Kategori: Kültür Sanat

Ertuğrul Özkök yeni kitabını imzaladı

FacebookTwitterGoogle+LinkedInPinterestPaylaş

Ertuğrul Özkök

Ünlü gazeteci ve yazar Ertuğrul Özkök kadın girişimcilerle buluştu. Özkök Türkiye Kadın Girişimciler Derneği’nin düzenlediği kahvaltıda kadın girişimcilerle bir araya geldi ve bir konferans verdi.

Ertuğrul Özkök konuşmasının başlangıcında şunları söyledi: “Kafamda Çetin Altan’ın bundan 30 yıl önce okuduğum yazısı vardı. Bugüne Çetin Altan’ın da dediği gibi ‘Ben her sabah kendimi bir kadın jürisinin önünden geçecekmiş gibi hazır hissetmek isterim.’ Deneyimli gazeteci son dönemde çok heyecanlı olduğunu ve yakın zamanda üniversitede derslere başlayacağını anlattı.

Dersinin adını “Zamanın Ruhu” koyduğunu söyleyen Ertuğrul Özkök: ”Hayat boyu gençlere sistematik düşünceyi öğretenlere kaotik düşünceyi, irrasyonaliteyi anlatmak istiyorum.” dedi. Konferansın bitiminden sonra son kitabı ‘Tuhaf’ı imzalayan Özkök’ün çok keyifli olduğu gözlendi.

Tags : , , ,

Şebnem İşigüzel ile başkalarının acısına bakmak üzerine…

Şebnem İşigüzelYazar Şebnem İşigüzel son romanı Kirpiklerimin Gölgesi’nde 11 yaşında annesini öldüren bir kız çocuğunun gözünden dünyaya bakıyor. İşigüzel, “Başkalarının acılarına bakmayı bilmiyoruz. Edebiyat, hayatın ayıplarıyla yüzleşmemizi sağlar” diyor.

Böyle bir konuda yazma fikri nasıl oluştu?

Bu benim hikâyem. Bunu anlatmak zor olacak ama ben romandaki çocukla aynı yaşlardayken özel bir evde tutuluyordum. Anlarsınız işte çocuklardan hoşlanan adamların gelip gittiği özel bir ev. Sonra, pencereleri tıpkı romandaki gibi demirli bu evden kaçmayı başardım. On altı yaşına kadar İstanbul’un batakhanelerinde yaşadım. Şimdiki kocamla, kendisi bildiğiniz gibi tanınmış bir fotoğrafçı, bu batakhanelerde foto röportaj tarzı bir iş yaparken tanıştım. Buradan kurtulmama yardımcı oldu. Okuma yazmayı on altı yaşından sonra öğrendim. Eğitim almaya bu yaştan sonra başladım. Ardından ilk kitabım Hanene Ay Doğacak’ı yazdım ve 1993 yılında Yunus Nadi Öykü Ödülü’nü kazandım. Bana inandınız mı? Hikâyeme inandınız mı? İşte bu romanı yazma fikrini bana veren, üç yıl önce Seul’de yaptığım ‘Roman ve Hayalgücü’ konulu konuşmamın başlangıcı. Kendi uyduruk hayat hikâyemi anlatırken, salonun sessizliği ve gerginliği bu roman fikrinin ilk işaretini çaktı. Sonra sözünü ettiğiniz o zavallı kız çocuğu, bana romanımın ilk cümlesini hediye etti.

Peki bir çocuğu ‘kötü’ yapan nedir?

Çocuklar çok doğal. Doğal oldukları için de vahşiler. Ama çocukların saflığından söz edebiliriz elbette. Onları tuzağa düşüren işte bu. Bence kötülük iki şekilde var olur. Ya doğuştan getirisiniz onu, o zaman yazık size… Ya da devlet, sistem, aile, çevre sizi kötüleştirir. O zaman da yazık size.

Read more

Tags : , , , ,

Marilyn Monroe kesinlikle “aptal sarışın” değildi

Marilyn Monroe

Filmlerdeki ‘aptal sarışın’ rolleriyle ünlenen Marilyn Monroe’nun günlükleri, okuma notları, şiirleri ve fotoğraflarının yer aldığı ‘Fragmanlar’ adlı kitap, efsanenin kültür delisi olduğunu belgeleriyle ortaya koyuyor.

Marilyn Monroe’nun günlükleri, yazıları, şiirleri, okuma notları ve fotoğrafları ‘Fragments / Fragmanlar’ adıyla yayımlanıyor.

The Independent gazetesinin haberine göre, ‘Fragmanlar’ ile sinema tarihinin en güzel aktrislerinden olan Monroe’nun James Joyce, Walt Whitman ve Samuel Beckett tutkunu bir edebiyatsever olduğu da kanıtlanmış olacak.

Vaktiyle elinde James Joyce ve Walt Whitman kitaplarıyla pozlar verip kendi hakkındaki önyargıları ti’ye alan Monroe’nun, geniş ilgii alanı da kitapta ortaya çıkıyor.

36 yaşında intihar ederek ölen ünlü oyuncuyu yakından tanıyanlar onun tutkulu bir okuyucu, New York’ta yaşarken müze gezip tiyatrolara giden bir kültür delisi olduğunu belirtiyor.

Monroe’yu ‘açığa vurulmamış’ ve ‘gizemli’ olarak tanımlayan Michelle Morgan, ”Her ne kadar aptal sarışın rolleriyle izleyici karşısına geçse ve insanlar onu o rollerle bağdaştırsa da, o merak uyandıran ve kendini yenilemeye çalışan bir stardı’ dedi.

George Bernard Shaw, Tennessee Williams, Ernest Hemingway, F. Scott Fitzgerald ve John Steinbeck gibi önemli isimlerin bulunduğu büyük bir kütüphanesi olan efsane yıldızın sonbaharda çıkacak kitabı başka alanlarda yazdıklarını da içeriyor.

Rönesans sanatıyla ilgili okumaları sırasında aldığı notlar, mektupları, fotoğrafları, üçüncü eşi oyun yazarı Arthur Miller’le ilişkisi hakkında günlüğüne aldığı notlar da kitapta yer alacak.

Tags : , , , , , , , , ,

Agatha Christie tutkunlarına çizgi roman…

Agatha Christie çizgi romanlarıNTV Yayınları’nın Çizgi Roman Polisiye Klasikleri serisinin üçüncü kitabında Agatha Christie’nin iki klasiği Nil’de Ölüm ile Malikanedeki Esrar var.

Nil’de Ölüm adını taşıyan ilk bölümde Belçikalı dedektif Hercule Poirot’un Mısır’daki macerasına tanık oluyoruz. Agatha Christie’nin ilk romanı Styles’ta okurlarla buluşan Poirot, Nil nehrindeki bir cinayeti yine kendine özgü “küçük gri hücreler” yöntemiyle çözecek.

“Malikanede Esrar” adını taşıyan ikinci bölümde ise Scotland Yard’da görevli Başmüfettiş Battle’ın cinayet çözme çabasına yer verilecek.

Çizgi Roman Polisiye Klasikleri serisinin Haziran ayında yayınlanan ikinci kitabında da Agatha Christie’nin dünyaca ünlü iki eseri Şark Ekspresi’nde Cinayet ile Gizli Düşman’a yer verilmiş; o kitap da çizgi roman ve polisiye tutkunlarının yoğun ilgisiyle karşılaşmıştı.

Çevirisi Sevin Okyay’dan

Agatha Christie’nin iki kitabının çevirisini de polisiye edebiyatının Türkiye’deki önemi isimlerinden Sevin Okyay yaptı. Bugüne kadar yaptığı çalışmalarla Türk okurunun yeni yazarlarla tanışmasını sağlayan, polisiye türünün edebiyat dünyasında daha saygın yer edinmesine katkı sağlayan Sevin Okyay, dokuz yıldır NTV Radyo için Cinayet Masası adlı programı hazırlamasıyla tanınıyor.

