ama çok kızdım, çok şaşırdım. Komutanları, generalleri bıraktılar da bize mi sıra geldi şimdi! Gördüğünüz gibi birlikteliğimiz sürüyor, beraberiz ve mutluyuz. Dost kaldığımız iddiası var. Biz burada teknede aşk yaşıyoruz ama dostuz öyle mi? İnsanlar böyle bir furya yaratıyor” diye konuştu.

“Peki resmi bir boşanma işlemi olmadı mı?” sorusuna ise Gerede ile Büyükhanlı, “Her şey gördüğünüz gibi” yanıtını verdi. Çiftin resmi olarak 6 Mayıs’ta yollarını ayırdıkları, sonra yeniden bir araya geldikleri öğrenildi. Gerede’nin önceki 2 evliliğinden 4 çocuğu bulunuyor.

Haber Merkezi, Tatil ve Gezi kategorisine gönderildi | , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın