Kategori: Söyleşiler

Merve Boluğur: Ayşegül’ün oyunları bitmez, çünkü o bundan keyif alıyor

FacebookTwitterGoogle+LinkedInPinterestPaylaş

Merve Boluğur“Küçük Sırlar”da, “Acemi Cadı” dizisindeki gibi Ayşegül adlı bir karakteri canlandırıyorsunuz. İki Ayşegül’ü kıyaslamanızı istesem, neler söylersiniz?

– Aralarında kıyaslanamayacak kadar büyük farklar var. “Acemi Cadı”daki Ayşegül sevimli, nahif ve çocuksuydu, daima arkadaşlarını düşünürdü. “Küçük Sırlar”ın Ayşegül’ü ise entrikacı, gözü kara, amaçlarına ulaşmak için dişiliğini kullanan bir kız…

Siz de seyirciler kadar kızıyor musunuz Ayşegül’e?

– Ayşegül’ün içinde büyük fırtınalar kopuyor ama o bunları sadece yalnızken yaşıyor. Başkalarının yanında hislerini bastırabilen, güçlü bir karakter Ayşegül. Çok küçükken yaşadıkları, onun güçlenmesine neden olmuş ve hayattaki duruşunu etkilemiş. Ama içten içe gerçek sevgiyi arıyor, sevilmek istiyor.

Ayşegül’ün bu kadar kötü olmasının nedeni ne gerçekten?

– Aile ortamında büyümemiş, gerçek sevginin ne olduğunu bile bilmiyor. Hayatında tutunacak sadece annesi var, ondan da istediği şefkati göremiyor. Ali’nin de onu terk etmesi, Ayşegül için büyük bir yıkım oluyor, çünkü yalnızlığa tahammülü yok. Yaptığı herşeyin temelinde, sevgisizlik ve saygısızlık yatıyor.

Ailesi ve arkadaşlarına oyunlar oynamaya daha uzun süre devam edecek sanırım…

– Ayşegül’ün oyunları bitmez, çünkü o bundan keyif alıyor. Ayşegül’ü Ayşegül yapan en belirgin özellik bu.

Ayşegül son bölümlerde Ali’yle pek uğraşmıyor. Bu fırtına öncesi sessizlik mi acaba?

– Hep beraber izleyip göreceğiz. Şimdilik başka hedefleri var.

Ayşegül, Ali’ye ona olan büyük aşkı yüzünden mi bu kadar tepkili, yoksa Ali artık hırs mı oldu onun için?

– Sevdiği gencin başkasına gitmesine tahammül edemiyor. Yalnızlıkla baş başa kalmak ve istenmemek dayanılmaz duygular onun için. Tabii işin içinde popülerlik ve “en iyi olma” arzusu da var…

“Acemi Cadı” dizisiyle geniş bir hayran kitlesi edindiniz. Aynı kitleden bu yeni rolünüz için ne gibi tepkiler geliyor?

– “Acemi Cadı”, daha çok çocuklara hitap eden bir projeydi ve çok sevildi. “Küçük Sırlar”, daha geniş bir kitleye ulaşıyor, geri dönüşler de çok olumlu. Özellikle oyunculuğum adına güzel şeyler duyuyorum. Ayşegül sivri bir karakter olmasına rağmen çok sevildi. İmajı da benimsendi. Bunlar da beni çok mutlu ediyor.

Tags : , , , ,

Merve Boluğur moda trendlerini anlatıyor

Merve BoluğurMerve Boluğur ‘Acemi Cadı’ dizisiyle hayatımıza girmişti. Güzel oyuncu Kanal D’de yayınlanan yeni dizisi Küçük Sırlar’da da başarısını sürdürdü. Her zaman televizyon izleyicisinin beğenisini kazanmayı bilen Merve Boluğur, kişisel yaşamında yer alan, sevdiği moda trendlerini anlattı.

Bu sezon başında aldığınız ilk ürün…
– Yırtık tayt ve tulum.

Yakında almayı planladığınız ürün…
– Kısa bot.

Sezonun en sevdiğiniz trendleri…
– Ceketler, taytlar, deriler ve renkli ojeler.

En sevdiğiniz aksesuvar…
– Güneş gözlüğü.

En sevdiğiniz çanta markası…
– Chanel.

Tercih ettiğiniz jean markası…
– Diesel.

En sevdiğiniz tasarımcılar…
– Alexander McQueen, Fendi, Zeliha Kaçar.

En iyi alışveriş arkadaşınız…
– Kendim.

Ucuz kaçış noktalarınız…
– Zara, Atlas Pasajı, Polo Garage.

Alışverişe çıktığınızda mutlaka uğradığınız mağazalar…
– Zara, Topshop, Miss Sixty, Harvey Nichols.

Eskiyene kadar giydiğiniz parçalar…
– Jean.

Alışveriş yaparken en nefret ettiğiniz şey…
– Mağazanın kalabalık olması ve beğendiğim şeyin bedeninin kalmaması.

En çok aldığınız ürün…
– Tayt, ayakkabı, güneş gözlüğü.

Cumartesi gecesi için en sevdiğiniz kıyafet…
– Moduma göre değişir.

Habersiz çıkan bir davete giymek için kurtarıcınız olan parça…
– Parliament mavisi elbisem.

Vazgeçemediğiniz klasikler…
– Deri ceket ve Chanel çanta.

Tags : , , , ,

Şebnem İşigüzel ile başkalarının acısına bakmak üzerine…

Şebnem İşigüzelYazar Şebnem İşigüzel son romanı Kirpiklerimin Gölgesi’nde 11 yaşında annesini öldüren bir kız çocuğunun gözünden dünyaya bakıyor. İşigüzel, “Başkalarının acılarına bakmayı bilmiyoruz. Edebiyat, hayatın ayıplarıyla yüzleşmemizi sağlar” diyor.