Tags : , , , , ,

Romancı gözüyle Kudüs ve İsrail – Filistin çatışması…

Ayşe Karabat - Kudüs'ün Gönüllü Sürgünleri

Ayşe Karabat Ortadoğu’da uzun yıllar habercilik yapan bir gazeteci. Karabat bugünlerde “Kudüs’ün Gönüllü Sürgünleri” adlı ilk kitabıyla Kudüs’ü bu kez bir romancı gözüyle satırlarına taşıyor.

Today’s Zaman’ın yazarlarından biri olan Ayşe Karabat’ın kitabı, Kudüs’te gazetecilik yapan Filistinli mülteci Nadya ile İstanbul’da yaşayan Iraklı doktor Saad’ın aşklarını ele alınıyor. Romanın arka kurgusunda ise bitmek bilmeyen İsrail – Filistin çatışması, işgaller, yaşanan acılar ve intihar saldırıları konu ediliyor.

Kudüs’te habercilik yaptığı dönemlerde hep ölümden ve çatışmadan söz ettiklerini anlatan Ayşe Karabat hayatının bu dönemi hakkında şunları söylüyor: “Oysa bu roman oradaki hayat üzerine çünkü orada herşeye rağmen insan onuruna yakışır bir biçimde hayat mücadelesi veren, barış mücadelesi veren insanlar var. Soğukkanlı analiz yapıyoruz belki ama hem İsrail toplumunu hem Filistin toplumunu bir bütün olarak algılıyoruz, oysa değiller. Ben o bölgedeki barış çabalarını da çok önemsiyorum. Dolayısıyla bu kitapta vicdani retçiler var, barış gönüllüleri var fakat bunların da ötesinde dünyanın neresinde olursanız olun bütün çatışmalarda şöyle bir şey var; çatışan taraflar birbirlerini insanlığından soyutlayarak aktarıyorlar ve birbirlerinin hikayelerini çok dinlemek istemiyorlar. Oysa ki edebiyat, taraflara birbirlerinin hikayelerini anlatmaya yardımcı olabilir diye düşünerek bu kitabı yazmaya karar verdim.”

Ayşe Karabat “Kudüs’ün Gönüllü Sürgünleri”nin yazım süreci ile ilgili olarak ise şu açıklamalarda bulunuyor: “Sürekli çatışma içinde olmak çok zordur, özellikle habere kalbinizle gönlünüzle yaklaşıyorsanız… O kadar çok ruhunuzu acıtan, kalbinizi inciten şeyle karşılaşıyorsunuz ama insanlık onuruna yakışır bir mücadele vermeye çalışan insanlarla da karşılaşıyorsunuz. Bazen bazı yerlerden belli hikayeleri anlatırken onları tekrar yaşadığım için çok zorlandığım yerler oldu. Ancak karakterlerim bir süre sonra kendi bağımsızlıklarını ilan edip benim planladığım kurgunun da dışına çıkarak kendi öykülerini dikte ettirmeye başladılar. O aşama da beni kalben yordu diyebilirim. Yazma sürecinde bazen tıkandığım yerler oldu tabii. Sonuç olarak bu benim ilk romanım ama zorlukları hem gazetecilikten gelen deneyimim hem de edebiyatçı arkadaşlarımın yardımıyla aştım sanırım.”

Ayşe Karabat Kudüs aşığı olduğunu söylüyor. Karabat’a göre bir insan ilk gördüğünde ya Kudüs’e aşık oluyor ya da ondan hiç hoşanmıyor. Bunun ‘Kudüs Sendromu’ denilen bir hastalık olarak da tanımlanabileceğini söyleyen genç yazar Kudüs’le ilgili şu görüşlerini aktarıyor: “Ben Kudüs sendromuna tutulmuş olan insanlardanım. Kudüs’ü çok seviyorum dolayısıyla bu romanda istedim ki Kudüs’te benim sevdiğim yerlere okuyucuyu da götürebileyim, Kudüs’te bir gezintiye çıkartabileyim istedim.”

Karabat, “Kudüs’ün Gönüllü Sürgünleri”nde Yaser Arafat, Ariel Şaron, İsrail ordusu, Hamas, intihar bombacıları, barış gönüllüleri, Yahudi gelenekleri, Filistin alışkanlıkları, vicdani retçiler, yerleşimciler, Hamas’ın öldürülen ruhani lideri Şeyh Yasin, Kudüs sokakları, kutsal mekânlar ve müdavimlerine ‘Play it Sam’ dedirten Barood Bar da diğer karakterler olarak okuyucunun karşısına çıkıyor.

Tags : , , , , , , , ,

Demet Evgar Kimdir? Yeni Projeleri Neler?

Demet Evgar

Son olarak Cem Yılmaz imzalı “Yahşi Batı” filminde oynadığı Suzan McDyke rolüyle sinemadaki başarısını kanıtlayan Demet Evgar, konuk olduğu bir televizyon programında sanat merkezi açmayı planladığını söyledi.

Demet Evgar katıldığı bir televizyon programında bir sanat merkezi kurmak istediğini açıkladı. Güzel oyuncu projesiyle ilgili şunları söyledi: “Sanat merkezi kurma projem var. Yapmak istediğim, olacağına inandığım projeleri sunmak istiyorum, seneler sonra bunu neden yapmadım demek istemiyorum. Mesleğimi istediğim insanlarla istediğim şartlarda icra etmek istiyorum. Konservatuarın paralı olması aklıma yatan bir şey değil. Ben öğrencimden para almak istemem. Öğrenciden para kazanmaya inanmıyorum. Çok iyi niyetli yapanlar da var ama bunlar belki geçiş döneminden kaynaklanıyor”.

Demet Evgar kimdir? Demet Evgar’ı tanıyalım

İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümü mezunu olan Demet Evgar anlamlı bir gün olan 19 Mayıs 1980’de Manisa’da doğdu. Genç sanatçı daha yaşındayken Manisa’daki amatör bir tiyatroda sahneye ilk adımını attı. Konservatuvarda öğrenci olduğu yıllarda okul arkadaşlarıyla beraber Tiyatro Kılçık adında bir tiyatro topluluğu kurdu. Oyunculuğun yanında oyun yazarı olarak da çalışmalar yaptı. Daha sonra Kenter Tiyatrosu’nda ‘Aşk Çemberi’ adlı oyunda rol aldı.

Televizyon izleyicisi Demet Evgar’ı “Aslı ile Kerem”, “Bütün Çocuklarım” ve “Emret Komutanım” dizilerinden tanıyor. Başarılı oyuncu televizyon dizilerinin yanı sıra “Banyo”, “Beyza’nın Kadınları” ve “Güneşi Gördüm” gibi sinema filmlerinde rol aldı. Demet Evgar 2009 yılında en başarılı ilerinden biri olan Yahşi Batı filminde takdir edilen bir oyunculuk gösterdi. Son dönemlerde televizyonun sevilen dizlerinden biri olan “1 Kadın, 1 Erkek”de “Zeynep” karakterini canlandırıyor.

(web sinema)

Tags : , , , ,

Adana’da ücretsiz sinema atelyesi…

Adana'da ücretsiz sinema atelyesi

Adana’da düzenlenen ücretsiz sinema atelyesinde 21 genç ücretsiz sinema eğitimi almaya başladı. Zeynep Ünal (Festival Koordinatörü), Natali Yeres (Sanat Yönetmeni), Zafer Doruk (Öykücü), Ali Düşenkalkar (Oyuncu), Ruhi Sarı (Oyuncu), Kenan Korkmaz (Görüntü Yönetmeni), Tayfun Pirselimoğlu (Yönetmen), Tufan Şimşekcan (Kısa Film Yönetmeni), Ozan Sihay (Grafik-Tasarımcı) gibi alanında önemli sinemacıların verdiği eğitim hem teorik hem pratik uygulamayla yaz boyu devam edecek.