Böyle bir konuda yazma fikri nasıl oluştu?

Bu benim hikâyem. Bunu anlatmak zor olacak ama ben romandaki çocukla aynı yaşlardayken özel bir evde tutuluyordum. Anlarsınız işte çocuklardan hoşlanan adamların gelip gittiği özel bir ev. Sonra, pencereleri tıpkı romandaki gibi demirli bu evden kaçmayı başardım. On altı yaşına kadar İstanbul’un batakhanelerinde yaşadım. Şimdiki kocamla, kendisi bildiğiniz gibi tanınmış bir fotoğrafçı, bu batakhanelerde foto röportaj tarzı bir iş yaparken tanıştım. Buradan kurtulmama yardımcı oldu. Okuma yazmayı on altı yaşından sonra öğrendim. Eğitim almaya bu yaştan sonra başladım. Ardından ilk kitabım Hanene Ay Doğacak’ı yazdım ve 1993 yılında Yunus Nadi Öykü Ödülü’nü kazandım. Bana inandınız mı? Hikâyeme inandınız mı? İşte bu romanı yazma fikrini bana veren, üç yıl önce Seul’de yaptığım ‘Roman ve Hayalgücü’ konulu konuşmamın başlangıcı. Kendi uyduruk hayat hikâyemi anlatırken, salonun sessizliği ve gerginliği bu roman fikrinin ilk işaretini çaktı. Sonra sözünü ettiğiniz o zavallı kız çocuğu, bana romanımın ilk cümlesini hediye etti.

Peki bir çocuğu ‘kötü’ yapan nedir?

Çocuklar çok doğal. Doğal oldukları için de vahşiler. Ama çocukların saflığından söz edebiliriz elbette. Onları tuzağa düşüren işte bu. Bence kötülük iki şekilde var olur. Ya doğuştan getirisiniz onu, o zaman yazık size… Ya da devlet, sistem, aile, çevre sizi kötüleştirir. O zaman da yazık size.

Read more

Tags : , , , ,

Sinem Kobal ile Küçük Sırlar dizisi üzerine söyleşi

Sinem Kobal - Küçük SırlarKanal D’nin yeni gençlik dizisi “Küçük Sırlar” kısa sürede izleyicinin beğenisini kazanırken tartışmaların da odak noktasına oturdu. Yapımcılığını Timur Savcı’nın, yönetmenliğini Kerem Çakıroğlu’nun üstlendiği dizide başlıca rolleri Sinem Kobal, Burak Özçivit, Birkan Sokullu, Merve Boluğur, İpek Karapınar ve Kadir Doğulu paylaşıyor. Senaryosunu Nükhet Bıçakçı ve Aylin Alıveren’in yazdığı “Küçük Sırlar”, İstanbul’un zengin ailelerinin çocuklarının sıradışı, gösterişli ve ışıltılı hayatının hikayesini anlatıyor.

“Küçük Sırlar”ın baş karakterlerinden Su rolünde kamera karşısına geçen Sinem Kobal, dizinin setinde olup bitenleri, neden bu kadar ilgi gördüğünü, bir karakterin portresini çizerken nelere dikkat ettiğini anlattı.

Şimdiye kadar oynadığınız iki proje de Türkiye’nin en uzun dizileri arasında yer aldı. Bu konuda şanslı olduğunuzu düşünüyor musunuz? Sizce bunun nedeni iyi proje kokusu almanız mı?

Şanslı biri olduğuma inanıyorum ama hiçbir şeyin de şans eseri olmadığını düşünüyorum. Bütün bu başarı gerçekten iyi bir ekip çalışması olarak ortaya çıktı. Hiçbirini kişisel başarı olarak görmüyorum. En önemli şey içimin ne söylediği… Şu ana kadar hislerim beni yanıltmadı. Umarım hep böyle devam eder.

“Küçük Sırlar” dizisine neden evet dediniz?

Çok küçük yaştan beri bu piyasanın içindeyim ve birçok projede yer aldım. Bir oyuncuyu en heyecanlandıran şeyin farklı karakterler canlandırmak olduğunu düşünüyorum. Bundan önceki dizide “Selena” gibi fantastik bir karakteri oynadım. Sonrasında “Romantik Komedi” filminde deli dolu, çılgın, patavatsız, çapkın, komedi unsuru yüksek bir karakteri canlandırdım.

Öncelikle senaryosu okuduğumda beni çok heyecanlandırdı. Sonrasında Su karakteri bugüne kadar canlandırdığım karakterlere göre çok farklıydı. Ve tabii ki Tim’s Productions, çok güvendiğim bir yapım şirketi… Diğer projelerden farklı bir dünyasının ve renkleriyle çık sık rastlanmayan bir iş olması ve ekip… Bu sebeplerin hepsi beni diziye yakınlaştıran ve kabul ettiren özelliklerdi.

Su’ya benzer yönleriniz var mı?

Su gerçekten ismi gibi çok duru ve yeri geldiğinde dinlendiren, yeri geldiğinde dalgalarıyla herşeyi altüst eden, dünyanın içindeki iyilikten kopmadan büyüyen biri. Ve aslında 18 yaşında olmanın verdiği heyecan ve sevincin onun karakterini ve yaşamını dizi süresince nasıl etkileyeceğini göreceğiz. Bu dizi içerisinde Su’nun değişimlerini izleme fırsatımız olacak.

Read more

Tags : , , , , , , , ,