Sinema ve kısa film tarihi, senaryo yazımı, kamera ve ekipmanlarının kullanımı, sinema eleştiri türleri, adobe premiere ve after effects programları, kısa film çekimi ve uygulama derslerinin yer aldığı sinema atölyesi İnisiyatif Sanat Kafe ve Akdeniz Sinema Kolektifi sayesinde Adana’daki gençlerle sinemacıları buluşturma şansı yakalamış oldu.

Tags : , , , , , , , , , , , , ,

Lady Godiva efsanesi…

Kadınlar dünyayı yönetir derler diye bir özdeyiş vardır. Hiçbir erkek bunu kabul etmese de bu iddia doğrudur. Güzel ve akıllı bir kadının dünyada yapamayacağı hiçbir şey yok. Günümüzde kadın haklarının kısmen de olsa kabul edildiği, en azından kanun karşısında kadın ve erkeğin eşit kabul edildiği bir dönemde kadınların birşeyleri başarması daha kolay gözüküyor. Peki ya tarihte de dediğini yaptıran kadınlar vardı desek. Erkeklerin dünyasında dediğini yaptıran kadınlara tarihteki en güzel örneklerden biri Lady Godiva’dır. Ortaçağın karanlık dünyasında, 11. yüzyılda tüm egemenlik erkek cinsine aitken erkeklerin bile yapamadığı bir işi bir kadın başarmıştı: Lady Godiva. Üstelik bu kadının başardığı işi en cesaretli erkekler bile başaramazdı. Yaşadığı bölgeye uygulanan vergilerin indirilmesini talep eden genç kadın doğruduan doğruya eşi olan Lord’a kafa tutmaktaydı.

11. yüzyılın İngiltere’sinde feodal derebeylik düzeni devam ederken en büyük toprak sahiplerinden biri olan Lord Leofric the Dane, Warwickshire bölgesinin ve içindeki Coventry kentinin tek sahibidir. Lord kendisinden çok genç ve güzel Lady Godiva ile evlidir.

Lord Leofric the Dane tüm topladığı vergileri savaşa harcamakta, savaşların ise ardı arkası gelmemektedir. Lord yükselen savaş masraflarını karşılamak için halka uygulanan vergileri devamlı arttırır. Lady Godiva ise bu uygulamaya karşı çıkar ve Lord’a vergilerin indirilmesi için talepte bulunur.

Lord topraklarında çalışan köylüleri insan olarak bile görmemektedir. Lorda göre köylüler düşük ahlaklı kimselerdir. Lady Godiva ise halkın ahlaklı olduğu ve köylülerin bu davranışı haketmediği düşüncesindedir. Lord ve güzel eşi aralarında bir iddiaya girer. Lady Godiva üzerine hiçbir şey giymeden bir atın üzerinde Coventry’nin sokaklarında gezecektir. Orada yaşayanlar ona bakmaz ve evlerine girerlerse Lord köylülere uyguludığı vergileri düşürecektir.

Kady Godiva dediğini yapar ve şehrin sokaklarında dolaşır. Onu gören halk vücuduna bakmamak için hemen evlerine girip kapılarını kapatır. Bu genç Lady’nin iddiayı kazandığı anlamına gelir ve Lord vergileri düşürmeyi kabul eder. Dünyayı erkekler yönetiyor gibi gözükse de arka planda her zaman bir kadın vardır düşüncesi böylece bir kez daha doğru çıkmıştır.

Tags : , , , ,

Adana Altın Koza Festivali ertelendi

Adana Altın Koza Film FestivaliAdana Altın Koza Festivali İsrail saldırısı ve Hatay’daki terör olayları nedeniyle ertelendi. Ülkemizin en önemli sanat etkinliklerinden biri olan ve bu yıl 17.sinin gerçekleştirileceği Altın Koza Festivali 7 – 13 Haziran tarihleri arasında yapılacaktı. Adana Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan açıklamaya göre İsrail’in Türk yardım gemilerine saldırısı ve Hatay’ın İskenderun ilçesindeki terör saldırısı nedeniyle ertelenen 17. Altın Koza Festivali ileri bir tarihte yapılacak. Her yıl düzenlenen festival Türkiye’de ve dünyada büyük ilgi görüyor.

Adana Altın Koza Festivali’nin ertelendiği haberi Adana Büyükşehir Belediyesi’nin resmi web sitesinde yer aldı. Sitede yapılan açıklamada masum insanların öldürülmesine, insani yardım malzemesi taşıyan gemilerin bombalanmasına neden olan İsrail ile askerlerimizi şehit eden terör örgütünü şiddetle kınadığı ifade edildi.

Adana Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Mustafa Tuncel festivalin ertelenmesiyle ilgili olarak şunları ifade etti: “İsrail’de ve İskenderun’da yaşanan insanlık ayıbı saldırılar nedeniyle, bu yıl 17.’si gerçekleşecek olan Altın Koza Film Festivali’ni ileri bir tarihe erteleme kararı aldık. Dünyada ve ülkemizde insanlar kan ağlarken, bizim eğlenmeye hakkımız yok. İsrail’i ve terör örgütünü kınıyor, her iki saldırıda şehit düşenlere Allah’tan rahmet diliyorum”. (webci)

Tags : , , , , ,

63. Cannes Film Festivali başladı

Cannes Film FestivaliBu yıl 63’üncüsü düzenlenen Cannes Film Festivali başladı. Festival her yıl uluslararası boyutta düzenleniyor ve dünyanın en saygın film festivali olarak görülüyor. Festivale katılan konuklar ilk gün düzenlenen törenle festival başkanı Gilles Jacobs ve festival genel sekreteri Thierry Fremaux tarafından karşılandı.

Festivalde ilk gösterime giren film “Robin Hood” oldu. Filmin yönetmenliğini Ridley Scott yapıyor, başrolleri ise Russell Crowe ve Cate Blanchett paylaşıyor.

63. Cannes Film festivali bu yıl başlatılan uygulamayla 8 ayrı dilde internette de izlenebiliyor. Festival 23 Mayıs 2010 tarihinde sona eriyor.

Festivalde jüri başkanlığını bu yıl yönetmen Tim Burton yapacak. Festivalde bu yıl Türk filmi yarışmıyor.

Bu yıl ‘Altın Palmiye’de yarışacak filmler ve yönetmenleri şunlar:

– ‘Another Year’ (Mike Leigh)
– ‘Biutiful’ (Alejondro Gonzales Inarritu)
– ‘Copie Conforme/Certified Copy’ (Abbas Kiarostami)
– ‘Des Hommes et des dieux / Of Gods and men’ (Xavier Beauvois)
– ‘Fair Game’ (Doug Liman)
– ‘Hors la Loi / Outside of the Law’ (Rachid Bouchareb)
– ‘La Nostra Vita / Our Life’ (Daniele Luchetti)
– ‘La Princesse de Montpensier / The Princess of Montpensier’ (Bertrand Tavernier)
– ‘Lung Boonmee Raluek / Uncle Boonme Who Can Recall His Past Lives’ (Apichatpong Weerasethakul)
– ‘Outrage’ (Takeshi Kitano)
– ‘Poetry’ (Lee Chang-Dong)
– ‘Rizhao Chongqing / Chongqing Blues’ (Wang Xiaoshuai)
– ‘Schastye Moe / My Joy (Sergei Loznitsa)
– ‘Szelid Teremtes – a Frankenstein Terv / Tender son – The Frankenstein Project (Kornel Mundruczo)
– ‘The Housemaid’ (IM Sangsoo)
– ‘Tournee / On tour’ (Mathieu Amalric)
– ‘Un homme qui crie / A screaming man’ (Mahamat-Saleh Haroun)
– ‘Utomlyonnye Solntsem 2: Predstoyanie / The Exodus- burnt by the sun 2’ (Nikita Mikhalkov)

(web sinema)

Tags : , , , , , ,